Yazılar

ESED’DEN İSRAİL SALDIRISIYLA İLGİLİ AÇIKLAMA

İsrail’in Suriye yaptığı saldırı sonrası Esad suskunluğunu ilk kez bozdu.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, İsrail’i Suriye’deki “istikrarı bozmak”la suçlarken, Çarşamba günü gerçekleşen hava saldırısının İsrail’in gerçek yüzünü gösterdiğini söyledi.

AFP’nin Suriye resmi haber ajansı SANA’dan aktardığına göre, İran Ulusal Güvenlik KOnseyi Genel Sekreteri Said Celili’yle görüşen Esad, saldırının “İsrail’in yabancı düşman güçler ve Suriye topraklarındaki ajanlarıyla işbirliği halinde Suriye’deki istikrarı bozmak ve ülkeyi zayıflatmak olan gerçek rolünü” ortaya koyduğunu söyledi.

Çarşamba günkü saldırıyla ilgili olarak İsrail’den resmi bir açıklama gelmemişti.

Ancak Savunma Bakanı Ehud Barak Münih Güvenlik Konferansı’nda konuyla ilgili sorulara verdiği yanıtta, “Suriye’de birkaç gün önce olanlarla ilgili gazetelerde okuduklarınız dışında yeni bir şey söyleyemem” diyerek, saldırıyı İsrail’in gerçekleştirdiğini ima etmiş oldu.

Suriye’nin El İhbariye televizyonu ise dün akşam İsrail’in hava saldırısının ardından çekildiği öne sürülen bazı görüntüler yayınladı. Görüntülerde Şam yakınlarındaki araştırma tesisinde bulunan araçların tahrip olduğu binaların ise orta seviyede hasar aldığı görülüyor.

PKK’lılar ‘Asayiş’i ele geçirdi !

Suriye’deki karışıklıktan faydalanıp Esad’ın desteğini de arkasına alan PKK Suriye’nin asayişin ele aldı.
Suriye’nin kuzeyinde hakimiyet ilan eden PKK’nın bu ülkedeki uzantısı PYD, bir süre önce üzerinde Asayiş yazılı araçlarla bölgede devriye gezerek kontrol noktaları oluşturmaya ve bölgeye giriş çıkışlardan da haraç almaya başlamıştı.

Şimdi de de bölgede güvenliği sağlamak için ‘Asayiş Akademisi’ kurdu. PYD’nin kontrolündeki Rojave kentinde güvenliği sağlamak için Asayiş Akademisi adı verilen eğitim kampı ilk mezunlarını verdi.

PKK ve PYD’ye bağlılık yemini eden silahlı milisler üzerinde ‘Asayiş’ yazan üniformalarıyla Suriye topraklarında özerk bir yönetimin güvenlik güçleri gibi düzen sağlamaya başladı. Bu kişilerin büyük kısmının kadınlar olması da dikkat çeken bir ayrıntı oldu.

MAYINLI BÖLGEDE PETROL VE GAZ BEREKETİ

Bir aya kadar temizliği bitecek olan Suriye sınırındaki mayınlı arazilerde, hem petrol hem doğalgaz üretimi yapılabilecek yerler var.

Türkiye-Suriye sınırındaki mayınlı arazilerde hem petrol hem doğalgaz üretimi yapılabilecek alanlar olduğu belirtildi. Türkiye-Suriye sınırında bulunan mayınlı arazilerin temizlenmesine yönelik yürütülen ‘Alt Bölge Hazırlama’ çalışmalarının bir aya kadar tamamlanacağı bildirildi. GAP Bölge Kalkınma İdaresi (BKİ) Başkanı Sadrettin Karahocagil, temizleme çalışmalarının kısımlar halinde devam ettiğini ifade etti ve ‘Bu alanlarda enerji için kullanılacak sahalar var, ciddi doğal ve kültürel miraslar var. Hem petrol hem doğalgaz üretimi yapılabilecek yerler var’ dedi.

TARIM POTANSİYELİ VAR

Harran Üniversitesi (HRÜ) Ziraat Fakültesi Dekanı ve Alt Bölge Hazırlama Sorumlusu Prof. Dr. Mehmet Ali Çullu da Suriye ile Türkiye arasındaki mayınlı arazilerde ciddi toprak potansiyelinin bulunduğunu belirtti.

Prof. Dr. Mehmet Ali Çullu, ‘Yaklaşık 300-400 metre eninde, 700 kilometre uzunluğunda bir alan var. İçerisinde tarım potansiyeli çok yüksek olan alanlar, arkeolojik ve endemik bitki türlerinin yetişebileceği alanların yanı sıra ekonomik değeri çok yüksek bölgeler var’ dedi.

BAKANLIK TEMİZLİYOR

Tespit edilen alanların kendine özgü özelliğine göre işletmesine yönelik Kalkınma Bakanlığı’na da çeşitli işletme modelleri sunduklarını anlatan Prof. Dr. Çullu, söz konusu alanlarda izlenecek politikaların ise daha sonra devlet tarafından belirleneceğini sözlerine ekledi. 60 yıl önce Suriye sınırına yerleştirilen mayınların temizlenmesi görevi Milli Savunma Bakanlığı’nca yürütülüyor.

Türkiye’ye ağır suçlama!

İran medyası, Türkiye’ye yönelttiği ağır eleştirilere hız verdi…Mehr Haber Ajansına konuşan eski İranlı milletvekili Falahat Pisheh, bazı ülkelerin, Suriye’deki karışıklıkları Irak’a da yaymaya çalıştıklarını savunurken “Türkiye-Katar-Suudi Arabistan üçgeni”ni suçladı.

Söz konusu “üçgenin” Irak’ta karışıklıkları yaratmak için “güçlü bir çaba” içinde olduğunu iddia eden Pisheh, “Bu üç ülke, (Irak Başbakanı) Maliki ve politikalarından iki nedenle hoşnut değil” dedi ve bu nedenleri Maliki’nin “İran ile güçlü bağları” ve “Maliki’nin Suriye politikaları” olarak sıraladı. Pisheh, Maliki’nin Suriye ve İran politikalarının “Türkiye-Katar-Arabistan üçgeninin benimsediği müdahaleci politikaları”na benzemediğini de söyledi.

KURTLAR VADİSİ NE ZAMAN BİTECEK?

Bahadır Özdener, ekran başındakilerin en çok merak etiği soruya yanıt verdi…
Kurtlar Vadisi Pusu’nun senaristleri Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan Kanal 24’te yayınlanan Yiğit Bulut’la Sansürsüz programına konuk oldu.

“KURTLAR VADİSİ PUSU NE ZAMAN BİTECEK?”

Ekran başındakilerin de sosyal medya üzerinden katıldıkları programda en çok merak edilen konu Kurtlar Vadisi Pusu’nun ne zaman biteceğiydi. Diziyi haziran ayında bitecekmiş gibi yazdıklarını belirten Özdener şu ifadelere yer verdi: “Geçenlerde bir profesör ‘Kürt meselesi çözülmezse Kurtlar Vadisi bitmez’ demiş. Bu bölgede meseleler bitmez. Kurtlar Vadisi ne zaman biter biz bilmiyoruz. Bunun bir cevabı yok. Tabi Kurtlar Vadisi de her canlı gibi ölümü tadacak. Belki de, diziyi tamamen nihayetlendirmek değil de, konsept değiştirmek daha doğru bir yol.”

KURTLAR VADİSİ SURİYE ÇEKİLECEK Mİ?

Özdener, Kurtlar Vadisi Suriye filminin çekilip çekilmeyeceğine ilişkin bir soruya da: “Biz düşünüyoruz, çalışıyoruz da Suriye eksenli bir şey. Ama söylemek istediğimiz şeyler daha çok meselenin arka planını anlatmak üzere. Bunu da dizide zaman zaman anlatıyoruz. Haricen bir şey anlatmamız, bir fikir ya da bir inanç doğrultusunda olursa tabi ki anlatırız. Bizim anlatmaktan çekineceğimiz bir konu yok. Sadece bize şu anda dizide anlattığımız yeterli geliyor. Ama dizide anlatılamayacak kadar tehlikeli bir şeyler anlatmak istersek hemen filme yöneliriz” şeklinde yanıt verdi.

AB’DEN SURİYELİ MÜLTECİLERE YARDIM ÇAĞRISI

Avrupa Birliği (AB), Suriyeli mültecilere daha fazla maddi yardım yapılmasını istiyor.
AB İnsani Yardımlardan sorumlu AB Komiseri Kristalina Georgieva, bugün Berlin’de yaptığı açıklamada, Suriyeli mültecilere öncelikle maddi yardım yapılması gerektiğini ifade etti.

Georgieva maddi yardım için istikrarın oluşması gerektiğini ve bundan dolayı, ”Sadece cüzdanların ve yüreklerin değil, sınırların da açılması” gerektiğini belirterek, AB’nin öncelikle gıda, ilaç ve barınak konusunda yardım yapmaya odaklandığını kaydetti.

AB ülkelerinin Suriyeli mülteciler için şimdiye kadar 214 milyon avro yardım yaptığını ifade eden Georgieva, Rusya ve Arap ülkelerinden daha fazla yardım yapmalarını beklediğini de vurguladı.

TÜRKİYE’Yİ BIRAKAN SURİYE İRAN’LA ANLAŞTI

Türkiye’den elektrik almayı bırakan Suriye’nin yeni kaynağı belli oldu.
İran merkezli Tehran Times gazetesinde yer alan habere göre Türkiye, Mısır ve Ürdün ile irtibatını kesen Suriye elektriğini bundan böyle “bölgesel müttefiki” olan İran’dan temin edecek. 3 ay önce imzalanan anlaşma gereğince İran, Suriye’ye 250 megawatt elektrik verecek.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 10 gün önce yaptığı açıklamada Suriye’nin elektrik alımını durdurduğunu bildirmişti.

EL KAİDE’DEN SURİYE’YE PARA VE SAVAŞÇI

ABD Dışişleri Bakanlığı, İran’daki El Kaide unsurlarının Türkiye üzerinden Suriye’ye savaşcı ve para göndermeye çalıştığını iddia etti.
Bakanlık, İran’daki iki üst düzey El Kaide yöneticisi ile ilgili bilgi verecek olanlara 7 milyon ve 5 milyon dolar ödül vereceğini duyurdu.

Söz konusu yöneticilerin Muhsin al-Fadhli ve Adel Radi Saqr al-Wahabi al-Harbi oldukları açıklandı.

Açıklamada iki ismin Suudi Arabistan ve Kuveyt tarafından terörist faaliyetlerden ötürü arandığı belirtildi.

İran’daki El Kaide unsurlarının al-Fadhli tarafından yönlendirildikleri ifade edilen açıklamada, Al-Fadhli’nin Kuveyt’teki bağlantılarına baskı yaparak Türkiye üzerinden Suriye’ye savaşçı ve para göndermeye çalıştığı kaydedildi.

RUSYA: SURİYE UÇAĞINDA SİLAH YOKTU

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, askeri malzeme taşıdğı gerekçesiyle Ankara’ya indirilen Suriye uçağıyla ilgili olarak açıklama yaptı.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye’nin Esad rejimine silah taşıdığı gerekçesiyle, F-16’lar eşliğinde Ankara Esenboğa Havalimanı’na zorla indirdiği Suriye Havayolları uçağıyla ilgili ilk kez açıklama yaptı.

“Suriye yolcu uçağında silah yoktu” diyen Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, “İndirilen uçağın içindeki radar ekipmanları da yasal” dedi.

“Gizli bir şeyimiz yok” diyen Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “Tabii ki, uçakta herhangi bir silah yoktu, olamazdı da. Uçakta yasal bir kargo vardı. Yasal bir Rus tedarikçi yasal bir müşteriye gönderiyordu” şeklinde konuştu.

Başbakan Erdoğan ise dün konuyla ilgili yaptığı açıklamada, uçakta bulunan malzemelerin sivil havacılık kurallarını aykırı olduğunu söylemişti. İncelemeye alınan malzemelerin Rusya’da askeri araç gereç üretimi yapan bir kuruluştan gönderildiğini belirten Erdoğan, alıcının ise Suriye Savunma Bakanlığı olduğunu kaydetmişti.

Genelkurmay Başkanı Necdet Özel sınırda

Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, bugün Hatay ve Kilis’e ziyaretlerde bulundu. Suriye sınırındaki hatay ve Kilis’teki askeri birliklerde incelemelerde bulunan Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in fotoğrafları basınla paylaşıldı.

Genelkurmay Başkanı Necdet Özel Hatay ve Kilis’te incelemelerde bulundu. Askeri birlikleri ziyaret eden Necdet Özel’in ziyaretine ilişkin fotoğraflar kamuoyuyla paylaşıldı.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Hatay ve Kilis’teki askeri birliklerde incelemede bulundu.

İskenderun 39. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’ndaki birlikleri denetleyen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, incelemelerinin ardından buradan ayrıldı.

Necdet Özel daha sonra Kilis’teki askeri birliklerde incelemelerde bulundu. Hatay’daki incelemelerinin ardından helikopterle Kilis Öncüpınar 4. Hudut Bölük Komutanlığı’na gelen Özel ve beraberindeki komutanlar, sınır birliklerini denetleyerek bilgi aldı. Orgeneral Özel ve beraberindekiler, yaklaşık 1,5 saat burada kaldıktan sonra helikopterle askeri birlikten ayrıldı.

Orgeneral Özel’in Suriye sınır bölgesinde alınan emniyet tedbirlerini incelemek üzere gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin fotoğraflar, Genelkurmay’ın internet sitesinde yayımlandı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP grup toplantısı konuşması

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında konuştu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısı konuşmasında çok çarpıcı açıklamalarda bulundu…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında milletvekillerine seslendi. Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında çarpıcı açıklamalarda bulundu.
İşte Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısı konuşmasından satır başları:

– Yapılan zamları ahlak ve şerefle bağdaştırmıyorum. Bu zamları onaylamıyorum. Bu zamlar ahlaksız zamlar. Siz bu ülkede ekonomiyi de Türkiye’yi de yönetemiyorsunuz. Biz doğalgaza neden zam yaptınız dediğimizde dışarıdan getiriyoruz bunu da halka yansıtıyoruz diyor.

– Dolar olarak düştü ama Türk lirası olarak düşmedi. Bir Allah’ın kulu bu zamlar ahlakidir desin. Bu kadar ağır zammı bu milletin omuzuna nasıl yüklüyorsunuz. Faturayı sen artık ödeme iktidara ödet sen bunu.

– Bakınız doğalgaz fiyatlar 2011 Aralık ayında 436 dolar, 2012 Ağustos ayı yine 1000 metreküplük doğalgaz 410 dolara düşmüş. Türk lirası olarak Aralık’ta 810 lira, daha sonra bu fiyat 730 liraya düşmüş. Dünya da doğal gaz faturası yüzde 9 inecek Türkiye’de yüzde 30 zam olacak.

– Bu kadar ağır zammı bu milletin omuzlarına nasıl yüklüyorsunuz? Öyle anlaşılıyor ki kendileri yediler, yandaşlarına yedirdiler kara delik gibi yutuyorlar faturayı da millete yüklüyorlar.

– Geçen hafta Suriye konusunda tezkere çıktı. CHP tek grup toplantısı yapan partiydi. Oturduk beraber kararımızı verdik. Tezkerenin yanlışlığını kabul ettik ve hayır oyu kullandık. Neden?

– Bizim yaptığımız çabaları anlatayım.

6 Şubat 2012: Olaylar bu kadar büyümemiş. Hükümete bir çağrı yaptık. Dedik ki Türkiye’de Uluslararası Suriye konferansı toplayın dedik. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine uygun olarak, çatışmayı sonlandıran, barış iklimini yaratan bir devlet olarak öne çıkmalıyız. Sonra bu teklifi Rusya yaptı, orada topladılar. Bizimkiler oraya gittiler.

18 Nisan 2012: Parlamentoda bir öneri yaptık. Meclis ‘in tavrını koyalım ortaya. TBMM’nin ortak iradesini yansıtalım. Bunu da kabul etmediler.

– Şimdi kalkmışlar ortak iradeden söz ediyorlar. Sen kim ortak irade kim. Kendi iradesini halkın iradesi sanıyorsun sen. O egon senin başına bela zaten. Önce oradan kurtulacaksın sen.

– Sonra ne oldu? Yine durmadık. CHP olarak sorumluluğumuzu sonuna kadar yerine getiririz. Çünkü biz ülkemizi seviyoruz. Ülkemizin kanının Ortadoğu’da dökülmesini istemiyoruz

– Suriye konusunda bir mektup gönderdik kendisine. Suriye sorunu nasıl çözülür? Gündem ne olsun? Kaç gün toplansın? Bunu da kabul etmediler.

– Şimdi diyorlar ki niye bize destek vermiyorsunuz? Biz ülkeyi savaşa götüren hiçbir belgeyi imzalamayız. Hatay’da Özgür Suriye Ordusu askerleri konuşlandı. Karar almadan başka bir ülkenin askerleri konuşlandı. TBMM Başkanı’na sesleniyorum. Meclis koltuğunda oturmak güzel olabilir. Biz ortaya çıkarmasaydık ülkenin bundan hiç haberi olmayacaktı. Orada savaşıyorlar sonra Türkiye’ye geliyorlar. Sayın Cemil Çiçek, milletvekillerinin giremediği bu kampa Özgür Suriye Ordusu’nun girmesinin hesabını sordun mu?

– Türkiye’yi böyle bir denklemin içine sokmak stratejik körlüktür. Anlamsız bir dengenin içine Türkiye’yi sokan çapsızlığı artık dünyada bilinen bir Dışişleri Bakanı ile yola çıkılırsa Türkiye’nin hali budur. Davutoğlu’nun stratejik derinlik kitabı stratejik körlük bir politika. Bunu yapabilmek için ileri derecede geri zekâlı olmak lazım. Sizin en son söz söyleyeceğiniz parti CHP’dir.

– Biz çocuklarımızın kanlarının Arap çöllerinde dökülmesini istemiyoruz. Başka işiniz gücünüz yok mu sizin? Akdeniz’de 9 Türk vatandaşı şehit edildi tezkere geldi mi gelmedi. Irak’ta askerin başına çuval geçirildi tezkere geldi mi gelmedi. Sen anca cama bakarak konuşursun. İndiğin anda da zaten unutursun. Biz hayır diyorsak bir bildiğimiz vardır. Ortadoğu’da bize hayranlık uyandıran bu ülkenin çoğulculuk, demokrasi anlayışıdır.

– Bataklığa sürüklenmiş yeşil çimen sahada yürüyorum sanıyor. Esad’la Erdoğan arasında ne fark var? Sen bir dön kendi ülkene bak kendi ülkende demokrasi var mı? Türk-iş işçileri Meclis’e gelmek istemişler biber gazı yemişler. Esad kanla susturuyor sen de biber gazıyla. Şam fatihi olacakmış beyefendi. E önce kendi çocuklarını gönder. Fakir fukaranın çocuklarını alacaksın haydi bakalım cepheye. Bu kafayla gidersen sen olsa olsa Şam babası olursun.

Başbakan Erdoğan’ın AK Parti son grup toplantısı konuşması

Başbakan Erdoğan AK Parti grup toplantısında konuştu. Başbakan Erdoğan, AK Parti grup toplantısında milletvekillerine seslenerek oldukça sert açıklamalarda bulundu. İşte Başbakan Erdoğan’ın AK Parti grup toplantısı konuşması…

Başbakan Erdoğan AK Parti grup toplantısında konuştu. Başbakan Erdoğan AK Parti Grup Toplantısı’nda sert ifadeler kullandı.

İşte Başbakan Erdoğan’ın AK Parti grup toplantısı konuşmasından satır başları:

– Suriye’nin tacizine can kaybı olmadığı nedeniyle ilk zamanlar tepki göstermedik. Blöf yapıyor deniliyor. Blöf olup olmadığı gerektiğinde görülecektir. Nitekim görüldü de.

– Bu milletin onuru neyi gerektiriyorsa o tabloyu veriyoruz. Size hangi komplo teorisyenleri akıl veriyor. Sizin toprağınıza top ateşi açıldığında siz ne yaparsınız. Nasıl davranırsınız, sineye mi çekersiniz?

– Biz milli marşımızdan aldığımız ilhamla yaşıyoruz. Ey CHP’nin Genel Başkanı, bu milli marş sadece geçmişi anlatmıyor. Siz destek verin ya da vermeyin T.C topraklarına, bayrağımıza yönelecek her türlü tehdit karşısında bizi bulacaktır. Esad yönetimine bağlı askerler bizim topraklarımıza top mermileri atıyorlar. Biz de misliyle karşılık veriyoruz. Her ihtimali göz önüne alarak her türlü hazırlığı da yapıyoruz.

– Genelkurmay Başkanımız çalışmalarını sürdürüyorlar. Böyle büyük bir milleti CHP’nin kaprislerine mahkûm edemeyiz. Milli bir meselede ortaya milli bir duruş koyamayacak kadar farklı bir yerdedir CHP. CHP’yi yönetenlerin kimler olduğunu iyi anlayın. Türkiye’nin kaderini Esad yönetimine destek veren bir CHP’nin eline veremeyiz. CHP yine BDP’nin kuyruğuna takılmıştır. Esad aşkının CHP’nin gözünü kör etmesini anlamak mümkün değil. Tezkereyi desteklemeye hükümete destek gibi görüyorsanız hiç değilse susunuz.

– Suriye’deki gelişmeleri bütün ülkeler takip ediyor, hatta attığımız adımları hepsi destekliyor ama bakıyorsun Türkiye’nin ana muhalefet partisi karşımıza dikiliyor. Komşusundaki yangına karşı gözünü kulağını kapatanlar sadece kendilerini kandırırlar. On binlerce insan sınırı geçerek dost gördüğü Türkiye’ye sığınıyor. Biz 100 bin kardeşimize ev sahipliği yapıyoruz. Elimizdeki her imkanı kullanarak o kardeşlerimizi en iyi şekilde ağırlıyoruz. Hükümetin Suriye politikasını eleştirenler Suriye’nin bu politikasına ne diyorlar? Binlerce insanı o katliamın içinde bırakalım. Bu Türkiye’ye yakışır mı?

– Türkiye kendisine sığınan mazlumlara yüz çevirmez. Bu bir insanlık testidir. Türkiye bu meseleye insani hassasiyetle yaklaşmıştır. Bizim için Suriye dünyadaki herhangi bir ülke değildir. Suriye halkının içinde kan bağıyla bağlı olduğumuz pek çok akrabamız var. Onlarla gönül birliğimiz var. Suriye halkının tamamı bizim için kardeş.

– Uluslararası kuruluşların, bölge devletlerinin Suriye politikaları farklı Saiklerle oluşuyor olabilir. Ama biz öyle değiliz. Biz Saddam’ın zulmünden kaçan kardeşlerimize kucak açmıştık. Geçmişte Bulgaristan’da Bosna’da zulme uğrayan kardeşlerimize kucak açmıştık.

– İnin Şam’a Osmanlı’yı onların eserlerini göreceksiniz. Biz böyle iç içe girmişiz. Biz tarihi milli ve insani sorumluluklarımızın bilincindeyiz. Suriye’de yönetim değiştiği de milletçe önce Suriye’ye koştuk. Bütün samimiyetimizle orada yaşayan kardeşlerimize koştuk. Beşar Esad’a yol gösterdik. Ancak Esad yönetimi bizi oyalamayı tercih etti. Baba Esad Humus’ta 30 bin insanı katletti. Şimdi oğul Esad babanın rekorunu kırma peşinde. Bizim kimsenin toprağında gözümüz yok. Tek amacımız Suriye halkının bir an önce huzura kavuşmasıdır.

– Ana muhalefetin mevcut yönetiml elele dolaştığı tezkereyle ortaya çıkmıştır. Biz Suriye halkını düşman olarak görmüyoruz. Zulm ile abad olunmaz biliyoruz. Türk dış politikasının belirlenmesinde mezhep konusu etkili olmamıştır Sayın Kılıçdaroğlu. Arap Baharı’nda yönetimden düşenlerin çoğu Sünni idi. Anı oku Kılıçdaroğlu. Biz bunlar Sünni diye desteklemedik. Çünkü Sünni’den de diktatör çıkar. Amerika’ya rağmen İran’ın yanında yer aldık.

– Gecelerce ne olur siz de destekleyin dediler. Nükleer enerji konusunda gayet dik durduk. Sen AK Parti iktidarını ne zannediyorsun, önce aynaya geç bir bak. Sayın Kılıçdaroğlu’nu bu saplantıdan kurtulmaya davet ediyorum. Suriye’de olup bitenlere sırtını dönmek Türkiye’ye kazandırır mı, kaybettirir mi?

– Biz Esad’la kolkolaymışız da düşmanlık yapıyormuşuz. Biz dün de aynı yerdeydik bugün de aynı yerdeyiz. Bizim Suriye halkıyla ilgili hissiyatımız da hiçbir değişiklik yok. Biz kendi vatandaşlarımızın evlerinde işyerlerinde güven içinde yaşamasını sağlamakla mükellefiz.

– Terör örgütü son aylarda gerçekleştirdiği eylemlerle sonuç alamayacağını gördü. Elinde silah olan kan döken can alan tehdidi yöntem olarak benimsemiş hiç kimseye en küçük müsamahamız yoktur olamaz. Eline silah alıp masum insanları katleden teröristlere karşı İyi çocuklardı açıklaması yapan hiçbir anlayışa prim vermedik, vermeyiz. Onları da savunamayız.

– ‘Biz evlatlarımızı katleden ve bu mücadele esnasında ölen terörist için ağlamadık, ağlamayız. Bunu da çok açık net söylüyoruz. Bu bizim hem insani hem vicdani görevimizdir. Bunu böyle bilmeye mecburuz. Analarımızın gözyaşına kimsenin gözyaşı eklemesini kabul etmeyiz.

– Biz birilerini memnun etmek için bazı ifadeleri kullanamayız. Siyaseti bırakın siyasetçiler yapsın. Bu mücadelede bütün ölenlerimiz bizim ağlama sebebimizdir. O yüzden anaların gözyaşı dinsin diyoruz. Analarımızın gözyaşına kimsenin gözyaşı eklemesine hakkı yoktur. Biz her türlü projeyi de hayata geçiriyoruz. Cumhuriyet tarihinde bizim yaptıklarımıza benzer bir şey oldu mu? İnkâr ret asimilasyon politikalarını biz ortadan kaldırdık. Ölüm makinelerine karşı da devletin kahhar yüzünü göstermekten çekinmiyoruz. İnsanımızın can güvenliğine kast edenleri etkisizleştirmek için gerekenleri de yapıyoruz. Bazı gazeteler Erdoğan’dan milliyetçi söylem diyecekler. Bu milliyetçilikse evet milliyetçiyim.

– KCK operasyonlarının nedeni Kürt kardeşlerimizin hakkını farklı yerlere çeken yönetimlere kaşrı yapılmıştır. Belediye başkanları başkanlık yapmıyorlar zaten. Yanlarına gönderilen malum elemanlarla görev yapıyorlar. Doğu ve Güneydoğu’ya onlarca yatırım yaptık. Bunları bir lütuf olarak yapmadık. Bunlar utanmadan biz tehdit ettik de iktidar yaptı diyorlar. Biz Afyon’da iktidara gelmeden 16 ay önce 3 kırmızı çizgimiz var dedik. Etnik ayırımcılık yapmayacağız dedik. Çünkü biz yaratılanı severiz yaratandan ötürü. Terör örgütünün bazı istismar politikaları var. Ana dilde eğitim gibi. Biz böyle bir şeyi kabul edemeyiz. Resmi dil Türkçe’dir, seçmeli olabilir.

– Birilerinin ağzıyla konuşmaya gerek yok. Türkiye terörle mücadelede kararlılık içindedir. Muhalefet partileri de süreçte hükümete destek vermelidir. Biz terör sorununu vatandaşlarımızla çözeceğiz. Milli Birlik ve Kardeşlik diyoruz. Bu başlıkta bir sıkıntı olabilir mi? Buna sıkıntı giydirmeye çalışanlar var. Terör örgütü devlet millet kucaklaşmasını kıramadı sıkıntısı burada.

Devlet Bahçeli’nin MHP grup toplantısı konuşması

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. Devlet Bahçeli, MHP grup toplantısında çarpıcı açıklamalarda bulundu…

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli MHP grup toplantısında konuştu. Devlet Bahçeli MHP grup toplantısında milletvekillerine seslendi. Devlet Bahçeli MHP grup toplantısı konuşmasında oldukça sert ifadeler kullandı.

İşte Devlet Bahçeli’nin konuşmasından satır başları:

– Seçilme yaşının 18’e indirilmesi hedef saptırmadır. Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanlığı seçiminde oy deposu kullanmak içindir. Başbakan’ın önerisi gündem değiştirmedir. Başbakan Erdoğan’daki zihin bulanıklığı hayra alamet değildir. Eğitim ve hayat kurma mücadelesinin en taze zamanında olan evlatlarımız kendilerini güvenceye alacak çalışmaları istemektedir. Seçilme yaşının 18’e indirilmesine mesafeli ve soğuk durmaktayız.

– Askerlerin oy kullanması da AKP tarafından gündeme getirilmiştir. Silah altında bulunan er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler ve mahkûmlar oy kullanamamaktadır. Er ve erbaşlara oy hakkı verilmesi makuldür. Türkiye’nin bugüne kadar böylesi bir tecrübesi görülmemiştir. Bu konuyla ilgili Genelkurmay Başkanı’nın fikri alınmalıdır.

– Akçakale’ye düşen top mermisi ile masum vatandaşlarımız kurban olmuştur. Akçakale’ye düşen top mermisi masumların canını aldı, bu cinayettir. Suriye yönetiminin kaza diye nitelediği bu hareketler devam etmektedir. Türkiye değişen angajman kuralları gereği anında karşılık vermiştir. Suriye’deki kaos bulutu millî güvenliğimize ciddi tehditler oluşturmaya başlamıştır. Akçakale hadisesi bir kavşak olmuştur. Bu yüzden de hükümet tarafından hazırlanan TSK’nın yabancı ülkelere gönderilmesini öngören tezkere kabul edilmiştir. Biz MHP olarak bu tezkereye koşulsuz destek verdik. Türkiye’nin menfaatlerini savunduk caydırıcılık yaratmasını arzuladık.

– Tezkerenin TBMM’den geçmesi ve Türkiye’nin elinin güçlendirilmesi bizim için vazgeçilmez önemdedir. Bu bilinçle üzerimize düşeni yerine getirdik. Bizim isteğimiz savaş değildir. Türk milletini sonu görünmeyen bir karanlığa götürmek konusunda bir düşüncemiz olmayacaktır.

– Yeri gelir Yunus yeri gelir Yavuz oluruz. TBMM’de kabul edilen tezkere kararındaki tercihimizi sorgulayan çevreler önce kendilerini gözden geçirmelidir. Biz BAAS rejiminin değil Türkiye’nin yanındayız. Bizi AKP’ye destek vermekle itham edenler önce ahlak ölçülerine sahip olacaklar, sonra da yüzleri kalırsa konuşmayı kendilerine hak göreceklerdir.

– MHP’yi birilerinin yanında gösterme hastalığı tedavi edilmesi gereken bir hale gelmiştir. Bizi birilerinin peşinde giden bir parti olarak itham edenler hangi oyunların kılık değiştirmiş figüranı olduklarını görmelidirler. ÖDP TKP ve halkevleriyle birlikte olmayı sineye çekenler önce kendi niyetlerindeki çürüklüğü görmelidir. MHP yalnızca Türk milletiyle bir ve yan yanadır. Ne CHP ne de AKP umurumuzda bile değildir. Gece ile gündüz gibi farklı olduğumuz iki siyaset aynı adanın gülüdür. Top mermisine karşı elimizin bağlı olmasını isteyen CHP ile Suriye yarasını kanatan AKP aynı yolun üzerindedir. MHP’ye baston kuyruk ucube gibi sıfatlar uygun görenler münafıklıkta rekor üstüne rekor kırıyorlar.

– Suriyeli muhaliflere gösterilen sıcaklığın az bir kısmı bile kendi vatandaşlarımıza gösterilmemektedir. AKP’nin dış politikası Ortadoğu’da ağır bir yara almıştır. İhtiyattan ve dengeden mahrum politikalar Türkiye’yi zor duruma sokmuştur. Dış politika maceraperest bir bakanın elinde oyuncak olmuştur. Suriye politikası çürümüş ve savaş sınırına dayanmıştır. Başbakan etrafımızı saran düşmanların umarım farkına varır. Komşu ülkelerle kurulan dostluk köprüsü çökmüştür.

– Dışişleri Bakanı sömürge işlerine acente yapacağına gönüllükle girmiştir. Türkiye çok konuşan ama kuru gürültülü bir ülke haline gelmiştir. Dış politika tüm denge ve ayarlarını kaybetmiştir. AKP’nin sıfır sorun dediği yolun sonu, sıfır huzura açılmaktadır. Üzülerek görüyorum ki prestij kaybımız ileri seviyeye çıkmıştır.

– AKP hükümeti milli gerçekten koptukça Türk milleti zorluklara katlanma zorunda bırakılmıştır. Dış politika Türkiye’yi bölgesinde yalnızlığa itmiştir. Hedeflerle sahip olunan güç kaynakları arasında sağlıklı bağ tertip edilemediğinden AKP’nin dış politikası iflas etmiştir.

– Sınırlarımıza yığılan ve 100 bine yaklaşan mülteci sayısı sorunlar yaşatmaya başlamıştır. Suriye’de yaşananların insani boyutu bulunmamaktadır. Suriye en uzun kara sınırına sahip olduğumuz komşu bir ülkedir. Etnik ve mezhep çeşitliliği bu ülkede toplanmıştır. Suriye’nin kuzeyinde Büyük Kürdistan için zemin hazırlanmıştır.

– Suriye kaynaklı tehdit dalgası artık çok boyutlu riskleri içinde barındırmaktadır.
Suriye’nin sınır hattımızı ihlal etmesi karşılıksız bırakılmamalı, özür ve tazminat çağrısı tekrarlanmalı, savaş son seçenek olmalıdır.

2014 yılında Suriye’de çok partili rejime geçilmesi konusunda AKP hükümeti tarafsız davranmalıdır.

Suriye’de ilişkileri iyileştirme yolu bulunmalıdır.

PKK’ya sağlanan yardımların azaltılması amacıyla muhalifleri destekleme kararından kademeli olarak vazgeçilmelidir.

Mülteci akını kontrol altına alınmalıdır.

– AKP hükümeti bilmelidir ki Suriye’deki istikrar Türkiye’nin çıkarınadır. AKP yanlıştan dönmezse sel ile gelip yel ile gideceğini unutmamalıdır.

– Diyarbakır Emniyet Müdürü’nün vicdanları kanatan açıklamaları gündemin başköşesine oturmuştur. Mademki teröriste ağlamayan insan değildir o halde bu salonda insan bulunmamaktadır. Şehit ana babaları insan değildir. Böylesi bir insanlık bize uzak dursun. Biz bugünlerde sürüsüne bereket olan bu şahısların anladığı gibi insan olamayacağız. Bu şuursuz poli müdürü ne zannetmektedir? Kimin insan olup olmadığını hangi vasıfla dile getirmektedir? Bu insanlık fukarası kime yaranmaya çalışmaktadır? Bu şahıs şerefli polis teşkilatında nasıl görev yapacaktır? İnsanlığın bu kadar ucuzlatıldığı rastlanır bir şey değildir. Bu şahıs Türk polisini mi Kandil’i mi temsil ediyor? Ağlamadan sorumlu Başbakan Yardımcısı kendisinden bekleneni yerine getirmiştir. AKP hükümeti bu siyasi üsluba katılmakta mıdır?

– Teröriste içi ezilen ama şehitlerimizi hatırlamaktan biçare olan bu PKK uzantısı görevinden süratle alınmalıdır. Biz bu akbabalara direneceğiz.

YAŞAR YAKIŞ: SURİYE’YE GİRERSEK ÇIKAMAYIZ

Ortadoğu’da en uzun süre büyükelçilik yapmış ve bunun 4 yılını Suriye’de geçirmiş olan Yaşar Yakış, Suriye konusunda hükümeti uyardı.
1 Mart Tezkeresi’nde Dışişleri Bakanı olan, AKP’nin kurucuları arasında yer alan Ortadoğu’da en uzun süre büyükelçilik yapmış olan Emekli Büyükelçi Yaşar Yakış, Suriye konusunda iktidarı uyardı.

Türkiye’nin Suriye’ye girerse çıkamayacağını iddia eden Yakış, “Türk Ordusu bir kez Suriye’ye girdi mi oradan geri çekilmesi çok zordur. Başarılı olarak geri çekilmesi de imkansız gibir” tespitinde bulundu.

“Güvenli Bölge, Tampon Bölge” önerilerinin de sakıncalı olduğunu vurgulayan Yaşar Yakış, “Türkiye bulaşmamalı, Suriye’ye girilmesi halinde Türk askeri güvende olmayacaktır” açıklamasında bulundu.

Bugün Gazetesi’ne konuşan Yaşar Yakış’ın konuyla ilgili açıklamaları;

“… Oradan top mermisi düştü diye “2 tümen askerle girelim” denilirse bu yanlış bir karar olur. Uluslararası camiaya izah edemeyiz. Türk ordusu bir kez Suriye’ye girdi mi oradan geri çekilmesi çok zordur. Başarılı olarak geri çekilmesi ise imkânsız gibidir.

4 yıl Suriye’de, 4 yıl Suudi Arabistan’da ve 4 yıl Mısır’da büyükelçilik yapan ve Ortadoğu’da en uzun görev yapan büyükelçilerden birisi olan Yaşar Yakış, “tampon bölge” önerisine de karşı çıktı.

İşte Yaşar Yakış’ın tampon bölge önerisine ilişkin tespitleri;

“Güvenli bölge oluşturulmasının çok gündemde tutulmasına da taraftar değilim. Diyelim ki Rusya ve Çin ikna edildi ve BMGK’dan Suriye’de bir güvenli bölge oluşturulmasına karar verilmesi halinde de buraya Türkiye’nin bulaşmaması gerektiği kanaatindeyim. Yani, elinde tapu gibi BMGK kararı bulunsa dahi Türkiye’nin Suriye topraklarına girmesi halinde Türk askeri güvende olmayacaktır. Askerimizi PKK teröründen kendi topraklarımızda korumakta bir çok sorunla karşılaşıyoruz. Tamamen düşman bir ortam olan Suriye topraklarında, arkan PKK’lı, Suriye askerleri ile dolu, solun Türkiye düşmanı, sağın Türkiye düşmanı, böyle bir ortamda Türk askerinin güvenliği daha büyük bir tehdit altında olacaktır. Dolayısıyla güvenli bölge oluşturulması ihtimali doğarsa -ki çok uzak bir ihtimal- Türkiye buna karşı çıkmayacaktır ama bunun içinde fiilen bulunduğu takdirde çok sıkıntı yaşayacaktır. Norveçli askerler, Ekvatorlu, Guatemelalı askerler gelsinler, o güvenli bölge oluşturulsun. Onun korunmasını Türk askerinin sağlaması son derece yüksek riskli bir girişim olur.”

DAVUTOĞLU’NUN SURİYE ÖNERİSİNE YEŞİL IŞIK

Özgür Suriye Ordusu danışmanı Dade, “Davutoğlu’nun önerisini birebir Yemen modeli olmaması kaydıyla kabul ediyoruz” dedi.
Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) siyasi danışmanı Bessam Dade, Suriye’de akan kanın durması için Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun, Suriye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Faruk Şara’nın, geçiş hükümetinin başkanı olması önerisini olumlu karşıladıklarını söyledi.

ÖSO siyasi danışmanı Bessam Dade, ”Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun önerisini birebir Yemen modeli olmaması kaydıyla kabul ediyoruz” dedi.

Yemen’in devrik Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’e, görevi yardımcısına bırakırken uzun süreli mühlet tanındığını hatırlatan Dade, ”Biz geçiş döneminin bir an önce gerçekleşmesini, görevin Beşşar’dan yardımcısı Faruk Şara’ya derhal devredilmesini istiyoruz. Yemen’de olduğu gibi cumhurbaşkanına mühlet tanınmasını istemiyoruz” diye konuştu.

Muhalif kesimlerin tümünün bu öneriyi kabul edeceğini söyleyen Dade, ”Davutoğlu’nun önerisi Beşşar’dan kurtulmanın en iyi yolu, bu nedenle tüm muhalif kesimlerin bu öneriyi kabul edeceğini düşünüyorum” ifadesini kullandı.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu katıldığı bir televizyon programında Suriye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Faruk Şara ile ilgili, ”Faruk Şara gayet akıllı ve vicdanlı bir tutumla bu son olaylarda, katliamların içinde yer almadı. Ama sistemi herhalde Faruk Şara’dan daha iyi bilen yok” açıklamasında bulunmuştu.

AA