“YARARLANILACAK GAZETECİLER DEVREDE”

Balyoz Darbe Planı davasında kararların açıklanmasından sonras bazı gazeteci ve köşe yazarları kararları itibarsızlaştırmak için harekete geçti.
Balyoz Darbe Planı, Taraf Gazetesi tarafından deşifre edildiğinde, darbe planlarının yanında hangi gazetecilerin bu süreçte darbecilere yardım edeceği, Balyozcuların deyimi ile “Yararlanılacak Gazeteciler” ismi de ortaya çıkmıştı.

“Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini, cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmek” suçuyla Balyoz sanıklarının hüküm giymesi sonrası medyada mahkemenin verdiği kararların sulandırılması ve itibarsızlaştırılması üzerine yayınlar yapılmaya başlandı.

Yener Dönmez de bugünkü yazısında Balyoz Darbe Planı’nın açıklandığı günlerde gündeme gelen “Yararlanılacak Gazetecileri” hatırlattı.

İşte Dönmez’in “Yararlanılacak Gazeteciler Devrede” başlıklı analizi;

Balyoz, Ergenekon gibi davaların konjonktürel olarak yapıldığı, amacın AK Parti’yi rahatlatmak olduğu bütün süreç boyunca iddia edilip durdu. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği karar bu propagandayı berhava etti.

MAHKEMEDE “DARBE SUÇU” YARGILANDI

Mahkeme, darbe suçunu yargıladığını, bunun konjonktürle ilgisi olmadığını verdiği kararla tescilledi.

“Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini, cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmek” şeklindeki cümleler hakimin ağzından döküldüğü an Cumhuriyet Tarihi açısından bir ilki yaşadık.

İlk kez hükümete karşı işlenen darbe suçu gerçek bir darbe yargılamasıyla mahkum edilmiş oldu.

Medya, ağlayan aileler ya da ceza rakamlarını üst üste toplamak gibi sığlıklarla uğraşadursun; verilen kararın Türk Tarihi açısından önemi doktora tezleri ve tarih kitaplarında hak ettiği kıymette ele alınacaktır.

Sürecin başından beri Türkiye’deki sağduyulu herkes olaya büyük önem vererek yaklaşmış, eli kalem tutanlar yazılarıyla destek vermiş, halk kitlesi başta referandum olmak üzere seçimlerde devrilmek istenen partinin arkasında durmuştur.

Özetle polis de, savcı ve hakim de, millet de Türkiye’nin geleceği açısından en kritik noktada üzerlerine düşeni yapmışlardır.

Bu topyekün bir kararlı duruşun sonucudur.

BALYOZ SÜRECİ ÖÇ ALMA MANTIĞIYLA İŞLETİLMEDİ

Balyoz süreci hiçbir zaman iddiaların aksine öç alma mantığıyla işletilmemiştir.

Aksine cezalar açıklandığında Balyoz’un hedefindeki kesimler olayı sükunetle karşılayan kesimlerdir.

YARARLANILACAK GAZETECİLER DEVREDE

Ancak, isimleri Balyoz belgelerinde “yararlanılacak gazeteciler” olarak geçenlerin, bu nitelemeyi hak etmek için canhıraş biçimde çabaladıklarını görmekteyiz.

Uğur Dündar, Yılmaz Özdil, Mustafa Mutlu, Mehmet Tezkan, Ruşen Çakır, Ümit Zileli, Mehmet Yakup Yılmaz, Emin Çölaşan gibi ismi darbe sürecinde ve sonrasında “yararlanılacak gazeteciler” listesinde geçen “gazeteci”ler, topyekün canhıraş biçimde Balyoz sanıklarını savunmaktadırlar.

Bu isimler bütün süreç boyunca, gazetecilik sınırlarını aşarak “savunma makamı” gibi hareket etmiş, köşelerini çarşaf çarşaf Balyoz sanıklarının avukatlarına açmışlardır.

DARBE, TÜRKİYE’DE İLK KEZ YARGILANDI VE MAHKUM EDİLDİ

Türkiye’de darbe ilk kez gerçek anlamda yargılandı ve mahkum edildi.

Bu saydığım gazeteciler tarih önünde açıkça “darbecilerin” safında yer aldılar.

Kimse kimseyi kandırmasın.

Balyoz Semineri denilen toplantının resmi ses kayıtlarında bile bir darbenin adım adım planlandığı ortadadır.

Darbeci askerlere destek veren gazeteci de darbecidir, cuntanın sesidir…

Çetin Doğan, Balyoz seminerindeki resmi ses kaydında; “Hükümetin ve meclisin kendisine çekidüzen verdirici ben onu söyleyeceğim şeyde Genelkurmay Başkanına, Kuvvet komutanına diyeceğim ki siz meclisi ve hükümeti uyarıcı bu gidişe dur deyici bir ültimatom verin gerekirse. Gerekirse çağırın bu işin sonu b..ktur işte sonunuz böyledir. Bu konuda gerekli tertip ve tedbirleri alın.” demektedir.

İşin sonu “b..ktur”la kastettiği şeyin darbe olduğunu söylememe gerek yok herhalde.

Kurmay heyetinin karşısında böylesine konuşan bir “orgeneral”in emri altındakileri seçilmiş hükümete karşı kışkırtması bile tek başına onun karşısında yer almayı gerektirir.

“Yararlanılacak gazeteciyseniz” ayrı tabi.

Org. Ergin Saygun, sırf ismi “Hırka-i Şerif” olmasından dolayı bir semte rahat müdahale edebileceklerini söylüyor kayıtlarda.

Sonra da çıkıp haktan bahsediyorlar.

Belki de darbe olsa, mübarek Hırka-i Şerif’i de o semtle birlikte yok edecekler.

Yine bir başka paşa Engin Alan “Hemen olayın yani kararın verildiği gece biraz evvel Yalçın paşa söyledi, önce liderleri hemen toparlamamız lazım. Süratle bir gece yapılacak özel bir operasyonla bu liderleri derhal toparlayıp bir defa bu yangını kaynağından halletmek lazım” sözleriyle yeni bir Yassıada oluşturacaklarını açıkça ilan ediyor.

Çetin Doğan’ın, “Kamu kurum ve kuruluşlarının silahlı kuvvetlerin denetimine girmesi lazım” sözleri ve ardından gelen belediye başkanlarının tutuklanması talimatları ise işin ne kadar detayına inildiğini gösteriyor.

İşte “yararlanılacak gazetecilerin” ağlayan aile fotoğrafları yayınlayarak ve “vatan sağolsun” sözlerinden kahramanlık hikayeleri çıkartarak yanlarında saf tuttukları Balyoz Darbecileri bunlar…

Darbe ne kadar bunların genlerine işlemişse o kadar da basının genlerine işlemiştir.

“Yararlanılacak gazeteciler”den yararlanma sürüyor..

0 cevaplar

Cevapla

Tartismaya Katilmak Istermisiniz?
Lutfen Katkida Bulunun!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir