Yazılar

SohbetKraL

Soz..

Yaşadığın yeri cennet yapamadığın sürece, kaçtığın her yer cehennemdir.

Trabzonspor Fenerbahçe’yi ağırlıyor

Spor Toto Süper Lig’in 22. haftasında Trabzonspor sahasında Fenerbahçe’yi ağırlıyor. Hüseyin Avni Aker Stadı’ndaki maçı hakem Bülent Yıldırım yönetecek.

F.BAHÇE SERİYİ SÜRDÜRMEK İSTİYOR

Deplasmanda Trabzonspor ile karşılaşacak Fenerbahçe, rakip sahadaki galibiyet serisini sürdürmek istiyor. Ligde 2013 yılında deplasmanda oynadığı 2 maçı da kazanan sarı-lacivertliler, Trabzon karşılaşmasından da 3 puanla dönmeyi hedefliyor. Deplasmanda en son 16. haftada Galatasaray’a 2-1 mağlup olan Fenerbahçe, ligin ikinci yarısında dış sahada 19. haftada Gaziantepspor’u 2-1, 21. haftada da Mersin İdmanyurdu’nu 1-0 yenerek son iki deplasmanda 6 puan kazandı.

MEIRELES CEZALI

UEFA Avrupa Ligi’nde BATE Borisov maçında 4. dakikada kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bırakan Raul Meireles, ligde de sarı kart cezalısı olduğu için Trabzonspor maçında forma giyemeyecek. Mersin İdmanyurdu maçında 4. sarı kartını görerek cezalı duruma düşen Portekizli futbolcu, BATE Borisov maçının ardından İstanbul’a döndü. Bu arada, ligde 3’er sarı kartları bulunan Gökhan Gönül, Cristian ve Semih Şentürk, Trabzonspor maçında sarı kart görürlerse cezalı duruma düşecek. UEFA Avrupa Ligi’nde bu sezon Atletico Madrid takımıyla oynadığı için statü gereği BATE Borisov maçında Fenerbahçe forması giyemeyen Emre Belözoğlu’nun Trabzonspor maçında ilk 11’de oynaması bekleniyor. Nijerya Milli Takımı ile Afrika Uluslar Kupası’nda yaşadığı şampiyonluğun ardından henüz takıma katılmayan Joseph Yobo, tedavileri süren Mehmet Topuz ve Sezer Öztürk, 21 kişilik Trabzonspor maçının kadrosuna alınmayan Krasic, Orhan Şam ve genç Beykan Şimşek de forma giyemeyecek.

TRABZONSPOR’DA SON DURUM

Tolunay Kafkas, Fenerbahçe maçında Sivasspor maçı kadrosuna oranla değişikliğe gidecek. Zokora’nın kırmızı kart cezası nedeniyle forma giyemeyeceği maçta sakatlıktan yeni çıkan Zeki Yavru, eşinin rahatsızlığı nedeniyle hafta boyunca Almanya’da bulunan Halil’in yanı sıra, bir çok antrenmanda düz koşu yapan Volkan Şen’in de forma giymesi beklenmiyor. Giray – Bamba ikilisinin Sivasspor maçındaki hataları nedeniyle Mustafa’nın tekrar defansa döneceği, Serkan’ın da Gaziantepspor maçında çok başarılı olduğu ön libero mevkiinde görev alabileceği belirtildi.

TARAFTARLARDAN ÖZEL HAZIRLIK

Trabzonspor taraftar grupları da Fenerbahçe maçı için özel hazırlık yapıyor. Teknik Direktör Tolunay Kafkas ve futbolcuları Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nden Avni Aker Stadyumu’na kadar meşalelerle donatacakları konvoyla getirmeyi planlayan taraftarlar, maç sırasında da hem şovlarını yapacak, hem de şike ve teşvik davası nedeniyle Fenerbahçe’ye tepkilerini dile getirecek. Fenerbahçe maçlarında gelenek olduğu üzere 34’üncü dakikada siyah balonlar uçurmayı planlayan bordo – mavili taraftarlar, 61’inci dakikada ise stadyumu adeta karnaval yerine çevirecek. Bu arada taraftar temsilcilerinin, maça gelecek kişilere “Beyaz forma giyin” çağrısı yaptığı öğrenildi.

BÜLENT YILDIRIM’LA KAZANAMIYORLAR

FIFA kokartlı hakem Bülent Yıldırım, bugüne kadar 4 kez Trabzonspor – Fenerbahçe maçlarında düdük çaldı. İki tanesi Avni Aker’de 2’si ise Şükrü Saraçoğlu’nda oynanan maçlarda Fenerbahçe 8 gol atarken, bordo – mavililer 3 gol kaydedebildi.

MUHTEMEL 11’LER

TRABZONSPOR

Onur
Celustka
Mustafa
Bamba
Cech
Serkan
Yasin
Adrian
Alanzinho
Olcan
Henrique

FENERBAHÇE

Volkan
Gökhan
Bekir
Egemen
Ziegler
Kuyt
Mehmet Topal
Cristian
Emre
Sow
Webo

Stat: Avni Aker
Hakem: Bülent Yıldırım
Saat: 19:00

Aybaba’nın yeğenini dövdüler!

Protokol tribününde taraftarların sert tepkileri gözlenirken, yönetime yönelik ağır sözlerde bulunan bazı taraftarlarla protokol tribünündeki bir görevli arasında gerginlik yaşandı.
LİG TV’de yayınlanan Maraton programda Şansal Büyüka “Tribünde küfreden gruba ‘Ben Samet Aybaba’nın yeğeniyim, küfretmeyin’ diye müdahale eden bir kişiyi hastanelik edene kadar dövmüşler. O kişi şu anda hastanede tedavi altında” şeklinde açıklama yaptı.

DOĞRULAMA!
Aybaba’nın yeğeninin tribünlerdeki taraftarlar tarafından dövüldüğünü Samet Aybaba’nın kızı Gülşen Aybaba twitter hesabından doğruladı.

Bakandan HES çıkışı

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, HES projelerine ilişikin sert açıklamalarda bulundu.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu , Antalya’da Orman ve Su İşleri Bakanlığı bünyesindeki kurum yetkilileri ile Mardan Palace Hotel’de koordinasyon kurulu toplantısına katıldı.

Toplantıda Antalya Valisi Ahmet Altıparmak, Ak Parti Antalya Milletvekili Sadık Badak ve ile kurum temsilcileri yer aldı. DSİ 13’üncü Bölge Müdürü Türkay Özgür, DSİ projelerine ilişkin bilgi verdiği sırada hidroelektrik santrallerinin elektrik enerjisi üretimi konuları gündeme geldi. Bu sırada bölge müdürünün sözünü kesen Bakan Veysel Eroğlu, Öztürk’e seslenerek, “Gerekirse orman bölge müdürünü de yanına al git, bütün HES ‘leri dolaş. Usulsüzlüğe aykırı bir durum görüyorsanız eğer, gerekli uyarılarda bulunun. Eğer uymuyorlarsa yetkiniz var yürütmeyi durdurun. Durduramıyorsanız da bize bilgi verin biz durdururuz” dedi.

ADAM GİBİ ÇALIŞSINLAR

Usule uygun davranmayanlar için para cezalarının 15 bin liradan başlatıldığına da değinen Bakan Eroğlu, şöyle devam etti, “Uyarın. Adamlarda bizi sıkıntıya sokmasınlar, adam gibi çalışsınlar, kim olursa olsun” diye tepki gösterdi.

Gömbe, Uçarsu gibi alanlarda hassasiyetlerin olduğundan da bahsedilen toplantıda Bakan Eroğlu, “Hassasiyet varmış, nedir bakın, iptal eder geçeriz” dedi.

PAPARAZZİLERDEN KAÇARKEN KAZA YAPTI

PAPARAZZİLERDEN KAÇARKEN KAZA YAPTI
Grammy ödüllü ünlü şarkıcı Chris Brown, paparazzilerden kaçarken, aracının kontrolünü kaybederek kaza yaptı.

Grammy ödüllü ünlü şarkıcı Chris Brown, paparazzilerden kaçarken kaza yaptı.

Polis, Beverly Hills’te paparazzilerin takibinde olan Brown’ın, siyah Porsche marka aracının kontrolünü kaybederek kaza yaptığını açıkladı.

Brown’un geçen ay California’da park yerinde bir adama saldırdığı yönündeki iddialar soruşturuluyor.

BAŞBAKAN’DAN ‘ATAMA’ AÇIKLAMASI

Başbakan Erdoğan, Şubat ayı içinde öğretmen ataması yapılacağına yönelik iddialara açıklık getirdi.

Kayseri’de, aralarında Erciyes Kayak Merkezi’nin de yer aldığı tesislerin toplu açılış törenine katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasında ”Hükümet olarak, 2023 yılına, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yıl dönümüne ilişkin çok yüksek hedefler belirledik ve bu hedeflere emin adımlarla ilerliyoruz.

Biz göremesek de bizden sonraki nesiller için şimdi yine önemli bir tarihi, 2071 yılını da bir hedef olarak koyduk. Biz bu yolda da hazırlıklarımızı yapıyoruz. Yani torunlarımızın torunu, inşallah 2071’i farklı yaşayacak” dedi.

Başbakan Erdoğan, ”Bir Selçuklu, bir Osmanlı, aynı zamanda modern bir Cumhuriyet şehri olan Kayseri’nin 2023 hedeflerinde olduğu gibi 2071 hedeflerinde de öncü olacağına yürekten inanıyor, Kayseri’ye bu ruhla, bu anlayışla yatırımlar yapıyoruz” şeklinde konuştu.

ŞUBAT ATAMASI DİYE BİR ŞEY YOK

Tören sırasında ”Şubat ataması bekliyoruz” diye kendisine seslenen bir vatandaşla ilgilenmesi için AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş’ı görevlendiren Başbakan Erdoğan, aynı kişinin öğretmen atamalarıyla ilgili soru sorması üzerine, ”Ben sizi aldatan olmayacağım. Şimdi sizler şu anda öğretmen olmuşsanız, mesleğin içindeyseniz, bunlardan dolayı, eş durumuna ilişkin Şubat tayinleriyle ilgili açıklamayı yaptık. Öğretmenliğe adım atmamış olanlarla ilgili atılmış adımımız yok, böyle bir şey şu anda speküle ediliyor. Tekrar imtihanlara girin, hakkınızı kazanın. Şubat ataması diye bir şey yok, sizi aldatmayalım. Ağustos’ta atama yapacağız ama kazanan için yapacağız” diye konuştu.

BARÇA’DAN RAKİBİNE YARIM DÜZİNE GOL

Barcelona, 45 yıl sonra Camp Nou’da oynadığı gündüz maçında rakibini rahat bir oyun ve skorla mağlup edip şampiyonluk yolunda bir haftayı daha geride bıraktı.

İspanya La Liga’nın 23. haftasında Barcelona ve Getafe karşı karşıya geldi. 85 bin kişi önünde gündüz oynanan maçta Barcelona, Camp Nou’da ağırladığı Getafe’yi 6-1’le geçti.

Karşılaşmanın henüz 6. dakikasında Alexis Sanchez’in golüyle öne geçti. Bu gol Alexis Sanchez’in kariyerindeki 50. gol oldu. 13. dakikada Lionel Messi’nin golüyle devreyi önde kapatan Barcelona, ikinci yarıya yine hızlı başladı. 58. dakikada David Villa’nın golüyle rahatlayan Barcelona, Cristian Tello’nun 79. dakikada attığı golle farkı artırdı. Getafe’den Adrian Vazquez 83. dakikada takımın tek golünü attı. Bu golün ardından Andreas Iniesta ise 90. dakikada, Gerard Pique ise 90+2. dakikada attığı golle tabelayı belirledi.

İŞTE MAÇIN ÖZETİ VE GOLLERİ

1965 yılından bu yana ilk kez Camp Nou’da bir gündüz maçına çıkan Barcelona bu sonuçla puanını 62’ye çıkardı. Getafe ise 29 puanda kaldı.

Barcelona gelecek hafta Granada ile deplasmanda karşılaşacak. Getafe ise kendi sahasında Celta Vigo ile zorlu bir 3 puan mücadelesine girişecek.

EMNİYET’TEN DHKP-C RESTİ: İNANMAYAN NOTER GÖTÜRSÜN

CHP’li Tanrıkulu, DHKP-C’nin 11 çelik kapısını yalanlamak istedi, randevu verdi, sonra vazgeçti. İstanbul polisi ise, iddialara meydan okudu.

İstanbul polisi, DHKP-C operasyonunda basılan 11 çelik kapılı binanın yerinde durduğunu belirtiyor ve “İsteyen her kişi yanına noter alarak o binalara gidebilir” diyor.

Akşam manşetten DHKP-C terör örgütünün 11 çelik kapılı merkezinin görüntülerini yayınladı. Birçok kanal haber programlarında bu görüntülere yer verdi. O görüntüler günlerdir yazılıp, çizilen “Çelik kapılar nerede?” tartışmalarına da cevap oldu. Haberle ilgili CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’ndan dün bir telefon geldi. “Oralarda çelik kapı yok. Ben oraya gideceğim. Gelin birlikte bakalım” dedi. İşte sonrasında yaşananlar…

Bunun üzerine muhabir arkadaşım Mete Yılmaz’ı hemen Okmeydanı’nda bulunan Gençlik Federasyonu Derneği’nin yakınında bir yere yolladım. Tanrıkulu, yine polisin operasyon yaptığı, örgütün kontrolündeki Temel Haklar Derneği’nde olduğunu söyleyerek muhabirimizi oraya çağırdı. 1 dakika içerisinde Akşam muhabiri derneğe varmıştı. Sezgin Tanrıkulu ile kapıda karşılaştılar. Kendisini tanıtarak geldiğini söyledi. Tanrıkulu muhabirimize, “Acil işim çıktı. Toplantım var. Sen telefonunu ve mailini ver ben fotoğrafları sana atarım” cevabını verdi. Ancak hiçbir fotoğraf gönderilmedi.

NEDEN VAZGEÇTİ?

En başından beri DHKP-C operasyonuna karşı çıkan CHP’nin, Genel Başkan Yardımcısı’nın terör örgütünün karargahları olduğu iddia edilen bir binada ne işi vardı. Sabah erken saatlerde telefon açarak “Gelin oraya gidelim” diyen Tanrıkulu, 11 çelik kapılı Gençlik Federasyonu’na gitmekten neden son anda vazgeçti. Kısa süre kaldığı Temel Haklar Derneği’nde ne konuşuldu? Kendisine orada ne söylendi de apar topar Okmeydanı’nı terk etti?

Konuyla ilgili üst düzey emniyet kaynaklarıyla bir görüşme yaptım. Kendilerinden çok eminler. “İsteyen her kişi yanına noter alarak o binalara gidebilir. Operasyona katılan 300 polis orada yaşananlara şahittir. Operasyonla ilgili tüm bilgiler ve görüntüler savcılık makamıyla paylaşılmıştır. Bizce hiçbir soru işareti ve şüphe uyandıracak bir şey yoktur” diyorlar.

En öldürücü toplumsal zehirlenme olayı

Zararları saymakla bitmiyor.. Şimdi bırakmanın tam zamanı
Sigara tiryakiliğinin, en öldürücü toplumsal zehirlenme olayı olduğu belirtildi. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzman Dr. Evren Toprak, her sigarada vücut için zehirli, tahriş edici, kanser yapıcı ya da kanserin ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı 4 binden fazla kimyasal madde bulunduğunu söyledi.
Uzman Dr. Evren Toprak, bunlardan en az 81 tanesinin doğrudan kansere neden olduğunun ispatlandığını belirterek şöyle konuştu:
“İnsanları sigaraya bağımlı hale getiren madde nikotindir. Nikotin, kalp atışlarını hızlandırır tansiyonu yükseltir, kanın pıhtılaşma riskini artırır. Sigara dumanındaki karbonmonoksit gazı, kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltır, dokular yeterince oksijen alamadığından egzersizde çabuk yorulma ortaya çıkar. Erkeklerde tüm kansere bağlı ölümlerin yüzde 35’inin kadınlarda yüzde 15’inin nedeni sigaradır.” Dr. Evren Toprak, akciğer kanserine bağlı ölümlerin yüzde 90’ının nedeninin sigara olduğunu belirterek şunları söyledi: “Sigara içmeyen ancak dumanına maruz kalanlarda akciğer kanseri riski 3 kat artmıştır. Sigara içenlerde akciğer kanseri dışında ağız, dil, dudak, gırtlak, yemek borusu, pankreas, mesane, böbrek, prostat ve rahim ağzı kanseri riski 30 kat artmıştır.” Sigaranın, kronik bronşit ve amfizem gibi nefes darlığı yapan akciğer hastalıklarının en önde gelen sebebi olduğunu vurgulayan Dr.Toprak, bu hastalıklardan ölüm riskinin sigara içmeyenlerden 40 kat fazla olduğunu kaydetti. Sigara içenlerde kalp krizi geçirme riskinin 10 kat arttığını ifade eden Dr.Toprak, kan dolaşımı ve damarlar üzerine etkileri nedeniyle beyin damar hastalıkları ve felç riskinin arttığını söyledi.
Sigara içen kadınlarda, düşük yapma, erken doğum, düşük doğum ağırlıklı bebek doğurma, kısırlık, doğum kontrol hapı kullanan grupta kalp krizi geçirme riski yüksek olduğunu anlatan Dr. Evren Toprak, sözlerine şöyle devam etti: “Erkeklerde kısırlık ve iktidarsızlığa neden olur ülser riski artar, iyileşme gecikir. Ciltte kuruma, sedef hastalığı, gözde katarakt ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Sigara içenlerin kemikleri yoğunluk kaybeder kırıklar daha kolay olur.” Sigaranın 4 binden fazla zehirli, tahriş edici ve kansere yol açan kimyasal madde içerdiğini söyleyen Dr. Evren Toprak, bu kadar maddenin yanı sıra tütündeki nikotinin bağımlılık yapma özelliğine sahip olduğunu belirtti. Nikotinin meydana getirdiği bağımlılık nedeniyle diğer kimyasal maddelerin de vücuda alındığını kaydeden Dr.Toprak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nikotin çok güçlü bir psikolojik uyarıcı ajandır. Bağımlılık ortaya çıkarma özelliği açısından eroin, kokain ve alkolden hiç farkı yoktur. Sigarayı ilk kez deneyen her üç kişiden biri tek bir sigara ile bağımlı hale gelmektedir. Bir sigara içildiğinde, ortalama 10 saniye gibi kısa bir sürede yanaktan emilen nikotin, beyne ulaşır ve eroin, kokain gibi maddelerin etkilediği merkezi uyararak bazı hormonların salınmasına neden olur. Bu da zevk alma, gevşeme, sakinleşme, konsantrasyon artışı gibi değişikliklerin ortaya çıkmasını sağlar. Ödül gibi gelen bu değişikliklerin devam etmesi için vücudunuz daha çok nikotin istemeye başlar. İçtiğiniz sigaranın sayısı giderek artar. Çünkü nikotinin meydana getirdiği etkilere karşı vücutta tolerans gelişir.”
Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Evren Toprak, sigara kullanımının, hekim yardımı ile üstesinden daha rahat gelinebilecek tıbbi bir bozukluk olduğunu söyledi. Nikotinin psikolojik bağımlılığın yanı sıra fiziksel bağımlılık da yaptığını anlatan Dr.Toprak, şöyle konuştu:
“Sigara içilmediğinde vücuttaki nikotin miktarı azalır ve vücut bunun yoksunluğunu duymaya başlar. Yaklaşık üç hafta süren huzursuzluk, uykusuzluk, bazen uykuya eğilim, sinirlenme, aşırı tepki verme, bazen kabızlık, konsantrasyon güçlüğü gibi sorunlar yaşanabilir. Bu yoksunluk belirtileri her üç kişiden ikisinde görülebilir, şiddeti kişiden kişiye değişir. Bu dönem aynı zamanda sigara içme isteğinin en yoğun olduğu dönemdir ve genellikle kişi en çok bu dönemde zorlandığı için sigaraya yeniden başlar.” Sigara içenlerde ödül gibi hissedilen değişikliklerin devamını sağlamak için tekrarlanan sigara içme eyleminin zamanla alışkanlık halini aldığını kaydeden Dr.Toprak, sigarayı bırakmaya çalışırken günlük hayatındaki pek çok şeyin kişiye sigarayı hatırlatacak ve istek uyandıracağını söyledi. Sigara bırakıldığında 2-3 hafta süren fiziksel yoksunluk belirtilerinin yanı sıra günlük hayattaki sigarayı çağrıştıran unsurların da zorlayacağını belirten Dr. Toprak, sözlerini şöyle tamamladı: “Hatta fiziksel yoksunluk belirtileri ortadan kalktıktan sonra da kendini hissettirecektir. Unutulmaması gereken püf nokta şudur, sigarayı bırakmaya çalışan kişinin zorlanması, nikotin bağımlılığının beklenen bir sonucudur. Kişilik yapısıyla ilişkisi yoktur. Dolayısıyla zorlanmak ya da bırakmayı deneyip tekrar başlamak iradesizlik anlamına gelmemelidir. Sigara bırakma çabası içindeyken kendinizi yargılamadan ve suçlamadan mücadele etmelisiniz. Bu süreci kronik tekrarlama eğilimi olan bir hastalıktan iyileşmeye çalışmak olarak benimsemeniz çabanızı kolaylaştıracaktır. Sigara içen kişi, sigarayı kendi kendine bırakabilir.”

Topuk dikeni tedavisinde yeni yöntem

Sabahları yataktan ayağınızdaki ağrılar nedeniyle kalkamıyor, ilk birkaç adımda topuğunuzda zorlanma hissediyor ve yürüme güçlüğü yaşıyorsanız…
Sabahları yataktan ayağınızdaki ağrılar nedeniyle kalkamıyor, ilk birkaç adımda topuğunuzda zorlanma hissediyor ve yürüme güçlüğü yaşıyorsanız sorununuz topuk dikeni olabilir. Sorunun giderilmesinde yeni uygulanmaya başlanan PRP adlı yöntemin yüz güldüren sonuçları var.

Topuk dikeni, ayak tabanında bulunan, “Plantar fasia” adlı zarın kronik olarak zedelenmesisonucu oluşan bir sorun. Ayağın iç kısmında bulunan çukurluk sayesinde ayağa gelen yükler dengeli bir şekilde dağıtılarak yumuşak dokular ve kemiklere aşırı yük gelmesi önleniyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Cengiz Bahadır, “Ayak arkasının çökmesi, aşırı ayakta kalma, uzun yürüyüşler, kötü ayakkabı alışkanlıkları gibi nedenler taban zarınınaşırı gerilmesine yol açıyor” diyor. Kronik zedelenmeden kaynaklanan zarda kalınlaşma ile zarın topuk kemiğine yapışması sonucu yumuşak doku ödemi oluşuyor. Ayak taban zarınındaki bu romatizmal sorun, “Plantar fasiit” olarak adlandırılıyor. Hastalık ilerledikçe bu zar kalınlaşmaya başlıyor ve topuk kemiğine yapıştığı noktada kronik zedelenmeler ortaya çıkıyor. Vücut bu bölgede yeni kemik oluşturarak stresi azaltmaya çalışırken, oluşan kemik yapının sivriliği topuk dikeni olarak adlandırılıyor.

SABAH AĞRISINA DİKKAT!
Topuk dikeninin en önemli bulgusunun ağrı olduğu belirtiliyor. Bu ağrı kişiyi özellikle sabahları rahatsız ediyor ve hasta yataktan kalktığında bir süre topuğuna basamıyor. Hastalık ilerledikçe ağrılar gün içine yayılmaya başlıyor. Sert tabanlı ve topuklu ayakkabılar bu sorunda rahatsız edici olabiliyor. Ağır vakalarda ayakta durulan her an azap veriyor ve bu ağrılar dinlenme durumunda bile devam edebiliyor.

İLTİHAPLI OMURGA ROMATİZMASI OLABİLİR
Topuk dikeninin tanısı (henüz oluşmadığı plantar fasiit döneminde) iyi bir muayene sonucunda konuyor. Bu aşamada, MR ve ultrason görüntüleme ile taban zarında meydana gelen ödem ve kalınlaşma tespit ediliyor. Dikenin topuk kemiğinde zarın yapıştığı yerde oluşması halinde basit bir röntgen tanı koymada yeterli olabiliyor. Ayak altı ağrısı ve topuk dikeninin, iltihaplı omurga romatizmasının ilk bulgusu olabileceğine dikkat çekiliyor. Topuk arkasında meydana gelen ağrı ve tedaviye direnç bu sorunun mutlaka araştırılması gerektiğini gösteriyor.

CERRAHİNİN YERİ YOK
Topuk dikeni tedavisinde çok özel durumlar hariç cerrahinin yeri bulunmuyor. Hafif vakalarda antiromatizmal ilaçlar, aktivite kısıtlaması ve ayakkabı modifikasyonu yeterli olabiliyor. Özel tabanlıklar ile topuk kısmı delinmiş topuk desteklerinin de sorunun çözümünde işe yaradığı belirtiliyor. İnatçı vakalarda topuktan kortizon enjeksiyonu yapılıyor. Tedavinin kısa dönem sonuçları iyi olsa da yüzde 40-50′ lere yaklaşan oranda tekrarlama eğilimi bulunuyor. Bunda enjeksiyonun yanlış yere yapılmasının da rolü olduğu belirtiliyor. Doç. Dr. Cengiz Bahadır, “Bu nedenle bu tip iğnelerin ultrason görüntüleme ile yapılması gerekiyor” diyor. ESWT olarak adlandırılan şok dalgası son yıllarda sık kullanılsa da sonuçlarının kortizon iğnesine oranla daha kötü olduğu ve işlem sırasında hasta ağrı duyduğu için tercih edilmediği belirtiliyor.

TOPUK DİKENİ TEDAVİSİNDE YENİ YÖNTEM: PRP
Son yıllarda farklı tedavi alanlarıyla karşımıza çıkan, topuk dikeni tedavisinde ise yeni uygulanmaya başlanan PRP (Platelet Rich Plasma) trombositten zengin plazma anlamına geliyor. Bu yöntemde ilaç, hastanın kendi kanından hazırlanıyor ve hazırlanan solüsyon hastaya enjeksiyon olarak uygulanıyor. PRP sıvısının içerdiği yüksek oranlı büyüme faktörleri zedelenmenin olduğu plantar fasia ve topuk dikeni bölgesindeki yapıların hücrelerini uyararak o bölgedeki iyileşmeyi hızlandırıyor. Yakın geçmişte yapılan araştırmalar, farklı tedavilerle sonuç alınamayan topuk dikeni vakalarında yüz güldürücü sonuçlara işaret ediyor. Uygulama birer ay arayla iki kez yapılıyor. PRP tedavisinin etkilerinin; diz ve kalça gibi eklemromatizmaları ile tenisçi dirseği gibi tendon romatizmalarında ispatlandığını söyleyen Doç. Dr. Bahadır, “Artık topuk dikeni ve plantarfasiitin de PRP tedavisinin kullanım alanına girdiğini söyleyebiliriz” diyor. Tedavi bir çok inatçı kas ve iskelet sistemi hastalığında, ” Yeniumut” olarak değerlendiriliyor. Buna karşın tüm diğer tedavilerde olduğu gibi PRP tedavisinin de aktivite modifikasyonu ve uygun egzersiz programı ile desteklenmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

Böbrek taşını önlemenin 10 yolu

En sık görülen böbrek taşı türü ‘kalsiyum oksalat taşları’Böbrek taşlarından basit tedbirlerle korunmanın mümkün olduğunu ifade eden üroloji uzmanı Dr. Murat Tuğrul Eren, “Su için, protein alımını kısıtlayın, tuz ve gazlı içeceklerden uzak durun” dedi. Böbrekler, hayatın devam edebilmesi için atık maddelerin vücuttan atılmasını sağlıyor. Öte yandan vücut için gerekli olan bazı maddelerin seviyesini ayarlamak gibi filtre görevi de bulunan böbreklerde bu görevle ilgili mekanizmadaki sorunlara bağlı olarak taş oluşabiliyor. Bu mekanizmaların neden bozulduğu halen net olarak bilinmese de taş hastalığının beslenmeden genetiğe, yaşanılan coğrafyadan cinsiyete kadar çeşitli faktörlere bağlı olarak ortaya çıktığı düşünülüyor. Bazen sessizce bekleyen bu taşlar bazen de idrar yoluna düşerek hastaların dayanılmaz ağrılarla sağlık kuruluşlarına başvurmasına neden olabiliyor. Üroloji uzmanı Dr. Eren, en sık görülen böbrek taşı türünün ‘kalsiyum oksalat taşları’ olduğunu belirterek, “Böbrek taşlarının en tipik belirtisi ağrı oluyor ancak bazen de böbrek fonksiyonunu bozuncaya veya kalıcı hasarlar oluşturuncaya dek şikayet oluşturmadan sessizce büyüyebiliyor. Bu nedenle taş oluşumunu önlemek ve böbrekleri düzenli olarak takip etmek önem taşıyor”diye konuştu.

“BÖBREKLERİ SU İLE BESLEYİN”

Büyük bir çözelti olarak bilinen idrarın yaklaşık 50 maddenin çözülerek vücuttan atılmasını sağladığını ifade eden Eren, “Yeterince su içildiğinde idrarın yani çözeltinin miktarı artıyor ve daha fazla oranda madde çözülüyor. Böylece böbreklerde kristalleşme azalıyor, var olan küçük kristaller de atılıyor. Az su tüketildiğinde ise çözelti miktarı azalıyor ve taş oluşumuna neden olan kalsiyum, oksalat ve benzeri maddeler kristalleşmeye başlıyor. Bunlar zaman içinde taşa dönüşüyor. Günlük su tüketiminin yaklaşık 2 litre olması gerekiyor ancak herkes kendi tüketimini çıkan idrarı takip ederek ayarlayabiliyor. İdrarın mümkün olduğunca renksiz ve kokusuz olması, yeterince su tüketildiğini gösteriyor” dedi.

“PROTEİN ALIMINI KISITLAYIN VE TUZLA ARANIZI AÇIN”

Özellikle hayvani proteinlerin, kalsiyum ve oksalatın böbreklerden daha fazla ifrazına sebep sebep olduğunu anlatan Eren, “Böbrek taşı hastası olanların taşın şiddetine göre protein alımlarına dikkat etmeleri gerekiyor. Örneğin bir öğün hayvanil protein tüketen kişinin diğer öğünde lifli besinlere yönelmesi ya da sabah fazla peynir tüketen kişinin öğlen et yememesi lazım. Tuz, en sık görülen böbrek taşı bileşiminin elemanları olan kalsiyum ve oksalatın böbrekten daha fazla atılmasına sebep oluyor. Herkesin metabolizması, böbrek dinamiği, böbreğin içindeki idrar akımı farklılık gösterdiği için tuz tüketimi ile ilgili bir miktar önermek doğru olmuyor. Hastaların tuz kullanımını mümkün olduğunca azaltması gerekiyor” diye konuştu.

“LİMONU ÇOK SEVİN”

Böbrekte taş oluşumunu önlediği bilinen ‘sitrat’ maddesinin limonda bol miktarda bulunduğuna dikkat çeken Dr Eren, Her gün taze sıkılmış yarım veya bir limonun suyunun içilmesini tavsiye etti. Güçlü kemiklere sahip olmak için ihtiyacımız olan kalsiyumun böbrek taşına sebep olabileceği endişesine kapılmamak gerektiğinin altını çizen Murat Tuğrul Eren, yapılan son çalışmaların kalsiyum tüketiminin bu konuda önemli bir rol oynamadığını ortaya koyduğunu ifade etti. Hareket etmenin vücuttaki tüm mekanizmaları dengeli hale getirirken, hareketsizliğin ise tam tersi bir etki yaptığına dikkat çeken Eren, “Gün içinde her fırsatta yürüyen, haftada en az beş gün yarım saat düzenli yürüyüş yapan, markete yürüyerek gitmeyi tercih edenler hem kilolarını dengede tutuyor hem de böbreklerinin daha iyi çalışmasını sağlamış oluyor” dedi.

“Ne istifası…”

Aziz Yıldırım’dan istifaya ilk yanıtTaraftarlarla girdiği bilet kavgası nedeniyle kendisine sanal ortamdan tepki gösterip istifaya davet
eden kongre üyelerinin bazılarını telefonla arayan başkan Aziz Yıldırım’ın, “Beni ne diye istifaya
davet ediyorsunuz? İstifa falan etmeyeceğim, sonuna kadar savaşacağım” dediği öğrenildi.

Başkan Aziz Yıldırım, Gaziantepspor maçıyla başlayan ve bugüne kadar süren taraftar kapışmasında bir boyut daha yaşanmaya başladı. Önceki gün internet sitesinden tribün olayları yüzünden alınan cezaların liste şeklinde açıklanması ve Mersin’e gidecek olan taraftarların kulüp tarafından belirlenecek olması tepkileri arttırmıştı. Hatta taraftar grupları bilet için yönetime istekte bulunmuş ancak bu yönetim tarafından reddedilmişti. Sonrasında sosyal medya üzerinde patlayan büyük öfke üzerine sanal medyayı takip eden kulüp çalışanları başkan Aziz Yıldırım’ı bu durumdan haberdar etti.

Hazırlanan raporlarda camianın tanınmış kongre üyelerinin twitter hesaplarından kendisini istifaya davet etmelerini gören Yıldırım bu twitter hesaplarındaki tanıdıkları isimleri telefonla arayıp, “Beni ne diye istifaya davet ediyorsunuz? Kulüp için neler yaptığım ortada. İstifa falan etmeyeceğim sonuna kadar da savaşacağım. Beni kimse yıldıramaz. Sizin bu yazdıklarınızla da istifa etmem. Kimse de beni istifa ettiremez” diye tepki gösterdiği öğrenildi. Başkanın bu tepkisine kongre üyelerinin ise “İstifa etmemek senin görüşün. ‘İstifa et’ demek de bizim görüşümüz” diyerek hareketli kavgaların yaşanmasını önledikleri ortaya çıktı. Başkan Aziz Yıldırım’ın en az 40 kişiyi arayarak hep aynı tartışmaları yaşadığı öğrenildi.

Uçakta alkole yasak geliyor!

“Uçuş güvenliği tehlikeye giriyor” gerekçesiyle
Uçaklarda fazla miktarda alkol tüketen yolcuların, gerek uçuş güvenliğini tehlikeye sokması, gerekse seyahat esnasında huzursuzluğa sebep olmaları, hava yolu şirketlerinin bu alanda yeni düzenlemelere ihtiyaç duymasına yol açtı.

Özellikle uluslararası seyahat eden yolcuların, “Duty Free”lerden aldıkları alkollü içecekleri yolculuk esnasında tüketmeleri, yolcular arasında kavgalara sebep olurken, uçuş güvenliğini de ciddi biçimde tehlikeye sokuyor. Rus uçaklarında yaşanan “sarhoş yolcu” vakaları, bu konuyu tekrar gündeme getirdi.

RUSYA KISITLAMA GETİRİYOR

Rusya’da adeta ulusal güvenlik sorunu haline gelen ve bir türlü çözüm bulunamayan aşırı alkol tüketimi, bu kez uçaklarda sorun yaratmaya başladı.

Ocak ayında Moskova-Mısır seferini yapan yolcu uçağında, aşırı alkol alan bir yolcunun uçuş esnasında kabin memurunu dövmesi, uçakta panik yaşanmasına neden oldu. Yolculardan birinin olay anını cep telefonuna kaydederek internette paylaşması üzerine haber bültenlerine konu olan olay, Rus uçaklarında alkol sınırlamasını yeniden gündeme getirdi.

Duma Başkan Yardımcısı Sergey Jeleznyak, uçakta sarhoş halde dengesiz hareketlerde bulunan kişilerin diğer yolcular ve uçak için tehlike oluşturduğunu belirtirken, huzursuzluk çıkaran alkollü yolculara yönelik yasal yaptırımların ağırlaştırılması gerektiğini söyledi.

Bir diğer sarhoş yolcu vakası ise, “Aeroflot” şirketinin Moskova-Puket seferini yapan uçakta yaşandı. Aşırı alkollü iki yolcunun çıkardığı kavga nedeniyle uçak, Özbekistan’ın başkenti Taşkent’e zorunlu iniş yapmak zorunda kaldı. Olayın ardından kavgaya sebebiyet veren yolcular gözaltına alınırken, çıkartıldıkları mahkemece para cezasına çarptırılarak, Moskova’ya geri gönderildi.

ÖZBEKİSTAN’DA UÇAKLARDA İÇKİ YASAĞI

Özbekistan hava yolu şirketi, benzer vakaların önüne geçmek amacıyla uçaklara alkol sokulmasını yasakladı.
Özbekistan Uçuş Güvenliği Kontrolü Devlet Kurumu tarafından kabul edilen yeni düzenlemeye göre, Özbek Hava Yolları’na ait uçakların salonuna, hava alanlarındaki “Duty Free” dükkanlarından alınan içkilerin sokulması yasaklanırken, uçaklarda ikram edilen içki miktarına da kısıtlama getirildiği açıklandı.
Söz konusu düzenlemenin, son dönemde uçaklarda artan holiganlık ve uçuş güvenliğinin sağlanması amacıyla alındığı vurgulandı.

SARHOŞ YOLCU VAKALARI ARTIYOR

“Sarhoş yolcu” tehlikesi, sadece Rusya ve Özbekistan’a özel bir durum değil. Yakın dönemde, farklı hava yolu şirketlerinin uçak seferlerinde de benzer birçok olay yaşanmıştı.

İzlanda-ABD seferi yapan yolcu uçağında aşırı alkollü bir yolcu, diğer yolculardan birini dövmesi üzerine koltuğuna bantla bağlanmıştı.

2011’de ise İstanbul-Stocholm seferini yapan uçakta aşırı alkol alan İsveçli Anita Wattjersson’un acil çıkış kapısını açmaya kalkması, yolcular arasında paniğe neden olmuştu.

2008’de ise Yunanistan-İngiltere seferini yapan uçaktaki aşırı alkollü iki kadının “hava almak” için 10 bin metre yükseklikteki uçağın kapılarından birini açmaya kalkışması üzerine uçak, Frankfurt havaalanına acil iniş yapmak zorunda kalmıştı.

Uzmanlara göre sorunun giderilebilmesi ve bu tür vakaların önüne geçilebilmesi için, uçağa sarhoş binmeye çalışan yolcuların engellenmesi, uçak içinde servis edilen alkolde sınırlamaya gidilmesi ve “Duty Free”lerden alınan alkollü içkilerin, uçakta tüketilmesine izin verilmemesi gerekiyor.

Elektrik faturasında yüzde 15 indirim!

Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk’e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da yeni üyelik yapabilirsiniz. E-Posta Şifre E-Posta veya şifremi unuttum
Serbest tüketici limitini 5 kat aşağı çeken Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) sanayi kuruluşları ve ticarethanelere sağladığı ucuz elektrik uygulamasını meskenlere de açtı. EPDK 1 Şubat’ta 4628 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na dayalı olarak aldığı kararla serbest tüketici limitini yıllık 25.000 Kwh’ten 5.000 Kwh’e düşürdü. Uygulama ile elektrik faturası yaklaşık 150 TL’yi aşan tüketiciler, tedarikçisini değiştirmek suretiyle, elektriği daha ucuza satan perakende satış şirketlerinden yaklaşık yüzde 15 indirimle kullanabilecek.

2015 yılında serbest tüketici limitinin tamamen kaldırılacağını ifade eden ACTECON Rekabet ve Regülâsyon Danışmanlık firması ortağı ve Bilkent Üniversitesi Enerji Hukuku ve Politikası Öğretim Görevlisi Şahin Ardıyok, “12 yıldır sadece sanayi kuruluşları ve ticarethaneler elektriği indirimli kullanırken, uygulama 70 milyon tüketiciyi birinci derecede ilgilendirir hale geldi. Tüketiciler mevcut tedarikçisinden alacakları ‘borcu yok’ belgesi ile fiyatını uygun bulduğu yeni bir tedarikçi belirleyip, hemen uygulamadan yararlanabilir ve elektriği ucuz alabilirler. Tüketici ile tedarikçi arasında örnek sözleşmelerin olmaması ise bir sorun olabilir. Bu noktada gerek haksız rekabeti gerekse tüketicilerin kafasının karışmasını önlemek için EPDK’nın tüketicileri ne olduğunu anlamadıkları sözleşmelerden koruyucu önlemler alması gerekebilir” dedi.

‘AMAÇ REKABET’
Ardıyok, uygulamadan bugüne kadar 27 binden fazla sanayi kuruluşu ve ticarethanenin yararlandığına dikkat çekti. Ardıyok, “Amaç üretimi ve perakende satışı rekabete açmak” dedi.

Bu ünlüyü tanıdınız mı?

818355 detay - Bu ünlüyü tanıdınız mı?
Televizyonun sevilen oyuncusu çocukluk fotoğrafını sosyal medyada takipçileriyle paylaştı

Muhteşem Yüzyıl’ın Hürrem Sultan’ı Meryem Uzerli çocukluk fotoğrafını Instagram sayfasında paylaştı. Bir takipçisi Uzerli’nin fotoğrafının altına ‘Bakışlar hiç mi degişmez’ notunu düştü.