Yazılar

Afrinde İlk Şehit

Zeytin Dalı operasyonu kapsamında Afrin’de ilk şehit haberi geldi.

Operasyonun 3. gününde Piyade Astsubay Üstçavuş Musa ÖZALKAN Kilis’in Gülbaba köyü kırsalında girilen silahlı çatışma sonucu şehit edildi.Ankara’ki baba ocağına acı haber verildi.TSK yaptığı açıklamada kahraman askerimiz teröristlerle girilen çatışmada şehit düşmüştür.Şehidimize Allah’tan rahmet ,kederli ailesi ,TSK ve Türk milletine sabır ve başsağlığı dileriz mesajını yayınladı.

Sır Görüşmeler Tespit Edildi

Paris infazlarının zanlısı Ömer Güney, Ankara’da iki PKK’lı isimle görüşmüş.
Paris’te 3 PKK’lının öldürülmesi olayının zanlısı Ömer Güney’in Türkiye temasları Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından masaya yatırıldı.

Güney’in Türkiye’den aldığı GSM hattıyla yaptığı görüşmeler ve e mail yazışmalarını mercek altına alan polis temas kurduğu kişileri de tek tek belirledi. Şehre 8 kez giriş çıkış yapan Güney’in görüştüğü kişiler arasında 2 PKK’lı da var.

Yeni Şafak’ın haberine göre; Ankara Emniyeti’nin Güney’in Türkiye’de görüştüğü bazı isimleri tespit ettiği öğrenildi.

8 KEZ GİRİŞ-ÇIKIŞ YAPTI

Güvenlik birimleri, Ömer Güney’in cinayetten 19 gün önce Ankara’ya gelişi ve bu şehirde kaldığı 5 günün izini sürdü. Güney’in Ankara’ya 8 kez giriş çıkış yaptığı ve her seferinde üç ve beş gün süreyle kaldığı tespit edildi.

Polis, Güney’in Türkiye’ye girişlerinde görüştüğü şahıslardan bazılarının kimliklerini belirledi. Polis Güney’in üzerine kayıtlı telefon numaraları ve internet adreslerindeki yazışmalarının tamamını inceledi.

BÜTÜN YAZIŞMALARI İNCELEMEDE

Güney’i yakın takibe alan polis, incelemeler sonucunda Türkiye’de yazıştığı isimlerden bazıları belirlendi. Bilgiler Fransız yetkililere gönderilen özel Güney dosyasında da yer aldı. İddialara göre, bu kişilerden ikisinin terör örgütü PKK ile bağlantısı olduğu belirlenirken, Güney’in görüşme trafiğine mercek altına alan Polis, Güney’in Ankara ziyaretlerinde aile yakınlarına bilgi vermediği de tespit edildi.

Güney’in Türkiye’ye gelirken İstanbul havalimanında bir GSM operatöründen hat aldığı her gelişinde de bu GSM operatörüne ait numara ile görüştüğünü tespit etti.

İFADELERİ ALINACAK

Ömer Güney’in 8 kez giriş çıkış yaptığı tespit edilen Ankara’da görüştüğü kişilerin ifadesine başvurulacağı ve bu ifadelerin alınması işleminin Malatya TMK 10.Maddesiyle Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca takip edileceği bildirildi.

Öte yandan Paris’te öldürülen 3 terör örgütü PKK’lı kadının Diyarbakır, Kahramanmaraş ve Mersin’de defnedildiği için olayla ilgili soruşturmayı yürütmede Malatya’nın yetkili olduğu belirlendi.

Öldürülen üç kadının ailesinin defin işlemlerinin ardından Strazburg’a döndüğü ancak olayın Türkiye ayağını takip etmesi için yakın zaman da avukat tutacakları öğrenildi.

7 bin 918’i şehit 35 bin kayıp!

Türkiye’de terör nedeniyle son 30 yılda 7 bin 918’i şehit olmak üzere toplam 35 bin 576 can kaybı yaşandı.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Terör Alt Komisyonu taslak raporunda, örgüt üyelerinin profiline yer verildi.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Terör Alt Komisyonu taslak raporu açıklandı. Türkiye’de terör nedeniyle son 30 yılda 7 bin 918’i şehit olmak üzere toplam 35 bin 576 can kaybı yaşandı.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Terör Alt Komisyonu taslak raporunda, örgüt üyelerinin profiline yer verildi.

Sol Terör Örgütleri

Buna göre, sol terör örgütlerinin yüzde 65’i 14-25 yaş, yüzde 16,8’i 25-30 yaş, yüzde 17,5’i ise 30 yaş ve üzerindeki kişilerden oluşurken, örgüt üyelerinin yüzde 33,5’luk en büyük dilimi de lise mezunu ya da öğrencisi durumunda bulunuyor. Sol örgüt üyelerinin yüzde 1,9’u ise okuma yazma bilmiyor.

Dini Motifli Terör Örgütleri

Dini motifli terör örgütü mensuplarının yüzde 2,5’inin 10-14 yaş, yüzde 72,5’inin 15-25 yaş, yüzde 17’sinin 25-29 yaş, yüzde 6’sının 30-34 yaş ve yüzde 2’sinin 35-65 yaş grubundan oluştuğuna yer verilen taslak raporda, bu kesimin yüzde 40,5’lik en büyük dilimi lise, yüzde 22,5’i yüksekokul düzeyinde eğitim seviyesine sahip olduğu kaydedildi.

Bölücü Terör Örgütü PKK

Bölücü terör örgütü PKK’nın 262 tutuklu üyesi üzerinde yapılan çalışmaya göre, örgütün yüzde 54’ü 14-25 yaş, yüzde 34’ü 26-34 yaş ve yüzde 12’si 35-38 yaş arasında. Bölücü terör örgütü mensuplarının yüzde 39’luk en büyük dilimi ilkokul mezunuyken, üniversite mezunlarının oranı yüzde 11, okuma yazma bilmeyenlerin oranı ise yüzde 9 düzeyinde.

Terör Örgütlerinin Hedef Kitlesi 14-25 Yaş Grubu

Taslak raporda, bütün terör örgütlerinin profilinin ortak değerlendirmesine göre, 14-25 yaş grubunun Türkiye’deki terör örgütlerinin en büyük hedef kitlesi olduğuna işaret edildi.

PKK Üyeleri Bulunan Ülkeler

Dağdaki bölücü terör örgütü üyelerinin yüzde 88’inin erkek, yüzde 12’sinin kadın olduğuna dair Nihat Ali Özcan’ın araştırmasına da yer verilen raporda, örgüt üyelerinin yüzde 73,31’i Türkiye, yüzde 12,49’u Suriye, yüzde 9,89’u İran, yüzde 3,72’si Irak, yüzde 0,37’si Avrupa ve yüzde 0,22’si diğer ülkeler doğumlu.

PKK’ya Katılımın En Fazla Olduğu İller

Terör örgütüne en fazla katılım yüzde 17,6’lık oranla Diyarbakır’da gerçekleşirken, yüzde 15,7’lik oranla İstanbul ikinci sırada yer alıyor.

Dağdaki militanlara ait istatistiğin de yer aldığı taslak rapora göre, dağdaki militanlara katılımın yüzde 50’si 17-20 yaş arasındaki gençlerden oluşuyor.

Terör örgütünün dağdaki militanlarına en genç katılım 9, en yaşlı katılım 42 yaşında olurken, en genç ölüm 14, en yaşlı ölüm 48 yaşında meydana geldi. Örgütte en uzun bulunma süresi ise 28 yıl oldu. Militanların 6,9 yıl dağda kalırken, ortalama ölüm yaşları 26,4 oldu.

‘PKK terörünün neden olduğu kayıp bilinmiyor’

Özellikle PKK terörünün son 30 yıllık geçmişini istatistiki olarak ilk defa değerlendirerek, Türkiye’nin yaşadığı kayıpları ortaya koymanın, alt komisyonun oluşturulmasındaki amaçlardan birisi olduğu ifade edilen taslak raporda, ilgili kurum ve kuruluşlarla yapılan yazışma sonucunda, komisyon çalışmalarına ışık tutacak verinin yer aldığı çalışmaya rastlanılmadığı belirtildi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) istatistiklerine de yer verilen raporda, buna göre, 1993-2011 yılları arasında 22 bin 971’i silahlı çatışmada, 2 bin 295’i sivillere yönelik saldırılarda, 293’ü kara mayınları ve serbest patlayıcıların patlamasında, 246’sı asker-polis şüpheli intiharı olmak üzere toplam 25 bin 805 kişi terörden kaynaklı yaşam hakkı ihlaline uğradı.

Şehit verileri

Raporda, şehit olan güvenlik güçlerine ilişkin rakamlar da yer aldı.

Emniyet teşkilatı, 1973 yılından itibaren terör nedeniyle 6 emniyet müdürü, 15 başkan, 3 emniyet amiri, 27 komiser, 16 komiser yardımcısı, 471 polis memuru, 54 çarşı ve mahalle bekçisi, 1 teknisyen yardımcısı ve 1 öğretmen olmak üzere toplam 594 şehit verdi.

Komisyona 14 Aralık 2011 tarihi itibarıyla iletilen verilere göre 1981’den bu yana jandarma teşkilatından 3 bin 105 kişi şehit oldu. Şehitlerin rütbelerine göre dağılımı 161 subay, 209 astsubay, 187 uzman jandarma, 141 uzman erbaş ve 2 bin 407 erbaş ve er olarak gerçekleşti.

Genelkurmay Başkanlığı verilerine göre ise 30 Aralık 2011 tarihi itibarıyla Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2 bin 312, Hava Kuvvetleri Komutanlığı 14, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı 49 şehit verdi.

Bakanlıklara yazılan yazılara gelen cevaplara göre, Emniyet ve Jandarma teşkilatları dahil toplam 5 bin 543 kamu görevlisi şehit olduğu kaydedilen raporda, terör ve şiddet olayları sebebiyle son 30 yılda TSK ile bakanlıkların verdiği toplam şehit sayısı 7 bin 918 oldu.

“Şehit Sayısı Kurtuluş Savaşı’nda Verilenden Fazla”

Taslak raporda, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Yayman’ın, şehit sayısının 11 bin 785’in üzerinde olduğuna ve bu rakamın Kurtuluş Savaşı’ndaki 10 bin 885 şehitten fazla olduğuna dair ifadesinden alıntı yapıldı.

Öldürülen Terörist Sayısı

Emniyet Genel Müdürlüğü’nden 15 Ağustos 2012 tarihi itibarıyla alınan, emniyet ve jandarma bölgelerinde 1984-2012 yılları arasında öldürülen terörist sayısının 22 bin 49 olduğu kaydedildi.

Terör Kurbanı Sivil Sayısı

Taslak raporda, İçişleri Bakanlığı verilerine göre emniyet sorumluluk bölgesinde bin 633, jandarma sorumluluk bölgesinde 3 bin 924 sivilin yaşamını yitirdiği belirtildi. Bu rakamlara göre, terör kurbanı sivil sayısı toplam 5 bin 557 oldu.

Faili meçhuller ve kayıplara ilişkin dinlenen kişiler ve kurumların çelişkili rakamlara sahip olduğu anlatılan raporda, bunun aydınlatılan bazı faili meçhullerin sivil toplum örgütleriyle paylaşımındaki eksikliklerden kaynaklandığı ifade edildi.

Toplam can kaybı

Terör nedeniyle Türkiye’de yaklaşık son 30 yılda 7 bin 918 şehit, 5 bin 557 sivil kayıp ve 22 bin 101 terörist olmak üzere toplam 35 bin 576 can kaybı yaşandığına işaret edildi.

Bu rakamlara, yüzlerle, hatta binlerle ifade edilen terör örgütünün gerçekleştirdiği ve kayıtlara geçmeyen infazların, terör örgütlerinin birbirlerinin elemanlarına karşı gerçekleştirdiği eylemlerin ve terör kaynaklı faili meçhullerden henüz istatistiklere geçmeyenlerin dahil olmadığına dikkat çekildi.

Şehit Aylığı Alanlar

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan 8 bin 543 erin, Emekli Sandığı üyesiyken şehit olan 6 bin 483 kişinin ve 5 bin 34 köy korucusunun şehit aylığı aldığı kaydedildi.

Terörden zarar gören kişilere bazı haklar sağlanmasına ilişkin mevzuata değinilen taslak raporda, 82 bin 724 kişi için sigorta primi ödendiği anlatıldı.

5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesinden 2011 sonuna kadar komisyonlara 359 bin 249 başvuru yapıldığı belirtilerek, bunların 166 bin 754’ünün olumlu karara bağlandığı ve 2 milyar 659 milyon 967 bin 285 lira ödenek kullanıldığı ifade edildi.

Köylerinden Göç Etmek Zorunda Kalanlar

Doğu ve Güneydoğu’da bulunan 14 ilde yapılan çalışmalara göre 386 bin 360 kişi köylerinden göç etmek zorunda kaldı. Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi (KDRP) kapsamında bunların 187 bin 861’i köylerine geri döndü.

PKK’lılar ‘Asayiş’i ele geçirdi !

Suriye’deki karışıklıktan faydalanıp Esad’ın desteğini de arkasına alan PKK Suriye’nin asayişin ele aldı.
Suriye’nin kuzeyinde hakimiyet ilan eden PKK’nın bu ülkedeki uzantısı PYD, bir süre önce üzerinde Asayiş yazılı araçlarla bölgede devriye gezerek kontrol noktaları oluşturmaya ve bölgeye giriş çıkışlardan da haraç almaya başlamıştı.

Şimdi de de bölgede güvenliği sağlamak için ‘Asayiş Akademisi’ kurdu. PYD’nin kontrolündeki Rojave kentinde güvenliği sağlamak için Asayiş Akademisi adı verilen eğitim kampı ilk mezunlarını verdi.

PKK ve PYD’ye bağlılık yemini eden silahlı milisler üzerinde ‘Asayiş’ yazan üniformalarıyla Suriye topraklarında özerk bir yönetimin güvenlik güçleri gibi düzen sağlamaya başladı. Bu kişilerin büyük kısmının kadınlar olması da dikkat çeken bir ayrıntı oldu.

BDP’li Sakık: ”PKK’nın yakasına yapışalım”

BDP’li Sırrı Sakık Meclis kürsüsünde bu sözleri sarfetti.
BDP ’li Meclis İdare Amiri Sırrı Sakık, İmralı’da Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeleri değerlendirerek, “Hükümet açıklasın. Engel olan PKK ise yakasına yapışalım ama devlet engel oluyorsa hep birlikte devletin yakasına yapışalım” dedi.

Sakık, İmralı görüşmelerini değerlendirerek, görüşmelerle olumlu bir iklim yakalandığını ancak bu iklimin kaybedilmemesi gerektiğini söyledi. Sakık, bu güne kadar görüşmeleri sabote eden tarafın PKK olarak gösterildiğini belirterek, “Bundan sonra görüşmeler halka açık yapılmalıdır. Eğer bir yol haritası varsa ve barışa PKK engel oluyorsa gidip onun yakasına yapışmalıyız. Ama eğer devlet bu sorunu çözmüyor, PKK’yı tasviye etmeye çalışıyorsa devletin yakasına yapışmamız lazım” diye konuştu.

Takım elbiseli uzili PKK’lı öldürüldü !

Mardin’de geçen hafta polis memuru Cengiz Engizek’i şehit eden PKK’lıları tespit etmeye yönelik çalışmalar sırasında vatandaşların ihbarı üzerine Midyat İlçesi kırsalında bir mağaraya operasyon düzenlendi. 6 teröristin etkisiz hale getirildiği operasyonda, bir teröristin durumu dikkat çekti.

Çatışmada ölü ele geçirilen teröristlerden birinin, şehiriçine uygun kıyafetler giydiği, çantasında suikast silahı olarak bilinen Glock ve UZİ ile birlikte elektronik ateşleme düzeneği olduğu tespit edildi.

PKK’lıyı öldüren adamın gizemi !

Paris’teki infazın zanlısı Ömer Güney PKK terör örgütünün “en temiz” tetikçisi çıktı !

Terör örgütü PKK’nın kurucularından Sakine Cansız ile Fidan Doğan ve Leyla Söylemez’i vurduğu iddia edilen Ömer Güney hakkındaki ilginç bilgiler kafaları karıştırdı.

3 PKK’lı kadının infaz edildiği olayın üzerindeki sır perdesi aydınlatılamadı. Ortada cevap bekleyen sorular var. Gazeteler bugün Paris’teki cinayetin ve katil zanlısının bilinmeyenlerini yazdı.

Habertürk gazetesi “Mermide 2’nci DNA” başlığıyla verdiği haberde 10 mermiden birinde Ömer Güney’i ait olmayan DNA izinin çıktığı belirtiliyor. Polis “8 mermiyi Ömer attı, 2’si belli değil” diyor.

Gazete ayrıca 4 kritik bilgiyi yayınladı:

1 – Geçen yıl 3 kez geldiği Türkiye’de ne yaptığı belli değil.

2 – Silah kullanmayı nasıl ve nerede öğrendiği belirsiz.

3 – Roj TV’de çalışan sevgilisi, Sakine Cansız’la sorunlu.

4 – Ailesi MHP’li birini Kürt derneğine kim, nasıl kabul etti?

AİLE MHP’Lİ Mİ?

Haberde Ömer Güney’in doğduğu Sivas Şarkışla Polatpaşa Köyü’nün muhtarı Ahmet Öztürk’ün “Ailenin tümü MHP’ye oy verir. Başka kimseye oy çıkmaz onlardan” şeklindeki sözlerine yer veriliyor.

SEVGİLİSİ İLE CANSIZ KAVGALI MIYDI?

İddiaya göre, Almanya’da 2003’te evlenen Güney, 2011’de eşinden boşandı, daha sonra Roj TV’de çalışan Gülay A. isimli bir PKK’lı ile aşk yaşamaya başladı. 2012 yılında Türkiye’ye üç defa giriş çıkış yapan Güney, daha sonra yeniden Almanya’ya döndü. Kız arkadaşı Gülay A.’nın Sakine Cansız’la kişisel anlaşmazlık içinde olması nedeniyle olayı gerçekleştirdiği iddiası örgüt kaynakları tarafından reddedildi.

3 KEZ TÜRKİYE’YE GİRİŞ YAPTI İDDİASI

Ömer Güney ile ilgili ayrıntılar bununla sınırlı değil. Ağustos ve Ekim ayları arasında toplam üç kez Türkiye’ye giriş çıkış yaptığı belirtilen haberde, Güney’in 2011’den beri sevgilisi olduğu iddia edilen Gülay A.’nın da Fransa’da ROJ TV’ye muhabirlik yaptığı belirtiliyor.

KARA KEMAL

Terör örgütü çevrelerince, yapılan araştırmada, Ömer Güney’in, “Kara Kemal” kod adını kullandığı iddiası ortaya atıldı. Örgüt çevreleri Kara Kemal’in, “İttihat ve Terakki’nin yöneticilerinden, karakol Teşkilatı’nın kurucusu” olduğunu belirtti.

325 NOLU ÜYE

Fransız savcı, cinayet zanlısı olarak tutuklanan Sivas Şarkışla doğumlu Ömer Güney’in 2 yıldır Kürt ortamına gidip geldiğini ancak gerçekte kim olduğunun tespit edilemediğini, bağlantılarının araştırıldığını açıklamıştı. Bu açıklamadan hemen sonra Fransa Kürt Dernekleri Federasyonu (FEYKA) Güney’in derneğe üye belgesini kamuoyuyla paylaştı. 18 Kasım 2011 tarihli üyelik belgesinde, 325 numaralı üye olarak gözüken Güney’in 16 Nisan 1982 Sivas doğumlu olduğu görülüyor.

MİSYONER VAKFI’NDA GÖREV YAPMIŞ

Yeni Şafak ise Güney’in Almanya bağlantısına dikkat çekti. Alman izi manşetiyle okurların karşısına çıkan gazetenin haberinde şu ayrıntılara yer verildi: “Almanya’da teyzesinin kızıyla 7 buçuk yıl evli kalan Güney’in burada bir Alman misyoner vakfında görev aldığı belirlendi. Teyzesinin kızı olan eşinin, Güney’in karanlık ilişkileri ve örgüt bağından ötürü kendisini boşadığı öğrenildi. Güney’in ardından Alman polisine ifade veren eski eşinin, ‘Bazen eve gelirdi, bazen ise gelmezdi, karanlık örgüt ilişkileri vardı. Kendisini o nedenle boşadım’ dediği öğrenildi.”

5 EURO YERİNE 50 EURO VERİP ÜYE OLMUŞ

Güney 2 yıl kadar önce Paris’teki Kürt derneğinde üye olmuş. “Aidat ne kadar?” diye soran Güney, “5 Euro” yanıtını alınca çıkarıp 50 Euro vermiş. “Öcalan’a özgürlük” dahil, hemen her eyleme katılan Güney, Sakine Cansız’ın özel işlerini takip edecek kadar güvenilirlik kazanmış, ROJ TV’den Gülay A. ile de aşk yaşamış.

POLİSTE HİÇ KAYDI YOK

Sabah gazetesinden Alper Sancar’ın haberine göre ise Paris’te 3 kadını öldürmekle suçlanan Ömer Güney’in poliste kaydı bulunmadığı, geçen ağustos ayında Ankara’dan da bir pasaport aldığı ortaya çıktı. Zanlının polis ve jandarmada herhangi bir suçtan dolayı arama kaydının bulunmadığı bilgisine ulaşıldı.

Emniyet yetkilileri, kaydının bulunmamasının, zanlının bir eyleme katılmadığı anlamına gelmeyeceğini sadece tespitinin olmayacağını ifade etti.

PASAPORT ANKARA’DAN VERİLMİŞ

Güney’in U05991755 seri numarasına sahip 24 Ağustos 2012 tarihli Ankara ilinden alınma pasaportunun olduğu da tespit edildi. Konuyu yakından takip eden Emniyet Genel Müdürlüğü’nde görevli üst düzey yetkililer, şüphelinin aranmamasının, “bu işi yapamayacak biri” şeklinde yorumlanamayacağını ifade etti.

Üst düzey yetkililer zanlının kırsalda eyleme katılmamış olabileciğini, olsa bile iz bırakmayacağına dikkat çekti. Törer örgütü PKK’nın özellikle Türkiye’deki şehir bombalamaları ve Avrupa eylemlerinde “polis ve jandarma secilleri temiz kişileri kullandığı” vurgulandı.

PARKAYI YIKATMIŞ

Le Monde gazetesine göre Ömer Güney, olay günü giydiği parkayı daha sonra yıkattı. Gözaltına alındıktan sonra ele geçen parka üzerinde bu nedenle herhangi bir delil bulunamadı. Gazete, olay yerinde bulunan boş mermi kovanında ele geçen DNA’nın ise eksik olduğu için hiçbir işe yaramayacağını duyurdu. Güney’in otomobilindeki bir çantada da barut izi bulunmuştu.

Öldürülen PKK’lı kadınla ilgili şok bilgi

813228 detay - Öldürülen PKK'lı kadınla ilgili şok bilgi
Paris’teki üçlü suikastta öldürülen PKK kurucularından Sakine Cansız’ın Dersim Ermenilerinden olduğunu belirten Ermeni aydını Hastpanian, Cansız’ın kod adı olan Sara’nın da “ninesinin” ismi olduğunu belirtti

Paris’teki üçlü suikastta öldürülen PKK kurucularından Sakine Cansız’ın Dersim Ermenilerinden olduğunu belirten Ermeni aydını Hastpanian, Cansız’ın kod adı olan Sara’nın da “ninesinin” ismi olduğunu belirtti. Hastpanian, Cansız’la ilgili yazısında Fransa ve Almanya’da bir araya geldiklerini ve Ermeni sorunu üzerine konuştuklarını da aktardı.

Türkiye’de sosyalist hareketlere katıldıktan sonra Erivan’a yerleşen ve rejim muhalifi olduğu gerekçesiyle bir süre cezaevinde kalan Ermeni aydını Sarkis Hastpanian Facebook sayfasında Paris’te suikastta öldürülen PKK kurucusu Sakine Cansız’la ilgili bir yazı yazdı. Hrant Dink’in de arkadaşı olan, PKK’ya sert eleştirileriyle bilinen ve 1915 olaylarında Kürtlerin rolünü sık sık gündeme getiren Hastpanian “Dersim’in Asi Kızı Sara’nın Ölümsüz Anısına” başlıklı yazısında şu ifadelere yer verdi:

İLK TANIŞMA FRANSA’DA

“Değerli Sara’yla (Ben Sakine Cansız’ı bu ismiyle tanıdım) ilk kez Paris’te Silopi’nin Ermeni Varto aşiretinden sınıf arkadaşıma ait işyerinde, zamanında onun iltica başvurusunun kabul edilmesi için yardımını esirgemeyen Dersimli Ermeni arkadaşım vasıtasıyla tanışmıştım. Onunla neredeyse bütün bir gün Ermeni davası, Doğu ve Batı Ermenistan sorunları, Dağlık Karabağ özgürlük mücadelesi, kendi doğup-büyüdüğü Dersim’in yüzlerce Ermeni köyleriyle hısımlık ilişkileri olduğunu bildiği aşiretlerdeki Ermeni insanlar, yaşamış olduğu Kharbert (Elazığ) ve tutuklu bulunduğu Tigranakert (Diyarbakır)mapushanesinden yakınen bildiği ortak dostumuz, çocukluk ve okul arkadaşım Liceli Garbis hakkında uzun uzun konuşup durduk. (….) benimpek sert eleştirilerime çok olgunca bir davranış sergileyen duruşuyla, ‘tümhataları ve sevaplarıyla birlikte’ içinde yoğrulduğu mücadelenin ne denli sadık bir yandaşı olduğunu gözlemleme imkânımolmuştu. İkinci karşılaşmamız Almanya’da ve bu kez büyük bir tesadüf eseri anamla-babamın ikamet ettiği iltica yurdunda, bizimkilerin hemen kapı komşusu, Diyarbakır zindanındaki işkencehanelerden geçirilmiş eski PKK üyesi bir Kürt bayanın tek odalı dairesinde olmuştu. Gerçek ismi olmadığını işte o gün öğrendiğimSara adını Ermeni kimliğini hiç yaşayamamış ninesinin hissetmiş olduğuna emin olduğu tarif edilemez acılara duyduğu saygıdan dolayı, onun anısını canlı tutmak için gururla taşıdığı hakkında bilgilendirilmemle Sakine’ye çok derin bir saygı duydum.”

ÖZÜ ERMENİ OLANLAR

Hastpanian kendi babasının “Aslınıza sahip çıkın kızım, aslınız hakkında oturup araştırın, bilgilenin, özünüzü, soyunuzu, öğrenin ve kimliğinize sahip çıkın. Benmemleketi adımadım gezmiş biriyim. Kızılbaşların bizimözbeöz kardeşlerimiz olduğunu iyi bilirim. Biz bir elmanın iki yarısı gibiyiz” sözlerine Cansız’ın şu yanıtı verdiğini de aktardı: “Bu topraklarda özgürlük rüzgârı estiğinde, özü Ermeni olan insanların artık başka kimlikler ardına saklanmadan kendi etnik aidiyetlerini korkmadan, layıkıyla yaşayacakları günler de gelecek. Biz bunun için de kavga vereceğiz.”

ERDOĞAN’IN PARİS’TEKİ SUİKAST YORUMU

Senegal Cumhurbaşkanı ile ortak basın açıklaması yapan Başbakan Erdoğan, gündeme ilişkin bazı soruları cevapladı.
Paris’te 3 kadın PKK’lının düzenlenen suikastle öldürülmesi olayını Başbakan Erdoğan şöyle değerlendirdi:

“Olayın aydınlanmasını beklemek lazım. Bu bir iç hesaplaşma veya Provokatif bir eylem olabilir. Bunun yanında şu anda teröre karşı bizim vermiş olduğumuz mücadele var. Fakat bunu arzu etmeyenler de var. Bunlar tarafından da çaplı bir girişimde olabilir. Sabırlı olup aydınlanmasını beklemekte fayda var.Terörle mücadeleye yönelik iyiye yönelik hareketlere devam edeceğiz.”

Halkın Esed’e Verdiği Mühlet Doldu

Erdoğan, Suriye’ye ilişkin soruları da cevapladı:

“Suriye halkının Esad’a verdiği mühdet dolmuştur. 60 bin Suriyeliyi öldüren bir insanın Suriye’de ‘ben burada cumhurbaşkanı olacağım hakkı olabilir mi?’ Bu mümkün değil. Şu an devlet terörü estirmektedir. Esad dünya kendisine karşı olduğu halde ben varım diyerek koltukta kalma mücadelesi veriyor. Zalimler bu koltuklarda baki olmaz.”

KARAKOL ÜS BÖLGESİNE SALDIRI: 1 ŞEHİT

Diyarbakır’ın Lice İlçesi’ne bağlı Duru Köyü Jandarma Karakolu’nun üs bölgesinde çıkan çatışmada 1 asker şehit oldu 5 asker yaralandı.
Diyarbakır’ın Lice İlçesi’ne bağlı Duru Köyü Jandarma Karakolu’nun üs bölgesine bugün öğleden sonra bir grup PKK’lı terörist uzun namlulu silahlarla saldırdı.

Güvenlik güçlerinin karşılık vermesiyle çıkan çatışmada 1 asker şehit oldu, 5 asker yaralandı. Çatışmada 2 PKK’lı da öldürüldü.

Lice İlçesi yakınlarındaki Duru Jandarma Karakolu üs bölgesine bugün sat 16.00 bir grup terörist tarafından uzun namlulu silahlarla ateş açıldı. Karakolun üs bölgesine 3 noktadan roketatar ve uzun namlulu silahlarla PKK’lılara askerler anında karşılık verdi.

Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak çatışmada açılan ilk ateşle 1 askerin şehit olduğunu, 5 askerin yaralandığını, 2 PKK’lının ise silahlarıyla birlikte ölü olarak ele geçirildiğini bildirdi.

Çatışmanın halen devam ettiğini belirten Vali Toprak, bölgeye havadan ve karadan takviye güvenlik gücü gönderildiğini de sözlerine ekledi.

GARİBAN ÇOCUĞU DAĞA BDP’LİLERİNKİ KOLEJE

Kürt ço­cuk­la­rı­nın ca­hil ka­la­rak da­ğa çıkma­sı için uğ­ra­şan­la­rın, ken­di ço­cuk­la­rı­na en iyi im­kan­la­rı sun­ma­sı, PKK-BDP tez­ga­hı­nı göz­ler önü­ne se­ri­yor.
Gü­ney­do­ğu’da, PKK ta­li­ma­tı ile ev ev do­la­şa­rak Kürt ço­cuk­la­rı­nın oku­la gönderilme­me­si için boy­kot bil­di­ri­le­ri da­ğı­tan BDP’li­ler, ken­di ço­cuk­la­rı­nı ise kolejler­de en lüks or­tam­lar­da oku­tu­yor.

Bö­lü­cü te­rör ör­gü­tü PKK’nın eği­tim yu­va­la­rı­na sal­dı­rı­sı de­vam edi­yor. Boy­ko­ta des­tek ve­ren BDP’li­le­rin ise köy köy do­la­şa­rak PKK ta­li­ma­tı­nın uy­gu­lan­ma­sı için can­la baş­la ça­lış­tı­ğı bil­di­ri­li­yor. BDP’li­le­rin sü­re­siz boy­kot kap­sa­mın­da “Kürt­le­rin il­ko­kul­dan üni­ver­si­te­ye ka­dar, ço­cuk­la­rı­nın oku­la gön­de­ril­me­me­si”ni içe­ren bil­di­ri­le­ri da­ğıt­tı­ğı be­lir­ti­li­yor.

GA­Rİ­BA­NIN OKU­LU YA­KI­LIR­KEN, BDP’Lİ­LER KO­LEJ­LER­DE OKU­YOR

Böl­ge ço­cuk­la­rı­nın oku­la git­me­si­ni is­te­me­yen ve PKK ile bir­lik­te boy­kot çağ­rı­sın­da bu­lu­nan BDP’li ve­kil­le­rin ço­cuk­la­rı­nın ise lüks okul­lar­da oku­ma­sı dik­kat çe­ki­yor. Bir ta­raf­ta boy­kot çağ­rı­la­rı­na uy­ma­dı­lar di­ye, PKK’nın sal­dı­rı­la­rı se­be­biy­le eği­tim hak­la­rı elin­den alı­nan ga­ri­ban Kürt ço­cuk­la­rı var­ken, di­ğer ta­raf­ta da ra­hat ve lüks için­de özel okul­la­ra gi­den ve­kil ço­cuk­la­rı­nın du­ru­mu kir­li oyu­nu göz­ler önü­ne se­ri­yor. BDP’li mil­let­ve­kil­le­ri­nin ço­cuk­la­rı­nın ki­mi­si Ted Koleji’nde, ki­mi­si Per­tev­ni­yal Li­se­si’nde okur­ken ki­mi­si de ABD Cuny Kings­bo­ro­ugh Ko­le­ji’nde eği­tim alı­yor.

AMAÇ CA­HİL BI­RA­KIP DA­ĞA ÇI­KAR­MAK

PKK/BDP’nin boy­kot uy­gu­la­ma­sı­nı yo­rum­la­yan uz­man­lar da­ğa çı­kış­la­rın önün­de­ki en önem­li en­ge­lin eği­tim ol­du­ğu­nu vur­gu­lu­yor. Uz­man­la­ra gö­re boy­kot gi­bi kararlar­la eği­tim­le­ri en­gel­le­nen Kürt ço­cuk­la­rı kan­dı­rıl­ma­ya da­ha mü­sa­it ha­le ge­li­yor ve bu du­rum PKK’nın ek­me­ği­ne yağ sü­rü­yor.

İŞ­TE BDP’Lİ VE­KİL­LE­RİN ÇO­CUK­LA­RI­NIN OKU­DU­ĞU OKUL­LAR

ADA­NA MİL­LET­VE­Kİ­Lİ MU­RAT BOZ­LAK:

¥ Oğ­lu Ru­kan Boz­lak: Li­se­yi Özel Yü­ce Fen Li­se­si’nde oku­du. Ha­cet­te­pe Üni­ver­si­te­si/Mü­hen­dis­lik Fa­kül­te­si/Gı­da Mü­hen­dis­li­ği bö­lü­mü­nü bi­tir­di. İş­let­me da­lın­da yük­sek li­sans ve dok­to­ra yap­tı.

¥ Oğ­lu Ümit Berk Boz­lak: Dr. Bin­naz Ege-Dr. Rıd­van Ege Ana­do­lu Li­se­si’nden yı­lın­da me­zun ol­du. Pa­muk­ka­le Üni­ver­si­te­si / Mü­hen­dis­lik Fa­kül­te­si / Elekt­rik-Elekt­ro­nik Mü­hen­dis­li­ği Bö­lü­mü’ne 2001 yı­lın­da gir­di. Vi­ya­na Tek­no­lo­ji Üni­ver­si­te­si’nden me­zun ol­du.

¥ Oğ­lu Ra­ma­zan Boz­lak: Li­se­yi Özel Yük­se­liş Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra Özel (KKTC) Do­ğu Ak­de­niz Üni­ver­si­te­si Tu­rizm ve Otel­ci­lik Yük­se­ko­ku­lu’na gir­di.

AĞ­RI MİL­LET­VE­Kİ­Lİ HA­LİL AK­SOY

¥ Kı­zı Si­dar Ak­soy: Li­se­yi Be­şik­taş Ata­türk Ana­do­lu Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si/İs­tan­bul Ma­den Fa­kül­te­si/Ma­den Mü­hen­dis­li­ği ve İs­tan­bul Üni­ver­si­te­si/İs­tan­bul İş­let­me Fa­kül­te­si İş­let­me (İn­gi­liz­ce) bö­lüm­le­ri­ne gir­di.

¥ Kı­zı Şe­vin Aksoy: Emi­nö­nü Li­se­si’ni bi­tir­di.

BİT­LİS MİL­LET­VE­Kİ­Lİ HÜ­SA­MET­TİN ZEN­DER­Lİ­OĞ­LU

¥ Oğ­lu Zi­nar Zen­der­li­oğ­lu: İs­tan­bul Üs­kü­dar Cum­hu­ri­yet Li­se­si’nde oku­du.

¥ Oğ­lu Ser­van Zen­der­li­oğ­lu: İs­tan­bul Ka­dı­köy Hay­rul­lah Ke­foğ­lu Li­se­si’nde oku­du.

¥ Kı­zı Bey­zar Zen­der­li­oğ­lu: Özel Ker­van Ak­şam Li­se­si’nde oku­du.

Dİ­YAR­BA­KIR MİL­LET­VE­Kİ­Lİ ŞE­RA­FET­TİN EL­Çİ

¥ Oğ­lu Re­nas El­çi: Li­se­yi An­ka­ra’da Çan­ka­ya Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra Ana­do­lu Üni­ver­si­te­si/Açık Öğ­re­tim Fa­kül­te­si İk­ti­sat Bö­lü­mü’ne gir­di.

¥ Oğ­lu Rüs­tem El­çi: Li­se­yi Özel Arı Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra Ha­cet­te­pe Üni­ver­si­te­si An­ka­ra Mes­lek Yük­sek Oku­lu Bü­ro Yö­ne­ti­mi ve Sek­re­ter­lik ve A.Ü Fa­kül­te­si Gı­da Mü­hen­dis­li­ği bö­lüm­le­ri­ne gir­di.

¥ Kı­zı El­vin El­çi: Li­se­yi An­ka­ra Ted Ko­le­ji Vak­fı Özel Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra Ha­cet­te­pe Üni­ver­si­te­si/Ede­bi­yat Fa­kül­te­si/Sos­yo­lo­ji Bö­lü­mü’ne gir­di.

Dİ­YAR­BA­KIR MİL­LET­VE­Kİ­Lİ AL­TAN TAN

¥ Kı­zı Zey­nep Tan: Li­se­yi Özel Ar­da Asa­let Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra Özel Bil­kent Üni­ver­si­te­si/İk­ti­sa­di İda­ri ve Sos­yal Bi­lim­ler Fa­kül­te­si/Si­ya­set Bi­li­mi ve Ka­mu Yö­ne­ti­mi Bö­lü­mü’ne gir­di.

¥ Kı­zı Zü­hal Tan: Li­se­yi Özel Ar­da Asa­let Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra Özel Yedi­te­pe Üni­ver­si­te­si/İle­ti­şim Fa­kül­te­si/Rad­yo, Te­le­viz­yon ve Si­ne­ma Bö­lü­mü’ne gir­di.

Dİ­YAR­BA­KIR MİL­LET­VE­Kİ­Lİ NUR­SEL AY­DO­ĞAN

¥ Kı­zı Ze­lal Ay­do­ğan: Li­se­yi Mer­sin Ti­ca­ret-Sa­na­yi Oda­sı Ana­do­lu Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra Ha­cet­te­pe Üni­ver­si­te­si/Fen Fa­kül­te­si/Ak­tü­er­ya Bi­lim­le­ri Bö­lü­mü’ne gir­di.

Dİ­YAR­BA­KIR MİL­LET­VE­Kİ­Lİ LEY­LA ZA­NA

¥ Oğ­lu Ro­nay Za­na: Çan­ka­ya Li­se­si’nde oku­du.

HAK­KA­Rİ MİL­LET­VE­Kİ­Lİ ESAT CA­NAN

¥ Oğ­lu Onur Ca­nan: Li­se­yi An­ka­ra’da Özel Yü­ce Fen Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra Özel Bil­kent Üni­ver­si­te­si/Mü­hen­dis­lik Fa­kül­te­si/Bil­gi­sa­yar Mü­hen­dis­li­ği Bö­lü­mü’ne gir­di.

¥ Kı­zı He­lin Ca­nan: Li­se­yi An­ka­ra’da Özel Yü­ce Fen Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra Özel Bah­çe­şe­hir Üni­ver­si­te­si/Mi­mar­lık ve Ta­sa­rım Fa­kül­te­si/Mi­mar­lık Bö­lü­mü’ne gir­di.

¥ Kı­zı Yağ­mur Ca­nan: Li­se­yi An­ka­ra’da Çan­ka­ya Ata­türk Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra Özel Baş­kent Üni­ver­si­te­si/Tıp Fa­kül­te­si Bö­lü­mü’ne gir­di.

İS­TAN­BUL MİL­LET­VE­Kİ­Lİ SIR­RI SÜ­REY­YA ÖN­DER

¥ Kı­zı Ce­ren Ön­der: Li­se­yi Ka­dı­köy Su­adi­ye Ha­cı Mus­ta­fa Tar­man Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra Özel İs­tan­bul Bil­gi Üni­ver­si­te­si/İle­ti­şim Fa­kül­te­si/Kül­tür Yö­ne­ti­mi Bö­lü­mü’ne gir­di.

KARS MİL­LET­VE­Kİ­Lİ MÜL­Kİ­YE BİR­TA­NE

¥ Oğ­lu Ah­met Maz­lum Bir­ta­ne: Di­yar­ba­kır Ana­do­lu Li­se­si’nde oku­du.

MAR­DİN MİL­LET­VE­Kİ­Lİ GÜL­SER YIL­DI­RIM

¥ Oğ­lu Şi­yar Yıl­dı­rım: Li­se­yi Mar­din Ana­do­lu Öğ­ret­men Li­se­si’nde oku­duk­tan son­ra İnö­nü Üni­ver­si­te­si/Tıp Fa­kül­te­si’ne gir­di.

¥ Kı­zı He­vi Yıl­dı­rım: Li­se­yi Mar­din Mil­li Pi­yan­go Li­se­si’nde oku­duk­tan son­ra Mer­sin Üni­ver­si­te­si/Eği­tim Fa­kül­te­si/Sı­nıf Öğ­ret­men­li­ği Bö­lü­mü’ne gir­di.

¥ Kı­zı Ze­lal Yıl­dı­rım: Li­se­yi Mar­din Ana­do­lu Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra Dic­le Üni­ver­si­te­si/Diş He­kim­li­ği Fa­kül­te­si’ne gir­di.

MAR­DİN MİL­LET­VE­Kİ­Lİ AH­MET TÜRK

¥ Oğ­lu Meh­met Mü­tin Türk: Li­se­yi İs­tan­bul Ka­ba­taş Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra Mer­sin Üni­ver­si­te­si/Mü­hen­dis­lik Fa­kül­te­si/Elekt­rik-Elekt­ro­nik Mü­hen­dis­li­ği’ne gir­di.

¥ Oğ­lu Umut Ej­der Türk: Li­se­yi Özel Yük­se­liş Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra Ana­do­lu Üni­ver­si­te­si/İk­ti­sat Fa­kül­te­si/Ka­mu Yö­ne­ti­mi Bö­lü­mü’ne gir­di.

¥ Kı­zı Dev­ran Türk İzol: Li­se­yi An­ka­ra Ay­ran­cı Ay­sel Yü­ce­türk Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra Özel Çağ Üni­ver­si­te­si/İk­ti­sa­di ve İda­ri Bi­lim­ler Fa­kül­te­si/Ulus­la­ra­ra­sı İliş­ki­ler Bö­lü­mü’ne gir­di.

MUŞ MİL­LET­VE­Kİ­Lİ DE­MİR ÇE­LİK

¥ Oğ­lu Öz­gür Çe­lik: Li­se­yi An­tal­ya Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra Özel KKTC Do­ğu Ak­de­niz Üni­ver­si­te­si/Bil­gi­sa­yar Ve Tek­no­lo­ji Yük­se­ko­ku­lu/Bil­gi­sa­yar ve En­for­ma­tik Bö­lü­mü’ne gir­di.

¥ Oğ­lu Yol­daş Se­lim Çe­lik: An­tal­ya Mu­rat­pa­şa Li­se­si’nde oku­du.
Sİ­İRT Mil­let­ve­ki­li Gül­tan Kı­şa­nak

¥ Kı­zı Evin­ji­yan Kı­şa­nak: Özel Amid Li­se­si’nde oku­du.

ŞAN­LI­UR­FA MİL­LET­VE­Kİ­Lİ İB­RA­HİM Bİ­Nİ­Cİ

¥ Oğ­lu Ci­han Bi­ni­ci: Li­se­yi Şan­lı­ur­fa Os­man­ga­zi Li­se­si’nde oku­du. Şu an ABD’de Cuny Kings­bo­ro­ugh Ko­le­ji’nde oku­yor.

¥ Kı­zı Ser­bent Bi­ni­ci: Li­se­yi An­ka­ra Anıt­te­pe Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra Eği­tim Fa­kül­te­si/ Sı­nıf Öğ­ret­men­li­ği Bö­lü­mü’ne gir­di.

¥ Kı­zı Di­dem Bi­ni­ci: Li­se­yi Şan­lı­ur­fa Or­han­ga­zi Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra Dic­le Üni­ver­si­te­si/Fen-Ede­bi­yat Fa­kül­te­si/Türk Di­li ve Ede­bi­ya­tı Bö­lü­mü’ne gir­di.

¥ Kı­zı Hi­lal Di­la­ra Bi­ni­ci: Li­se­yi An­ka­ra Anıt­te­pe Li­se­si’nde oku­du. Da­ha son­ra Adı­ya­man Üni­ver­si­te­si/Göl­ba­şı Mes­lek Yük­se­ko­ku­lu/İş­let­me Yö­ne­ti­mi Bö­lü­mü’ne gir­di.

ŞIR­NAK MİL­LET­VE­Kİ­Lİ HA­SİP KAP­LAN

¥ Kı­zı Işıl Kap­lan: Fa­tih Per­tev­ni­yal Ana­do­lu Li­se­si’nde oku­du.

¥ Kı­zı Gü­neş Ru­ken Kap­lan: Li­se­yi Özel İs­tan­bul AR- EL Lisesi’nde okudu. Daha son­ra İs­tan­bul Üniver­sitesi/İk­tisat Fakül­tesi/İk­tisat Bölümü’ne gir­di.

VAN MİL­LET­VEKİLİ NAZ­Mİ GÜR

¥ Oğ­lu Diyar Gür: Al­tın­dağ Esenev­ler Anadolu Lisesi’nde okudu.

Bu silah PKK’da ilk defa ele geçirildi
More Sharing ServicesShare | Share on facebookShare on myspaceShare on googleShare on twitter
Tunceli’de PKK’lılarla çıkan çatışmada 4 terörist öldürüldü. Çatışmanın sürdüğü bölgeye takviye ekipler sevk edildi.

Karakter Boyutu :

Haber Kaynağı : haber7
Tarih : 2012-10-24 11:57:34

Bu haber 172 kez okunmuştur. Yorum Yaz

PKK’lılardan ölü olarak ele geçirilen teröristlerin üzerinde çıkan silah Türkiye’de ilk kez ele geçirildi.

PKK’lıların Kuzey Irak’ta özel olarak yaptırdıkları ve örgüt içinde sınırlı sayıda bulunan, uçaksavar mermisi atışı yapan silahın helikopterlere yönelik saldırılarda kullanıldığı belirtildi. Ele geçirilen silahın özel harekat timlerinin kullandığı zırhı araçları delecek yapıya sahip olduğu kaydedildi.

Karayılan: Karakol Basmayın

Asker ve polisin ortak operasyonları PKK’ya büyük darbe indirdi. PKK taktik değiştiriyor.
Edinilen bilgilere göre yılın ilk 9 ayında Türkiye kırsalı ve Kuzey Irak’ta düzenlenen operasyonlarda 970 terörist öldürüldü, 174’ü teslim oldu.

Bugün’ün haberine göre; İçişleri Bakanlığı, yurt genelinde yürütülen iç güvenlik harekatı ile F-16 savaş uçakları tarafından Kuzey Irak’a düzenlenen sınır ötesi hava baskınları konusunda kapsamlı bir rapor hazırladı. Rapora göre, bu yılın ilk 9 ayında Türkiye kırsalı ile Kuzey Irak’taki sınır ötesi harekatlarında 970 terörist öldürüldü, 30 terörist yaralı ele geçirildi.

Güvenlik güçlerini başarılı operasyonlarıyla ağır darbe alan Pkk’da ciddi çözülmeler yaşandı. 174 terörist örgütten kaçıp güvenlik güçlerine teslim oldu. Güvenlik güçlerinin aileler üzerinden yürüttüğü “bilgilendirme ve önleme faaliyetleri” teslim olmalarda önemli rol oynadı. Önümüzdeki süreçte dağdan inip teslim olacak terörist sayısında ciddi artış olacağı tahmin ediliyor.

TERÖRİST SAYISI DÜŞTÜ

Polis ve jandarmanın ülke çapında yürüttüğü PKK/KCK soruşturmalarında ise 6 bin 300 örgüt üyesi, milis, sempatizan ile örgüte yardım-yataklık eden kişi gözaltına alındı. Planlı istihbarat baskınlarıyla sıcak temas sağlanan operasyonlarda toplam 300 kilo RDX (C-4, A-4 plastik patlayıcı) ile 2 ton 900 kilo gramel yapımı patlayıcı ele geçirildi.

İçişleri Bakanlığı’nın raporuna göre, son dönemde artan kara ve hava harekatları Pkk’daki eleman sayısını düşürdü.Daha önce 5 bin 500-6 bin dolayında olanmevcut, 4-4 bin 500’e geriledi. Şu anda Türkiye kırsalında bin 500-bin 600 dolayında silahlı teröristin bulunduğu değerlendiriliyor.

Bordo Bereliler, Jandarma Özel Harekat, Polis Özel Harekat ve komando birliklerince icra edilen operasyonlarda 400 adet Kaleşnikof, M-16 veKanas gibi uzun namlulu silah ele 800 adet el bombası yakalandı. Savunma tipi el bombalarının Rusya ve Almanya menşeli olması dikkat çekti.

‘ÇOK ZAYİAT VERİYORUZ KARAKOL BASMAYIN’

Pkk’nın sözde yürütme konseyi başkanı Murat Karayılan’ın telsiz konuşmaları dinlemeye takıldı. Karayılan örgüt mensuplarına, “Karakol baskınlarında çok zayiat veriyoruz. Bu eylemlerden vazgeçin, canlı bombaları metropollere gönderin” diye talimat verdi.

Hiçbir şekilde devletle örgüt arasında bir görüşme yapılmadığını iddia eden Karayılan, bu tür görüşmelerin olması için teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması gerektiğini savundu

Oğlumu Devlet, Yeğenimi PKK Öldürdü”

“Eyüp Dağtekin asker, Habeş ise PKK’lıydı. İkisi de çatışmalarda öldü. Şimdi yan yana yatıyorlar.

.Pkk ile güvenlik güçleri arasındaki çatışmaların bilançosu her geçen gün ağırlaşıyor.

Çatışmaların acısını belki de en derinden yaşayanlardan biri Suruçlu Mehmet Dağtekin. “İki taraftan da ölenler benim çocuklarım” diyen Dağtekin’in hikâyesi, 30 yıldır süren savaşın özeti gibi.

Dağtekin, ailesinin yaşadığı dramı Taraf ‘a anlattı. “Benim bir yeğenim vardı. Eyüp adı. Eyüp Sultan’dan esinlenip koyduk ismini. Kardeşimin çocuğu. Benim çocuklarımla birlikte büyüdü.

Pırıl pırıl, sessiz, efendi bir çocuk. Hiç ayırt etmedim çocuklarımdan. Bahçemizde, tarlamızda oynarken en çok Habeş’le anlaşırdı” diye konuşmaya başlayan Mehmet Dağtekin, aynı yaşlarda olan oğluyla yeğeni için “Hani kardeşten ileri derler ya öyle büyüdüler. Korudular, kolladılar birbirlerini” dedi.

“EYÜP’Ü AKTÜTÜN’DE VURDULAR”

2008’de yeğeni Eyüp’ün askerlik görevini yapmak için Hakkâri’ye gittiğini belirten Mehmet Dağtekin şöyle devam etti: “Eyüp’ü askere, Hakkâri’ye gönderdik. Öğrendik ki Aktütün Karakolu’na vermişler. Çok korktuk. Her gün basılıyor orada karakollar…”

Daha sonra oğlu Habeş’in dağa çıkmasıyla ikinci bir şok yaşadıklarını anlatan Dağtekin, “Pkk’ya katıldığını nice sonra öğrendik. Ne haber alabildik ne gördük kendisini” diye konuştu.

Pkk’nın Aktütün Karakolu’na düzenlediği baskında yeğeninin hayatını kaybettiğini belirten Dağtekin, şunları söyledi: “Cenazesini aldık. Askerî tören dediler, istemedik. Askeri sevmediğimizden değil, savaşı sevmediğimizden.”

“OĞLUMU DEVLET YEĞENİMİ Pkk ÖLDÜRDÜ”

Yeğeninin ölümünden dört yıl sonra dağdaki oğlunun ölüm haberini alan Mehmet Dağtekin, yaşadığı ikinci acıyı şöyle anlattı: “Maraş’ta askerlerle Pkk’lılar çatışmış. Üç Pkk’lı ölmüş diye duydum haberlerde. Öğrendim ki onlardan biri oğlum Habeş. Her gün bekliyor, kendimizi hazırlamaya çalışıyorduk ama bir yandan da belki kurtulur diye dua ediyorduk. Ama Eyüp’ten sonra oğlum da gitti. Oğlumu devlet, yeğenimi Pkk öldürdü.”

YAN YANA TOPRAĞA VERİLDİLER

Güvenlik güçleriyle girilen çatışmada yaşamını yitiren Habeş Dağtekin’in cenazesi Şanlıurfa’nın Ceylanpınar İlçesi’ne bağlı Yukarı Doruklu Köyü’nde toprağa verildi.

Pkk’lı Habeş askerde ölen kuzeni Eyüp’ün yanına defnedildi. Mehmet Dağtekin “Ben yandım, hem de iki kez. Oğlum gitti, elimde büyüyen yeğenim gitti. Ailemizden hem dağda hem askerde olanlar vardır hâlâ. Cezaevinde Kck’dan tutuklu olanlar var. Bari onlar kurtulsun, yarın öbür gün birbirini öldürmesin. Bitsin artık bu savaş, kardeşi kardeşe öldürtmesinler. Biz yandık, başka ana babalar yanmasın. Başka da diyeceğim yoktur” dedi.

TERÖR ÖRGÜTÜ BİR ‘PKK DEVLETİ’ İSTİYOR

Kürt siyasetçi ve yazar İbrahim Güçlü, Kürt sorununun BDP’yle, terör örgütü PKK’yla yan yana gelinerek çözülecek bir sorun olmadığını söyledi.
Hükümetin, PKK ve BDP dışındaki Kürtleri de dikkate alması gerektiğini vurgulayan Güçlü, İmralı’dan BDP’nin, BDP’nin de Kandil’den farklı olmadığını ifade etti.

Cihan Haber Ajansı muhabirine konuşan Güçlü, Kürt sorununun çözümü konusunda ciddi bir kafa karışıklığı olduğunu ifade etti. Kürt meselesinin çözümünün köklü bir mesele olduğunu, AK Parti, BDP’yi aşan bir mesele olduğuna dikkat çeken Güçlü, Türklerle Kürtleri haklar ve siyasi statü açısından eşitleyen bir proje, bir tasarım, bir senaryo sorunu olduğunu savundu. “Kürt kesimi hangi oranda BDP’yi ilgilendiriyor, hangi oranda PKK’yı ilgilendiriyor? Bunlar önemli ve ciddi projelendirilmesi gereken sorunlardır.” diyen Güçlü, İmralı’dan BDP’nin, BDP’nin de Kandil’den farklı olmadığını vurguladı.

Terör örgütü PKK’nın hiçbir hal ve şartta silah bırakacak durumda olmadığına dikkat çeken Güçlü, terör örgütünün, kendisine bir ‘PKK devleti’ verilmesini istediğini kaydetti. BDP’nin şu an Kürtlerin yüzde 20’sini temsil ettiğini dile getiren Güçlü, “Peki yüzde 70-80’i nereye oturtuyorsunuz? Yani AK Parti’ye verilen oylar çok mu anlamsız oylardır? Yani o Kürtler çok mu anlamsız Kürtlerdir. Ya da bu iki kesimin bloke ettiği Kürtlerin dışındaki Kürtler çok mu anlamsız? Bütün bunların bilinmesi gerekmez mi demokrasi açısından, hukuk açısından? İrlanda meselesiyle Kürt millet meselesi ve Kürdistan meselesi de aynı değildir. IRA meselesine baktığınız zaman, bu meselede sınırlandırılmış çerçeveler vardır. Savaş iki taraflı olarak bu kadar kirli değildir. Yani sorunu İngiltere ve İRA’ya birebir benzetemeyiz. Farklı özellikler taşıyor. Devlet canımıza, Kürtlerin canına okumaya devam edecek Kürtlerle. PKK canımıza okuyacak, ondan sonra bu sorunu çözmüş olacak. Böyle bir şey olabilir mi? IRA böyle yaptıysa, sizin yapmamanız gerekir. IRA örneğini alırken bile bu böyle yapılır demek kadar insanlık suçu olamaz. İrlanda’da IRA ile İngiltere arasındaki anlaşma gibi bir şey dediğiniz zaman ölümü meşrulaştıramazsınız. Bunlar çok ilkesel, ciddi sorunlardır. BDP, İrlanda’daki partiye benzemiyor. PKK da IRA’ya benzemiyor.” dedi.

“PKK ile doğrudan ilişki kurmak demek Kürdistan’ı tekçi bir ideolojiye, tek lidere ve tek bir partiye teslim etmek demektir.” diyen Güçlü, hükümet kendisine demokrasiyi mihver alıyorsa bu sorunu ciddi bir şekilde Kürtlerle, demokratik güçlerle tartışmak zorunda olduğunu ifade etti. Hükümetin, PKK dışındaki Kürtlerle sorunu tartışmak zorunda olduğunu belirten Güçlü, şöyle devam etti:

“PKK’yı dengeleyecek önemli toplumsal kesimler AK Parti’de toplanmış durumdadır. PKK jakoben olan kesimleri, yani işler yerli yerine oturduğu zaman bizdeki CHP’nin temsil gücü kadar temsil gücü olan bir parti olacak. Peki AK Parti içindeki Kürtlerin konumu ne olacak. Yani devletin zorla tarih dışına ittiği, o siyaset dışına ittiği Kürt egemen sınıfları, PKK’yı dengeleyecek sınıfların ayrışması, farklılaşması, demokratikleşmesi nasıl olacak? Herkes PKK’nın etki alanı içinde olan cephede farklılaşmayı ve çoğulculaşmayı beklerken, AK Parti cephesinde yani devlete entegre olmuş toplumsal kesimler, üstelik de zorunluluktan dolayı entegre olmuş olan kesimlerin çoğulculaşmasından bahsedilmiyor. Bu da önemli bir olaydır. Bütün bu çerçeveyi düşünerek çözümü, devleti Kürtlerin de devleti yapacak nitelikte projelendirmek gerekli. Yani olay AK Parti’nin BDP’yle, PKK’yla yan yana gelerek çözebileceği bir sorun değildir.”