Yazılar

Uçakta alkole yasak geliyor!

“Uçuş güvenliği tehlikeye giriyor” gerekçesiyle
Uçaklarda fazla miktarda alkol tüketen yolcuların, gerek uçuş güvenliğini tehlikeye sokması, gerekse seyahat esnasında huzursuzluğa sebep olmaları, hava yolu şirketlerinin bu alanda yeni düzenlemelere ihtiyaç duymasına yol açtı.

Özellikle uluslararası seyahat eden yolcuların, “Duty Free”lerden aldıkları alkollü içecekleri yolculuk esnasında tüketmeleri, yolcular arasında kavgalara sebep olurken, uçuş güvenliğini de ciddi biçimde tehlikeye sokuyor. Rus uçaklarında yaşanan “sarhoş yolcu” vakaları, bu konuyu tekrar gündeme getirdi.

RUSYA KISITLAMA GETİRİYOR

Rusya’da adeta ulusal güvenlik sorunu haline gelen ve bir türlü çözüm bulunamayan aşırı alkol tüketimi, bu kez uçaklarda sorun yaratmaya başladı.

Ocak ayında Moskova-Mısır seferini yapan yolcu uçağında, aşırı alkol alan bir yolcunun uçuş esnasında kabin memurunu dövmesi, uçakta panik yaşanmasına neden oldu. Yolculardan birinin olay anını cep telefonuna kaydederek internette paylaşması üzerine haber bültenlerine konu olan olay, Rus uçaklarında alkol sınırlamasını yeniden gündeme getirdi.

Duma Başkan Yardımcısı Sergey Jeleznyak, uçakta sarhoş halde dengesiz hareketlerde bulunan kişilerin diğer yolcular ve uçak için tehlike oluşturduğunu belirtirken, huzursuzluk çıkaran alkollü yolculara yönelik yasal yaptırımların ağırlaştırılması gerektiğini söyledi.

Bir diğer sarhoş yolcu vakası ise, “Aeroflot” şirketinin Moskova-Puket seferini yapan uçakta yaşandı. Aşırı alkollü iki yolcunun çıkardığı kavga nedeniyle uçak, Özbekistan’ın başkenti Taşkent’e zorunlu iniş yapmak zorunda kaldı. Olayın ardından kavgaya sebebiyet veren yolcular gözaltına alınırken, çıkartıldıkları mahkemece para cezasına çarptırılarak, Moskova’ya geri gönderildi.

ÖZBEKİSTAN’DA UÇAKLARDA İÇKİ YASAĞI

Özbekistan hava yolu şirketi, benzer vakaların önüne geçmek amacıyla uçaklara alkol sokulmasını yasakladı.
Özbekistan Uçuş Güvenliği Kontrolü Devlet Kurumu tarafından kabul edilen yeni düzenlemeye göre, Özbek Hava Yolları’na ait uçakların salonuna, hava alanlarındaki “Duty Free” dükkanlarından alınan içkilerin sokulması yasaklanırken, uçaklarda ikram edilen içki miktarına da kısıtlama getirildiği açıklandı.
Söz konusu düzenlemenin, son dönemde uçaklarda artan holiganlık ve uçuş güvenliğinin sağlanması amacıyla alındığı vurgulandı.

SARHOŞ YOLCU VAKALARI ARTIYOR

“Sarhoş yolcu” tehlikesi, sadece Rusya ve Özbekistan’a özel bir durum değil. Yakın dönemde, farklı hava yolu şirketlerinin uçak seferlerinde de benzer birçok olay yaşanmıştı.

İzlanda-ABD seferi yapan yolcu uçağında aşırı alkollü bir yolcu, diğer yolculardan birini dövmesi üzerine koltuğuna bantla bağlanmıştı.

2011’de ise İstanbul-Stocholm seferini yapan uçakta aşırı alkol alan İsveçli Anita Wattjersson’un acil çıkış kapısını açmaya kalkması, yolcular arasında paniğe neden olmuştu.

2008’de ise Yunanistan-İngiltere seferini yapan uçaktaki aşırı alkollü iki kadının “hava almak” için 10 bin metre yükseklikteki uçağın kapılarından birini açmaya kalkışması üzerine uçak, Frankfurt havaalanına acil iniş yapmak zorunda kalmıştı.

Uzmanlara göre sorunun giderilebilmesi ve bu tür vakaların önüne geçilebilmesi için, uçağa sarhoş binmeye çalışan yolcuların engellenmesi, uçak içinde servis edilen alkolde sınırlamaya gidilmesi ve “Duty Free”lerden alınan alkollü içkilerin, uçakta tüketilmesine izin verilmemesi gerekiyor.

O belge kayıp!

Dünyayı sallayan olay…

Sovyetler Birliği’nin dağıldığını ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nun kurulduğunu ilan eden 1991 tarihli anlaşmanın aslının kayıp olduğu açıklandı.

Anlaşma Rusya, Belarus ve Ukrayna liderleri arasında Belarus’ta bulunan Belovejskaya Puşşa’da 8 Aralık 1991’de imzalanmıştı.

Rus basınında yer alan iddialara göre BDT İcra Kurulu temsilcisi kendilerinde anlaşmanın sadece kopyası olduğunu, Belarus Dışişleri Bakanlığı ya da diğer imzacı ülkelerde de anlaşmanın aslının bulunmadığını söyledi.

Temsilci açıklamasında, “Belovejskaya Puşşa Anlaşması imzalandığında henüz Bağımsız Devletler Topluluğu yoktu. Biz de noter onaylı kopyası bulunuyor.” dedi.

Belarus Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Andrey Savinih, anlaşmanın aslının bulunması için çalışma yapacakları sözü verdi.

Anlaşmayı imzalayan liderlerden biri olan Belarus eski Cumhurbaşkanı Stanislav Şuşkeviç, orijinal belgenin Belarus Dışişleri Bakanlığı tarafından alındığını söyledi. Kaç tane orijinal belgenin imzalandığını hatırlamadığını belirten Şuşkeviç, “Büyük bir ihtimalle üç belge olması lazım. Rusya, Belarus ve Ukrayna’da birer tane olmalı. Ancak tek kopya olması da muhtemel….” dedi.

Eski Bakan Pyotr Kravçenko ise kendilerinin asıl değil, noter tasdikli kopyayı aldıklarını savundu.
8 Aralık 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasını ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nun kurulmasını öngören anlaşmaya 21 Aralık’ta Baltık ülkeleri ve Gürcistan hariç tüm eski Sovyet ülkeleri imzaladı. Bu anlaşma ile Sovyetler Birliği hukuken sona erdi ve BDT kuruldu.
Sovyetler Birliği’nin dağıldığını ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nun kurulduğunu ilan eden 1991 tarihli anlaşmanın aslının kayıp olduğu açıklandı.

Anlaşma Rusya, Belarus ve Ukrayna liderleri arasında Belarus’ta bulunan Belovejskaya Puşşa’da 8 Aralık 1991’de imzalanmıştı.

Rus basınında yer alan iddialara göre BDT İcra Kurulu temsilcisi kendilerinde anlaşmanın sadece kopyası olduğunu, Belarus Dışişleri Bakanlığı ya da diğer imzacı ülkelerde de anlaşmanın aslının bulunmadığını söyledi.

Temsilci açıklamasında, “Belovejskaya Puşşa Anlaşması imzalandığında henüz Bağımsız Devletler Topluluğu yoktu. Biz de noter onaylı kopyası bulunuyor.” dedi.

Belarus Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Andrey Savinih, anlaşmanın aslının bulunması için çalışma yapacakları sözü verdi.

Anlaşmayı imzalayan liderlerden biri olan Belarus eski Cumhurbaşkanı Stanislav Şuşkeviç, orijinal belgenin Belarus Dışişleri Bakanlığı tarafından alındığını söyledi. Kaç tane orijinal belgenin imzalandığını hatırlamadığını belirten Şuşkeviç, “Büyük bir ihtimalle üç belge olması lazım. Rusya, Belarus ve Ukrayna’da birer tane olmalı. Ancak tek kopya olması da muhtemel….” dedi.

Eski Bakan Pyotr Kravçenko ise kendilerinin asıl değil, noter tasdikli kopyayı aldıklarını savundu.
8 Aralık 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasını ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nun kurulmasını öngören anlaşmaya 21 Aralık’ta Baltık ülkeleri ve Gürcistan hariç tüm eski Sovyet ülkeleri imzaladı. Bu anlaşma ile Sovyetler Birliği hukuken sona erdi ve BDT kuruldu.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP grup toplantısı konuşması

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında konuştu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısı konuşmasında çok çarpıcı açıklamalarda bulundu…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında milletvekillerine seslendi. Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında çarpıcı açıklamalarda bulundu.
İşte Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısı konuşmasından satır başları:

– Yapılan zamları ahlak ve şerefle bağdaştırmıyorum. Bu zamları onaylamıyorum. Bu zamlar ahlaksız zamlar. Siz bu ülkede ekonomiyi de Türkiye’yi de yönetemiyorsunuz. Biz doğalgaza neden zam yaptınız dediğimizde dışarıdan getiriyoruz bunu da halka yansıtıyoruz diyor.

– Dolar olarak düştü ama Türk lirası olarak düşmedi. Bir Allah’ın kulu bu zamlar ahlakidir desin. Bu kadar ağır zammı bu milletin omuzuna nasıl yüklüyorsunuz. Faturayı sen artık ödeme iktidara ödet sen bunu.

– Bakınız doğalgaz fiyatlar 2011 Aralık ayında 436 dolar, 2012 Ağustos ayı yine 1000 metreküplük doğalgaz 410 dolara düşmüş. Türk lirası olarak Aralık’ta 810 lira, daha sonra bu fiyat 730 liraya düşmüş. Dünya da doğal gaz faturası yüzde 9 inecek Türkiye’de yüzde 30 zam olacak.

– Bu kadar ağır zammı bu milletin omuzlarına nasıl yüklüyorsunuz? Öyle anlaşılıyor ki kendileri yediler, yandaşlarına yedirdiler kara delik gibi yutuyorlar faturayı da millete yüklüyorlar.

– Geçen hafta Suriye konusunda tezkere çıktı. CHP tek grup toplantısı yapan partiydi. Oturduk beraber kararımızı verdik. Tezkerenin yanlışlığını kabul ettik ve hayır oyu kullandık. Neden?

– Bizim yaptığımız çabaları anlatayım.

6 Şubat 2012: Olaylar bu kadar büyümemiş. Hükümete bir çağrı yaptık. Dedik ki Türkiye’de Uluslararası Suriye konferansı toplayın dedik. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine uygun olarak, çatışmayı sonlandıran, barış iklimini yaratan bir devlet olarak öne çıkmalıyız. Sonra bu teklifi Rusya yaptı, orada topladılar. Bizimkiler oraya gittiler.

18 Nisan 2012: Parlamentoda bir öneri yaptık. Meclis ‘in tavrını koyalım ortaya. TBMM’nin ortak iradesini yansıtalım. Bunu da kabul etmediler.

– Şimdi kalkmışlar ortak iradeden söz ediyorlar. Sen kim ortak irade kim. Kendi iradesini halkın iradesi sanıyorsun sen. O egon senin başına bela zaten. Önce oradan kurtulacaksın sen.

– Sonra ne oldu? Yine durmadık. CHP olarak sorumluluğumuzu sonuna kadar yerine getiririz. Çünkü biz ülkemizi seviyoruz. Ülkemizin kanının Ortadoğu’da dökülmesini istemiyoruz

– Suriye konusunda bir mektup gönderdik kendisine. Suriye sorunu nasıl çözülür? Gündem ne olsun? Kaç gün toplansın? Bunu da kabul etmediler.

– Şimdi diyorlar ki niye bize destek vermiyorsunuz? Biz ülkeyi savaşa götüren hiçbir belgeyi imzalamayız. Hatay’da Özgür Suriye Ordusu askerleri konuşlandı. Karar almadan başka bir ülkenin askerleri konuşlandı. TBMM Başkanı’na sesleniyorum. Meclis koltuğunda oturmak güzel olabilir. Biz ortaya çıkarmasaydık ülkenin bundan hiç haberi olmayacaktı. Orada savaşıyorlar sonra Türkiye’ye geliyorlar. Sayın Cemil Çiçek, milletvekillerinin giremediği bu kampa Özgür Suriye Ordusu’nun girmesinin hesabını sordun mu?

– Türkiye’yi böyle bir denklemin içine sokmak stratejik körlüktür. Anlamsız bir dengenin içine Türkiye’yi sokan çapsızlığı artık dünyada bilinen bir Dışişleri Bakanı ile yola çıkılırsa Türkiye’nin hali budur. Davutoğlu’nun stratejik derinlik kitabı stratejik körlük bir politika. Bunu yapabilmek için ileri derecede geri zekâlı olmak lazım. Sizin en son söz söyleyeceğiniz parti CHP’dir.

– Biz çocuklarımızın kanlarının Arap çöllerinde dökülmesini istemiyoruz. Başka işiniz gücünüz yok mu sizin? Akdeniz’de 9 Türk vatandaşı şehit edildi tezkere geldi mi gelmedi. Irak’ta askerin başına çuval geçirildi tezkere geldi mi gelmedi. Sen anca cama bakarak konuşursun. İndiğin anda da zaten unutursun. Biz hayır diyorsak bir bildiğimiz vardır. Ortadoğu’da bize hayranlık uyandıran bu ülkenin çoğulculuk, demokrasi anlayışıdır.

– Bataklığa sürüklenmiş yeşil çimen sahada yürüyorum sanıyor. Esad’la Erdoğan arasında ne fark var? Sen bir dön kendi ülkene bak kendi ülkende demokrasi var mı? Türk-iş işçileri Meclis’e gelmek istemişler biber gazı yemişler. Esad kanla susturuyor sen de biber gazıyla. Şam fatihi olacakmış beyefendi. E önce kendi çocuklarını gönder. Fakir fukaranın çocuklarını alacaksın haydi bakalım cepheye. Bu kafayla gidersen sen olsa olsa Şam babası olursun.

YAŞAR YAKIŞ: SURİYE’YE GİRERSEK ÇIKAMAYIZ

Ortadoğu’da en uzun süre büyükelçilik yapmış ve bunun 4 yılını Suriye’de geçirmiş olan Yaşar Yakış, Suriye konusunda hükümeti uyardı.
1 Mart Tezkeresi’nde Dışişleri Bakanı olan, AKP’nin kurucuları arasında yer alan Ortadoğu’da en uzun süre büyükelçilik yapmış olan Emekli Büyükelçi Yaşar Yakış, Suriye konusunda iktidarı uyardı.

Türkiye’nin Suriye’ye girerse çıkamayacağını iddia eden Yakış, “Türk Ordusu bir kez Suriye’ye girdi mi oradan geri çekilmesi çok zordur. Başarılı olarak geri çekilmesi de imkansız gibir” tespitinde bulundu.

“Güvenli Bölge, Tampon Bölge” önerilerinin de sakıncalı olduğunu vurgulayan Yaşar Yakış, “Türkiye bulaşmamalı, Suriye’ye girilmesi halinde Türk askeri güvende olmayacaktır” açıklamasında bulundu.

Bugün Gazetesi’ne konuşan Yaşar Yakış’ın konuyla ilgili açıklamaları;

“… Oradan top mermisi düştü diye “2 tümen askerle girelim” denilirse bu yanlış bir karar olur. Uluslararası camiaya izah edemeyiz. Türk ordusu bir kez Suriye’ye girdi mi oradan geri çekilmesi çok zordur. Başarılı olarak geri çekilmesi ise imkânsız gibidir.

4 yıl Suriye’de, 4 yıl Suudi Arabistan’da ve 4 yıl Mısır’da büyükelçilik yapan ve Ortadoğu’da en uzun görev yapan büyükelçilerden birisi olan Yaşar Yakış, “tampon bölge” önerisine de karşı çıktı.

İşte Yaşar Yakış’ın tampon bölge önerisine ilişkin tespitleri;

“Güvenli bölge oluşturulmasının çok gündemde tutulmasına da taraftar değilim. Diyelim ki Rusya ve Çin ikna edildi ve BMGK’dan Suriye’de bir güvenli bölge oluşturulmasına karar verilmesi halinde de buraya Türkiye’nin bulaşmaması gerektiği kanaatindeyim. Yani, elinde tapu gibi BMGK kararı bulunsa dahi Türkiye’nin Suriye topraklarına girmesi halinde Türk askeri güvende olmayacaktır. Askerimizi PKK teröründen kendi topraklarımızda korumakta bir çok sorunla karşılaşıyoruz. Tamamen düşman bir ortam olan Suriye topraklarında, arkan PKK’lı, Suriye askerleri ile dolu, solun Türkiye düşmanı, sağın Türkiye düşmanı, böyle bir ortamda Türk askerinin güvenliği daha büyük bir tehdit altında olacaktır. Dolayısıyla güvenli bölge oluşturulması ihtimali doğarsa -ki çok uzak bir ihtimal- Türkiye buna karşı çıkmayacaktır ama bunun içinde fiilen bulunduğu takdirde çok sıkıntı yaşayacaktır. Norveçli askerler, Ekvatorlu, Guatemelalı askerler gelsinler, o güvenli bölge oluşturulsun. Onun korunmasını Türk askerinin sağlaması son derece yüksek riskli bir girişim olur.”

İPHONE 5, RUSYA’DA 3 BİN 700 DOLAR

Appel’ın merakla beklenen telefonu iPhone 5 Rus karaborsasında 3 bin 700 dolardan ön satışa sunuldu.

Apple’ın merakla beklenen yeni iPhone modelini San Francisco’da düzenlediği etkinlikte tanıtmasının ardından, Rusya karaborsasında da telefonun ön satışı başladı. Özellikle iPhone tutkunu gençleri hedef alan karaborsacılar, satış yaptıkları web sitelerinde iPhone 5 için 80 bin ruble (2 bin 500 dolar) ile 115 bin ruble (3 700 dolar) arasında değişen fiyatlarda sipariş almaya başladı.

Karaborsacılar “İnsanlar ABD’de iPhone 5 kullanmaya başlarken, siz bu telefonu Rusya’da nerede bulabilirsiniz?” sloganıyla müşteri toplamaya çalışıyor. Ayrıca iPhone 5 için ön sipariş alan bir web sitesinde iPhone 5’e bir yıl firma garantisi veriliyor. Ayrıca firma satış için “Eğer, ben iPhone 5 kullanan ilk kişilerden biri olmak istiyorum!’ diyorsan bize ön sipariş verebilirsin.” sloganını kullanıyor

Apple’ın 12 eylülde tanıttığı iphone 5, şimdiye kadar üretilmiş olan iPhone ekranlarının en büyüğü ayrıca iPhone 4S’ten yüzde 18 daha ince olacak. İphone 5’in Rusya’da resmi olarak Aralık ayının ortalarında satışa sunulması bekleniyor. Fiyat olarak ise 64 gigabaytlık versiyonunun iPhone 4s gibi 39 bin 990 ruble’den (1250 dolar) satışa sunulması bekleniyor.

“YENİ TAM BİR KRİZ BÜYÜK İHTİMALLE OLMAYACAK”

Rusya Ekonomi Bakanı Andrey Belousov, Euro Bölgesi’nde durgunluk beklediklerini, ancak bunun tam bir resesyona dönüşmeyeceğini söyledi.
Rusya Parlamentosu alt kanadı Duma’da konuşan Belousov, “Euro Bölgesi durgunluk sürecine girecek. Toparlanmak için uzun süre gerekecek. Biz Avrupa’nın tam bir resesyon sürecinin üstesinden geleceğine inanıyoruz.” dedi.

Küresel ekonomik büyümenin yüzde 3-3,5 seviyesine gerileyeceğini belirten Rus Bakan, bu rakamın 2015’te yeniden yüzde 4’e çıkacağını öngördü. Belousov’a göre tam bir kriz gelecekte büyük bir ihtimalle olmayacak.

Avrupa Merkez Bankası ve uluslar arası kurumların katkıları ile krizin bir kısım Avrupa ülkelerinde lokalize hale getirilebileceğine işaret eden Rus Bakan, büyümede yavaşlamanın bütçe harcamaları ve bütçe konsolidasyonunu etkilediğini ifade etti.

Rusya’nın 2012’nin ikinci yarısında büyüme rakamlarının yüzde 3’ün altına düşebileceğini ifade eden Bakan, “İlk yarıda yüzde 4,5 büyüme gerçekleşmişti. 2012 için ortalama büyüme yüzde 3,5 olur.” dedi.

RUSYA ESED’İN ÇEKİLME ŞARTINI AÇIKLADI

Suriye Devlet Başkanı Esad’ın, Rus muhataplarına devletin başından çekilme şartının ne olduğunu söyledi.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikhail Bogdanov, Suriyeli isyancılar ve Fransız diplomatlarla Paris’te yaptığı bir görüşmenin ardından Fransız Le Figaro gazetesine konuştu.

Bogdanov, Suriye rejiminin hala güçlü olduğunu ve devrilmesi halinde yerine gelecek yönetimden endişe duyan büyük bir nüfus tarafından desteklendiğini belirtti.

DÖRTLÜ ZİRVE TOPLANTISI KAHİRE’DE BAŞLADI

“HALK BAŞKASINI SEÇERSE ESAD GİDECEK”

“Radikal İslamcılara silah yardımıyla ne yapılmaya çalışılıyor? Rejim devrilirse azınlıkları kim koruyacak?” sorularıyla, ülkedeki iç savaşa aldırmadan Esad’ın gitmesini ne pahasına olursa olsun isteyenleri eleştiren Bogdanov, rejimin geleceğiyle ilgili olarak, “Esad gideceğini bize kendisi söyledi. Ne kadar samimi olduğunu bilmiyorum. Ama bize açıkça söylediği şey şu: Eğer halk onu istemezse, eğer seçimlerde başka birini seçerlerse, Esad gidecek” dedi.

“SURİYE’NİN ‘SOMALİLEŞME’ İHTİMALİ VAR”

Muhaliflerin kendi aralarındaki ayrışmalar ve onlara yapılan silah yardımı göze alındığında, Suriye’nin “Somalileşme” ihtimalinin var olduğunu ifade eden Dışişleri Bakan Yardımcısı, “Merkezi devletin dağılmaması ve birbiriyle savaşan cemaatlere ayrışmaması için ne gerekiyorsa yapılmalı” dedi.

“LÜBNAN’I ÖRNEK ALALIM”

Bogdanov, “Biz bu yüzden Batılı partnerlerimize, 1990 yılında Lübnan’daki iç savaşı sonlandıran Taef Antlaşması gibi, sorunun tüm taraflarının arasında yapılacak bir konferans düzenlenmesini teklif ediyoruz… Bu konferans sadece muhalifleri ve rejimi temsil edenleri değil, Hıristiyan, Alevi ve Dürzü topluluklarını da bir araya getirmeli” diye konuştu.

“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER OLMADAN HAREKET EDERİZ”

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ise Suriye’yle ilgili BM’de görüşülecek yeni karar tasarısının da “Dişsiz” olması durumunda ülkesinin ve aynı görüşteki ülkelerin, BM’ye ihtiyaç duymadan Suriye’de rejim değişikliği için yollar arayabileceğini söyledi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile dün bir araya gelen Clinton, Rusya’nın Suriye’ye müdahalenin kabul edilemez olduğu noktasındaki tavrının değişmediğini ifade etti.

Moskova’yla birçok konuda aynı fikirde olmadıklarını vurgulayan Clinton, “Dolayısıyla bizi gibi düşünen ülkelerle bir arada hareket ederek Suriye muhalefetini destekleyebilir, Esad’ın devrilişini hızlandırabilir ve Suriye’ye demokratik bir gelecek oluşturma ve yeniden kendi ayaklarının üzrinde durma konusunda yardım edebiliriz” dedi.

“DİŞLERİ OLMAYAN” BM KARARI

Suriye konusunda “Dişleri olmayan” bir BM kararını geçirmenin bir anlamı olmadığını ifade eden Clinton, “Çünkü daha önce defalarca gördüğümüz üzere Esad bu kararları göz ardı ediyor ve kendi halkına saldırmaya devam ediyor. Dün Dışişleri Bakanı Lavrov’la da altığını çizdiğim üzere, bu kararlar uyulmadığı takdirde bir yaptırımı beraberinde getirdiği sürece etkili olacaktır” diye konuştu.

Bununla birlikte Clinton Lavrov’la işbirliği içinde çalışma ve yaz aylarında Cenevre’de kabul edilen Suriye geçiş planını bir BM karar tasarısına dönüştürme seçeneğini gözden geçirme sözü de verdi.

LAVROV ABD’Yİ ELEŞTİRDİ

Lavrov ise Rusya’nın Suriye’ye uygulanacak yaptırımlara kesinlikle karşı olduğunu, zira ABD ve AB’nin Rusya’ya danışmaya bile gerek görmeden tek taraflı yaptırım kararları aldığını, yaptırımlar başarısız olunca da Rusya’yı suçladığını söyledi.

Lavrov, “Suriye’nin ihtiyacı olan bütün dış oyuncuların tüm ağırlıklarını ortaya koyarak bütün Suriyelileri müzakere masasına oturtmalarıdır” dedi.

BOŞUBOŞUNA SERVET ÖDEDİĞİMİZ 3 ÜLKE?

BOTAŞ’ın, almayı taahhüt ettiği ama kullanamadığı doğalgaz için ödediği fatura kabarıyor.
Kamu şirketi BOTAŞ, ‘Al ya da öde-Take or pay’ çerçevesinde almayı taahhüt etmesine rağmen kullanamadığı doğalgaz için Rusya, İran ve Azerbaycan’a üç yılda 2 milyar 999 milyon lira ödedi. En fazla ödeme 1,4 milyar lira ile Rusya’ya yapılırken, İran’a ödenen para 1,3 milyar, Azerbaycan’a ise 186 milyon lira oldu.

BOTAŞ’ın, almayı taahhüt ettiği ama kullanamadığı doğalgaz için ödediği fatura kabarıyor. Kullanılmayan gaz için Rusya, İran ve Azerbaycan’a üç yılda 2 milyar 999 milyon lira ödendi. En fazla ödeme 1,4 milyar lira ile Rusya’ya yapıldı. İran’a ödenen para 1,3 milyar, Azerbaycan’a ise 186 milyon lira. Şirket, parası ödenen gazı kontratlarda yer alan sürede tüketmek için İran ve Rusya’dan gaz alımına ağırlık verdi. Zam yapmayarak tüketimi artırmaya çalıştı. 2008’den sonra ise zamlardan dolayı düşen tüketim, 2011’den itibaren artmaya başladı. BOTAŞ’ın Rusya, İran, Azerbaycan, Cezayir ve Nijerya ile 1986-2001 yılları arasında yaptığı alım kontratlarında ‘Al ya da öde’ maddesi yer alıyor. Anlaşmaya göre, şirket, taahhüt ettiği doğalgazı almasa bile parasını ödüyor.

Parası ödenen gaz, ülkelerin anlaşmasına göre değişmekle birlikte, kontratta yer alan süre içerisinde geri alınabiliyor. Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ’nin (BOTAŞ) anlaşmaları gereği parası ödenen gaz; Rusya Batı Hattı ve İran için 5 yıl, Rusya Mavi Akım için kontrat sonu, Azeri gazı için ise 4 yıl içerisinde telafi hakkı bulunuyor. Enerji Bakanlığı kaynaklarından alınan bilgiye göre, parası ödenen gazın, anlaşmalarda belirtilen süre içerisinde tüketilmesi şart.

BOTAŞ, taahhüt ettiği kadar gazı tüketmek ve satışları artırmak için ‘dağıtım şirketleri ve sanayiye ucuz, kamu elektrik santrallerine ise pahalı doğalgaz satışı’ politikasını izlemeye başladı. Ancak uygulama BOTAŞ’a pahalıya mal oldu ve 2011 yılını 1 milyar 342 milyon lira zararla kapattı. Kamu şirketi halen, dağıtım şirketlerine bin metreküp doğalgazı 698 liradan, elektrik santrallerine ise bin 32 liradan veriyor. ‘Al ya da öde’ çerçevesinde ödenen faturanın kabarmasında, yapılan yüksek zamların etkisi oldu. BOTAŞ, 2008 yılında doğalgaza toplamda yüzde 80’e varan zam yaptı. Sert geçen kış şartlarında ve tüketimin arttığı bir dönemde yapılan zam, abonelerin tepkilerine sebep oldu. Zam sebebiyle sonraki yıllarda doğalgaza olan ilgi azaldı. Bu durum BOTAŞ’ın satışlarını olumsuz etkilerken, özel doğalgaz şirketleri de zamlara tepki gösterdi. Doğalgaz İthalatçıları ve İhracatçıları Birliği, satışlardaki düşüşü, “Doğalgaza 2008’de yapılan insafsız zam ve fiyatların düşmesine rağmen uzun süre indirime gidilmemesi üzerine müşterilerde oluşan güvensizliğe” bağlayarak BOTAŞ’ı eleştirdi.

2008’deki yüksek zamlar, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurumu (YDK) Raporu’na da yansıdı: “2008’de doğalgaz satış fiyatları 5 kez artırılmıştır… BOTAŞ 2008’de satmış olduğu doğalgaz fiyatlarını ortalama yüzde 67,8, kümülatif olarak da yüzde 88,9 oranında artırmıştır.” BOTAŞ, Enerji Bakanlığı ‘ilgili’ şirketi konumunda faaliyetlerini sürdürüyor.dogalgaz 001 - BOŞUBOŞUNA SERVET ÖDEDİĞİMİZ 3 ÜLKE?

RUS ENERJİ DEVİNE SORUŞTURMA

Avrupa Komisyonu, Rus devlet enerji şirketi Gazprom’a soruşturma başlattı.
Avrupa Komisyonu, Rus devlet enerji şirketi Gazprom’a, Orta ve Doğu Avrupa’da rekabet kurallarını ihlal ettiği suçlamasıyla soruşturma başlattı.

Gazprom’un doğalgaz temininin çeşitlendirilmesini engellediği, doğalgaz fiyatlarını petrol fiyatlarına bağlayarak adil olmayan bir fiyatlandırma uyguladığı ve doğalgazı üye ülkelere farklı fiyatlarda satarak bu alanda bölünmeye yol açtığı iddia ediliyor.

Uzmanlar, bu konudaki temel sorunun AB ülkeleri içinde Rus gazına bağımlılık oranının farklı dağılımlar göstermesinden kaynaklandığını belirtiyor.

AB üyesi Doğu Avrupa ülkeleri Rus gazına neredeyse yüzde yüz oranında bağımlıyken, İspanya, İngiltere gibi ülkelerde bu oran çok düşük seviyelerde seyrediyor.

AB’nin bu nedenle, Rusya’nın enerji hakimiyeti karşısında ortak bir politika izleyemediği vurgulanıyor.

RUSYA BÜYÜME TAHMİNİNİ YÜZDE 2,6’YA ÇEKTİ

Rusya Ekonomi Bakan Yardımcısı Andrey Klepaç, 2012 büyüme tahminini yüzde 3,8’den yüzde 2,6’ya çektiklerini açıkladı.
Rus bakan yardımcısına göre, Rusya’nın gayri safi milli hasılası Haziran ayında yüzde 0,2 artarken, Temmuz ayında yüzde 0,2 küçüldü.

Klepaç, 2012 için enflasyon beklentilerinin de yüzde 7’yi bulacağını söyledi. Rusya Merkez Bankası ve kabinenin öngörülerine göre ise 2012’de Rusya enflasyon rakamları yüzde 5-6 seviyesinde olacak.

Basına ülke ekonomisi ile ilgili değerlendirmede bulunan Klepaç, “Şu anki hesaplarımıza göre 2012 yıl sonu enflasyon rakamları yüzde 7 olacak.” dedi.

Temmuz ayında nakit çıkışının 3-5 milyar dolar aralığında olduğunu kaydeden Klepaç’a göre, 2012 sonu itibari ile nakit çıkışı 50 milyar doları geçecek.

Rusya Bakan Yardımcısı Haziran ayında ihracat fazlasının 14,9 milyar dolar olduğunu, Temmuz ayında da bu rakamın 11,9 milyar dolarda kaldığını söyledi.

Erdoğan’la Putin orta noktada buluştu!

Başbakan Recep TaErdoğan ve Putin’in Türk jetinin Suriye tarafından düşürülmesiyle ilgili olarak olayın en kısa sürede tümüyle aydınlatılması dileğiyle önümüzdeki süreçte de temas halinde olma konusunda mutabık kaldıkları bildirildi.
Başbakanlık’tan yapılan yazılı açıklamada, Erdoğan’ın Putin ile görüşmesinde ikili ilişkilerin ele alınmasının yanı sıra Suriye başta olmak üzere bölgesel konulara da değinildiği belirtildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi:
”Türk jetinin Suriye tarafından düşürülmesiyle ilgili olarak bilgi paylaşımının önemli bir yer tuttuğu görüşme sırasında Sayın Putin, hadiseden derin üzüntü duyduğunu belirterek Türkiye’ye geçmiş olsun dileklerini de iletmiştir. Sayın Başbakanımız ve Sayın Putin olayın en kısa sürede tümüyle aydınlatılması dileğiyle önümüzdeki süreçte de temas halinde olma konusunda mutabık kalmışlardır.”

Ab-Rusya İlişkilerinde Suriye Sınavı

Deutsche Welle

Avrupalı liderler, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i Suriye’deki Esad yönetimine karşı daha sert adımlar atılması için ikna etmeye çalışacak.

Haber: Ab-Rusya İlişkilerinde Suriye Sınavı

Avrupalı liderler, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin‘i Suriye‘deki Esad yönetimine karşı daha sert adımlar atılması için ikna etmeye çalışacak. Bugünlerde gözler, Rusya’da yeniden devlet başkanlığı koltuğuna oturan Vladimir Putin‘in üzerinde. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad‘a verdiği destek yüzünden eleştiri oklarının hedefi haline gelen Putin‘i bugün ve hafta sonu zorlu görüşmeler bekliyor.

Putin bugün Almanya ve Fransa‘nın başkentlerine yapacağı yıldırım ziyaretlerde Suriye krizini görüşecek. François Hollande ve Angela Merkel, daha sert bir tutum izlemesi için Putin‘i ikna etmeye çalışacak. Rusya Devlet Başkanı hafta sonu da Avrupa Birliği – Rusya Zirvesi’nde Avrupalı liderleri St. Petersburg’da ağırlayacak.

AB-Rusya Zirvesi

3 – 4 Haziran tarihlerinde düzenlenecek olan Avrupa Birliği-Rusya zirvesi kritik gelişmelerin yaşandığı bir döneme denk geldi. Rusya’da devlet başkanlığı seçimleri öncesinde başlayan Kremlin karşıtı protestolar, seçimlere hile karıştığı gerekçesiyle devam ediyor.

Ülkede son 20 yılın en büyük protesto dalgası yaşanıyor ve orta sınıfın büyük bir bölümü için Putin‘in seçim zaferi tartışmalı. Putin de seçimleri demokratik bulmayan Avrupalı liderleri hafta sonu kendi ülkesinde, St. Petersburg’da karşılayacak.

Hararetli tartışmalar bekleniyor

Rusya’daki iç politik sorunların zirvede gündeme gelebileceğini belirten AB’nin Rusya’daki temsilcisi Fernando Valenzuela, buluşmada hararetli tartışmalar yaşanabileceğini dile getirdi. Friedrich – Naumann Vakfı’nın Moskova bürosundan Sascha Tamm da Putin‘in Avrupa Birliği’nde gücü zayıflamış bir başkan olarak algılandığı değerlendirmesinde bulundu:

“Kanımca, karşısında oturanlardan bazıları için Putin artık cilası eskimiş bir lider. Bence Avrupa Birliği açısından, Putin kendi ülkesindeki otoritesi zayıflamış ve otoritesini yeniden kurma konusunda büyük sorunlarla karşı karşıya olan bir devlet başkanı. Bu belki bir zayıflık olarak görülebilir ama diğer yandan tabii ki yeri hala sağlam.”

Suriye krizi

Putin zirve öncesi bugün Paris ve Berlin’de Avrupa‘nın iki önemli lideri Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande‘la bir araya geliyor. İki lider de Putin‘den Suriye politikasını değiştirmesini ve Moskova’nın bu konuda uluslararası topluma destek vermesini isteyecek. Suriye, iki gün sonraki Avrupa Birliği – Rusya Zirvesi gündeminin de ilk sıralarında yer alıyor. Avrupalı liderler, Moskova’nın BM Güvenlik Konseyi’nden çıkacak bir karara onay vermesini umuyor. Ancak Kremlin, askeri bir harekata yol açacağı gerekçesiyle böyle bir tasarıya onay vermiyor ve krizin Suriye‘deki taraflar arasında çözülmesi gerektiğini savunuyor.

Alman uzman Sascha Tamm, Moskova’nın tutum değiştireceği inancında değil. Tamm, “Suriye‘deki son gelişmelerin ardından Rusya’nın Batı’ya bir şekilde yakınlaşabileceğini tahayyül edebiliyorum. Sonuç getirmeyecek bir açıklamayla sınırlı kalsa bile. Ancak bunun Rusya’nın BM Güvenlik Konseyi’ndeki tutumuna etkisi olacağına inanmıyorum” diyor.

Batılı uzmanlar, Rusya’nın Ortadoğu‘daki bir diğer önemli müttefiki İran‘ın da zirvede gündeme geleceğini tahmin ediyor. Zira haziran ayı ortasında Moskova’da İran‘ın nükleer programına ilişkin görüşmelerin yeni turu yapılacak.

Euro krizi

St. Petersburg’un bir diğer gündem maddesi de Avrupa Birliği’ndeki Euro krizi. Moskova’nın gelişmeleri takip ettiğini belirten Birlik Komisyonu’nun eski danışmanı ve Rusya uzmanı Fraser Cameron bunun nedenini şöyle açıklıyor:

“Rus tarafı Euro Bölgesi’nde yaşananlarla oldukça yakından ilgileniyor. Çünkü para rezervlerinin büyük bir bölümü Euro cinsinden ve karşı tarafta neler olup bittiğini birinci ağızdan öğrenmek istiyor.”

“Türkiye tek başına beceremiyor”

turkiye

Financial Times gazetesi, Türkiye’nin demokratikleşme ve ekonomi alanlarında son 10 yılda kaydettiği başarıları değerlendi

Gazete, AB’nin Türkiye’ye sırtını dönmesi halinde bu başarıların 10 yıl içerisinde kaybedilebileceği uyarısında bulundu.

Gazete, polis ve yargının içine sızan “karanlık İslami hareket” hakkında yazdıkları için hapse atılan iki gazetecinin, Strazburg’daki İnsan Hakları Mahmekesi’nde davaları görülmeye başlamadan iki gün önce serbest bırakılmış olmalarına dikkat çekiyor.

“Zafer gösterisi yapan Türkiye kendi başına beceremiyor” başlıklı makaleye, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan içinde gazetecilerin bulunduğu bir hapishanenin üzerinde oturmuş halde, ABD Başkanı Barack Obama ile karşılıklı dünya küresine baktığını gösteren bir karikatür eşlik ediyor.

David Gardner imzalı yazıda, “canlı demokrasisi ve dinamik ekonomisiyle” Türkiye’nin Hıristiyan Demokratlar’ın Müslüman muadili olan bir yönetim altında geçtiğimiz on yılın en dikkate değer başarı hikayelerinde biri olduğu, ancak Avrupa Birliği’nin müzmin içedönüklüğü nedeniyle içinde bulunduğumuz bu on yılın sonunda, hem demokrasinin hem de ekonomik başarının kaybedilebileceği uyarısında bulunuyor.

“AB DÖNÜŞTÜRÜCÜ GÜCÜNÜ KAYBETTİ”

Yazara göre AB, Türkiye üzerindeki dönüştürücü gücünü kaybetti. Tam da Arap komşuları ve batılı müttefiklerinin Türkiye’nin doğu ve batı üzerindeki jeostratejik önemini fark ettikleri bir sırada, AB’nin Adalat ve Kalkınma Partisi üzerinden Türkiye’de liberal gündemi öne çıkarmaktan vazgeçtiği belirtiliyor.

Yazıda öne çıkan bir başka nokta ise AB üyeliği müzakerleriinin donmaya başladığı beş yıldan bu yana Türkiye’de demokratik yaşamın gözle görünür bir şekilde bozulmaya başlaması.

Kıbrıs’ta çıkmaz sokağa girilmesi nedeniyle AB’nin üyelik müzakerlerinin tamamını bloke etttiğinin altını çizen Financial Times, Brüksel’in 2004 yılında bölünmüş adayı üyeliğe kabul ederek büyük bir hata yaptığını vurguluyor.

Makalede, Fransa ve Almanya’nın birbiri ardına kapıyı Türkiye’nin yüzüne kapatmasının, Türk vatandaşlarını ve yöneticilerini ülkenin tam demokrasiye geçişi açısından siyasi bağlantı rolü oynayan Avrupa fikrinden soğuttuğu değerlendirmesi yapılıyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk dönemi sırasında AB üyeliği beklentisinin reformlar açısından bir lokomotif rolü oynadığına işaret eden gazete, başbakanın bu sayede uzun bir süreden beri Türk siyasetinde söz sahibi olan ordunun vesayetini kaldırdığı belirtiliyor.

“LOKOMOTİF DURUR DURMAZ”

Yazara göre, “Bu lokomotif durur durmaz, demokratik yenilenme de geri gitmeye başladı. Türk hapishanelerinde 50 generalin dışında 100’ün üzerinde gazeteci var. Erdoğan gittikçe eleştirilere karşı hoşgörüsüz ve kibirli davranıyor. AKP hükümeti, spordan bilime kadar hemen her sosyal alanı eline geçiriyor.” Erdoğan hükümetinin açık arayla üçüncü dönem seçim zaferi kazandığının da hatırlatıldığı yazıda, “Erdoğan hükümeti’nin Kopenhag kriterlerini, AB’nin demokratik kulüp kurallarını izlemesine pek fazla ihtiyacı kalmadı ve Ankara da bunlara uyum yapacak kendi kriterlerini yaratamadı” ifadesine yer verildi.

Yazının geri kalan bölümünde ise özetle şöyle deniyor: “Sanık sandayesinde Erdoğan’ın Türkiyesi’nin Vladimir Putin’in Rusya’sından daha sık boy gösterdiği Strazburg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, otoritarizme giden yolda kısmen de olsa fren rolü oynuyor. Polis ve yargının içindeki karanlık İslami hareket hakkında yazdıkları için hapse giren iki gazeteci, Strazburg’daki davaları başlamadan iki gün önce serbest bırakıldı. Ama Strazburg Brüksel değildir.”

Rusya, İran’a yönelik yaptırımların kaldırılması konusunda uzlaşı arayışında

aa
06.03.2012

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (UAEK) nükleer faaliyetlerini kontrol etmesine İran’ın izin vermesi durumunda, Moskova’nın İran’a yönelik tek taraflı yaptırımların kaldırılması görüşmelerinin başlamasını sağlamaya çalışacağını söyledi.Ryabkov, bugün düzenlediği basın toplantısında, bir gazetecinin İran’a uygulanan ambargoların kaldırılması girişimleriyle ilgili bir sorusu üzerine, ”Eğer bu anlaşmaya varabilirsek, bu konu görüşmelerde kullanılabilir, uluslararası topluluk da yaptırımları belki iptal edebilir, tek taraflı olanlar dahil” diye konuştu.

Rusya Başbakanı Vladimir Putin’in Pazar günü yapılan seçimde ezici üstünlükle devlet başkanı seçilmesinin ardından Rusya-İran ilişkilerinin dostça devam edeceğini belirten Ryabkov, ”Bizim de uluslararası topluluğun İran’ın nükleer programıyla ilgili endişelerinde paylaştığımız bazı kısımlar var. Ama bunları Rusya-İran ilişkilerine zarar vermeyecek şekilde çözmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız” diye konuştu.

Ryabkov, yaptırımların kaldırılması konusunu, uluslararası aracılar olan Rusya, ABD, Çin, İngiltere, Fransa ve Almanya’dan oluşan 6’lar grubu görüşmelerinde de Rusya tarafından gündeme getirileceğini sözlerine ekledi.

Putin’e suikast hazırlığındaki iki kişi yakalandı

Rusya’da hafta sonu yapılacak seçimlerde devlet başkanı seçilmesine kesin gözüyle bakılan Başbakan Vladimir Putin’e yönelik bir suikast girişiminin engellendiği iddia edildi.

Rus devlet televizyonunun duyurduğu iddiaya göre, Ukrayna ve Rusya istihbarat teşkilatlarının birlikte düzenledikleri operasyonla iki kişi, Putin’e yönelik suikast planladıkları iddiası ile tutuklandı. Tutuklanan şüphelilerin Putin’i pazar günü gerçekleşecek seçimin hemen ardından öldürmeye çalışacakları iddiasına yer verilen haberde, saldırı planının arkasında Rusya’da birçok terör eylemini gerçekleştiren ayrılıkçı Çeçen Doku Umarov’un olduğu savunuldu. Eylemi planlayanların Odesa’da ocak ayı başında bir apartman dairesinde evde ürettikleri patlayıcıların infilak etmesi üzerine polis tarafından yakalandığı kaydedildi. Kanal, patlama sırasında bir kişinin öldüğünü, diğer iki saldırganın da polis tarafından tutuklandığını belirtti. Hayatta kalan zanlılardan Ilya Pyanzin, patlama sırasında yaşamını yitiren Ruslan Madayev’le birlikte Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye üzerinden Odesa’ya geldiklerini söyledi. Pyanzin, burada hayatta kalan diğer zanlı Adem Osmanyev’le buluşarak saldırı için hazırlık yapmaya başladıklarını itiraf etti. Suikast hazırlığının duyulmasının ardından Kazakistan’ın bir haber kanalında Kazakistan vatandaşı olduğu iddia edilen Osmanyev de Madayev’in intihar eylemcisi olduğunu söyledi. Osmanyev, Putin’in kortejinin nasıl hareket ettiğini bildiklerini, başbakanlıkla rezidansı arasında sıklıkla kullandığı Kutuzovski Bulvarı’nda sakin alanlara mayın döşemeyi planladıklarını ve geçiş sırasında konvoyu patlatmayı düşündüklerini anlattı. FARUK AKKAN MOSKOVA, CİHAN