Yazılar

Turgay Kıran’dan şike açıklamaları

Galatasaray’ın eski 2. Başkanı Turgay Kıran, Adnan Polat’ın ”Şike konusunda ben sadece kendi dönemime garanti veririm” sözüne karşı çok net açıklamalarda bulundu.

Bugün TV’de Özgür Sancar ve Yakup Yıldız’ın sunduğu Sporextra programına konuk olan Kıran, ”Adnan Polat’ın bu açıklamaları beni çok üzdü. Adnan Polat iyi bir Galatasaraylı. Dönemlere hiç girmeden bir şey söylemek istiyorum. Ben eski bir yönetici olarak Galatasaray’ın tüm tarihine kefilim. Galatasaray 1905’te kuruldu o günden bu yana Galatasaray’a her konuda kefilim. Bizim bütün liderlerimize, yaptıklarına kefil olmamız gerekir. Galatasaraylı olmanın gerekliliği budur.

Galatasaray’ın etik değerleri bunlardır. Adnan Polat’ın açıklamalarını görünce de yazının altına ve üstüne baktım acaba cımbızlanıp mı alındı bu sözler diye. Fakat genel olarak Adnan Polat bu konu hakkında konuşmuş. Bunu da onun kulübe olan kırgınlığına veriyorum. Adnan Polat’ın biran evvel bu düşünceden kurtulması gerekir. Çünkü biz onu seviyoruz. Her zamanda seveceğiz. Bizim eski başkanımız Adnan Polat ile hiçbir sorunumuz yok. Biz ona da onun yaptıklarına da kefiliz. Ama her şeyden önce Galatasaray’ın tarihine her şeyiyle kefiliz” diye konuştu.
DROGBA DAHA BÜYÜK İŞLER YAPACAK

Drogba’nın dünkü performansının kendisini fazlasıyla tatmin ettiğini belirten Kıran, ”Drogba kendine bakan bir oyuncu. 35 yaşında olduğu için futbol oynamayacak diye bir şey yok. Bir çok örnekler var futbolda. Tugay Kerimoğlu 37 yaşına kadar İngiltere gibi yüksek kalite bir ligde oynadı. Fatih Terim çok doğru konuşmuş. Dediklerine tamamıyla katılıyorum. Fit olan bir insan bir futbolcu her zaman oynadığı her yerde yolunu bulur ve başarılı olur. Durgun giden maçta da oyuna sonradan girerek Drogba kalitesini belli etti. Oyuna girmesiyle birlikte hem taraftar hem takım daha iyi oynamaya başladı. Galatasaray o dakikaya kadar çokta iyi oynamıyordu. Fakat Drogba’dan sonra sanki her şey değişti. Drogba takımdaki oyuncuların özgüvenini geriye getirdi. Mühim olan 3 puandı. Galatasaray bunu da almayı başardığı için mutluyuz” dedi.

Bakandan HES çıkışı

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, HES projelerine ilişikin sert açıklamalarda bulundu.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu , Antalya’da Orman ve Su İşleri Bakanlığı bünyesindeki kurum yetkilileri ile Mardan Palace Hotel’de koordinasyon kurulu toplantısına katıldı.

Toplantıda Antalya Valisi Ahmet Altıparmak, Ak Parti Antalya Milletvekili Sadık Badak ve ile kurum temsilcileri yer aldı. DSİ 13’üncü Bölge Müdürü Türkay Özgür, DSİ projelerine ilişkin bilgi verdiği sırada hidroelektrik santrallerinin elektrik enerjisi üretimi konuları gündeme geldi. Bu sırada bölge müdürünün sözünü kesen Bakan Veysel Eroğlu, Öztürk’e seslenerek, “Gerekirse orman bölge müdürünü de yanına al git, bütün HES ‘leri dolaş. Usulsüzlüğe aykırı bir durum görüyorsanız eğer, gerekli uyarılarda bulunun. Eğer uymuyorlarsa yetkiniz var yürütmeyi durdurun. Durduramıyorsanız da bize bilgi verin biz durdururuz” dedi.

ADAM GİBİ ÇALIŞSINLAR

Usule uygun davranmayanlar için para cezalarının 15 bin liradan başlatıldığına da değinen Bakan Eroğlu, şöyle devam etti, “Uyarın. Adamlarda bizi sıkıntıya sokmasınlar, adam gibi çalışsınlar, kim olursa olsun” diye tepki gösterdi.

Gömbe, Uçarsu gibi alanlarda hassasiyetlerin olduğundan da bahsedilen toplantıda Bakan Eroğlu, “Hassasiyet varmış, nedir bakın, iptal eder geçeriz” dedi.

MEHMET ALİ ERBİL DEĞİL M.ALİ ŞALLI

Harem dizisinde oynayan Mehmet Ali Erbil, Ebru Şallı’ya göndermede bulundu…

Ünlü oyuncu, şovmen Mehmet Ali Erbil, Harem dizisinin setinde müziplik yapmadan duramadı. Şovmen çekim arasında tayt giyip, pilates yaparak Ebru Şallı’yı tiye aldı.

Fotoğraflarını instagrama yükleyen şovmen “Mehmet Ali Şallı” diye notunu yazmadan da edemedi.

Şovmen kısa sürede takipçileri tarafından yorum yağmuruna tutuldu.

Fenerbahçe’den sert açıklama..

Fenerbahçe Kulübü, Galatasaray Divan Başkanı İrfan Aktar’a yönelik çok sert bir açıklama yayınladı…

Fenerbahçe’nin resmi internet sitesinden yapılan açıklama şöyle:

“Galatasaray Spor Kulübü Divan Kurulu Başkan’ı Aktar yaptığı talihsiz açıklamada, “Duyumlara” dayanarak kulübümüzü zan altında bırakan ispatsız ve mesnetsiz açıklamalarda bulunmuş, devamında da Başkanımız hakkında yakışıksız ve haddini aşan beyanlarda bulunmaktan kaçınmamıştır.

Öncelikle belirtmek isteriz ki, bu seviyedeki bir kişinin sözü ve iddiası şerefidir. Bu nedenle Aktar’ı hiçbir dolambaçlı yola sapmadan, konuyu saptırmadan iddiasını, sözünü ve şerefini ispat etmeye davet ediyoruz.

Bu zat bilmelidir ki, duyumlara dayanarak hayatını idame ettirebilir ya da şahsi tasarruflarını ikame edebilir, hatta Galatasaray’da idarecilik yaparak Yüksek Divan Kurulu Başkanlığı’nı idare edebilir. Ancak ve asla duyumlara dayanarak Fenerbahçe Camiasına ve Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı’na saygısızlık edemez.

Bu nedenlerle iddiasını ispat edemeyenlerin konuşmaya yetecek kadar zekasının yanı sıra, susmaya yetecek kadar aklı da olması gerektiği yolundaki düşüncelerimizi kamuoyuyla paylaşırız.

Sağlık Genel Sağlık Ağız ve Diş Sağlığı

Sessizce ve hızla yayılıyor, 2013’te tüm dünya onu konuşacak!

Dünyanın en yaygın virüs kaynaklı hastalıkları olan AIDS ve Hepatit B’den sonra 2013 yılında alerji ve astım konuşulacak…

Her geçen gün kendini iyiden iyiye hissettiren, artış gösteren alerji ve onun tetiklediği astım sessizce ve hızla yayılıyor. Bugün en yaygın hastalıklardan biri olan alerji için Prof. Dr. Yonca Tabak; şu an için Dünya’da çocuk ve erişkin olmak üzere 300 milyona yakın kişinin bu hastalıktan etkilendiğini ve tablolunun artış göstereceğini belirtiyor.

Her beş çocuktan birinde alerji ve astım hastalıklarına rastlandığını söyleyen Prof. Dr. Yonca Tabak; bu oranın daha da artacağına dikkat çekiyor. Özellikle batılı yaşam tarzını benimsemiş ülkelerde alerjiyle tetiklenen astım hastalıklarında artışın gözlendiğini belirten Tabak; “2025 yılı itibariyle yaklaşık 100 milyon kişinin daha astım olacağı ön görülüyor.” diyor.

Prof. Dr. Yonca Tabak; toplumda konuyla ilgili yeterli bilinç bulunmadığını, insanların aldıkları besinlerden giydikleri kıyafetlere kadar pek çok konuda alerjisi olduğunun farkında bile olmadığını söyleyerek sözlerine; “Vücudumuzun bu dış etkenlerle mücadelede kullandığı bir antioksidan rezervi vardır. Sigara dumanı, hava kirliliği, gıdaların üretiminde ve kıyafetlerin yapımında kullanılan kimyasallar gibi nedenlerle bu rezerv aşılarak; bağışıklık sistemi zayıflamaktadır. Sonuç: alerjik hastalıklarda ve kanserde artış olmaktadır.” şeklinde devem ediyor.

Neden alerji hastaları artıyor?

Alerji ve Astım hastalığının hızla yayılıyor olmasının en önemli nedenlerinin değişen yaşam koşullarımız olduğunu belirten Prof. Dr. Yonca Tabak, yediğimiz gıdalardan giydiğimiz kıyafetlere hatta evimizde kullandığımız çatal bıçağa kadar her yerde kimyasal bir maddeye rastlamanın mümkün olduğunu belirtiyor.

Modern yaşam koşullarının insanları doğallıktan uzaklaştırdığını söyleyen Prof. Dr. Yonca Tabak, pek çok organik ürünün dahi kimyasal işlem görmesinin, bunun en önemli göstergelerinden birisi olduğunun altını çiziyor.Soluduğumuz havadaki ozon vb hava kirleticiler, taze sebze meyve yerine işlenmiş ürünleri tüketmek de bu duruma katkıda bulunuyor.

Alerji ve astımdan korunmanın yolları

Astım ve alerji hastalıklarının artışının tüm dünyada da beklenen bir durum olduğuna değinen Prof. Dr. Yonca Tabak; kendimiz ve çocuklarımız için sağlıklı yaşam alanları yaratmamız gerektiğini belirtiyor. Tabak; mümkün olduğunca az kimyasal işlem görmüş ürünleri tercih edilmesini önererek, özellikle pek çok vitamininin alınabileceği meyve ve sebzelere yönelmenin ve bu gıdaları tüketmeye özen göstermenin gerekli olduğunu söylüyor. Çocuk beslenmesinden reflüyü tetikleyici kafein içeren kakao ve çikolatalı ürünlerin ve fastfood tarzı yemeklerin çıkarılmasının da gelecekte çocuk astımını azaltmada çok önemli olduğunun altını çiziyor.

En öldürücü toplumsal zehirlenme olayı

Zararları saymakla bitmiyor.. Şimdi bırakmanın tam zamanı
Sigara tiryakiliğinin, en öldürücü toplumsal zehirlenme olayı olduğu belirtildi. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzman Dr. Evren Toprak, her sigarada vücut için zehirli, tahriş edici, kanser yapıcı ya da kanserin ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı 4 binden fazla kimyasal madde bulunduğunu söyledi.
Uzman Dr. Evren Toprak, bunlardan en az 81 tanesinin doğrudan kansere neden olduğunun ispatlandığını belirterek şöyle konuştu:
“İnsanları sigaraya bağımlı hale getiren madde nikotindir. Nikotin, kalp atışlarını hızlandırır tansiyonu yükseltir, kanın pıhtılaşma riskini artırır. Sigara dumanındaki karbonmonoksit gazı, kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltır, dokular yeterince oksijen alamadığından egzersizde çabuk yorulma ortaya çıkar. Erkeklerde tüm kansere bağlı ölümlerin yüzde 35’inin kadınlarda yüzde 15’inin nedeni sigaradır.” Dr. Evren Toprak, akciğer kanserine bağlı ölümlerin yüzde 90’ının nedeninin sigara olduğunu belirterek şunları söyledi: “Sigara içmeyen ancak dumanına maruz kalanlarda akciğer kanseri riski 3 kat artmıştır. Sigara içenlerde akciğer kanseri dışında ağız, dil, dudak, gırtlak, yemek borusu, pankreas, mesane, böbrek, prostat ve rahim ağzı kanseri riski 30 kat artmıştır.” Sigaranın, kronik bronşit ve amfizem gibi nefes darlığı yapan akciğer hastalıklarının en önde gelen sebebi olduğunu vurgulayan Dr.Toprak, bu hastalıklardan ölüm riskinin sigara içmeyenlerden 40 kat fazla olduğunu kaydetti. Sigara içenlerde kalp krizi geçirme riskinin 10 kat arttığını ifade eden Dr.Toprak, kan dolaşımı ve damarlar üzerine etkileri nedeniyle beyin damar hastalıkları ve felç riskinin arttığını söyledi.
Sigara içen kadınlarda, düşük yapma, erken doğum, düşük doğum ağırlıklı bebek doğurma, kısırlık, doğum kontrol hapı kullanan grupta kalp krizi geçirme riski yüksek olduğunu anlatan Dr. Evren Toprak, sözlerine şöyle devam etti: “Erkeklerde kısırlık ve iktidarsızlığa neden olur ülser riski artar, iyileşme gecikir. Ciltte kuruma, sedef hastalığı, gözde katarakt ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Sigara içenlerin kemikleri yoğunluk kaybeder kırıklar daha kolay olur.” Sigaranın 4 binden fazla zehirli, tahriş edici ve kansere yol açan kimyasal madde içerdiğini söyleyen Dr. Evren Toprak, bu kadar maddenin yanı sıra tütündeki nikotinin bağımlılık yapma özelliğine sahip olduğunu belirtti. Nikotinin meydana getirdiği bağımlılık nedeniyle diğer kimyasal maddelerin de vücuda alındığını kaydeden Dr.Toprak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nikotin çok güçlü bir psikolojik uyarıcı ajandır. Bağımlılık ortaya çıkarma özelliği açısından eroin, kokain ve alkolden hiç farkı yoktur. Sigarayı ilk kez deneyen her üç kişiden biri tek bir sigara ile bağımlı hale gelmektedir. Bir sigara içildiğinde, ortalama 10 saniye gibi kısa bir sürede yanaktan emilen nikotin, beyne ulaşır ve eroin, kokain gibi maddelerin etkilediği merkezi uyararak bazı hormonların salınmasına neden olur. Bu da zevk alma, gevşeme, sakinleşme, konsantrasyon artışı gibi değişikliklerin ortaya çıkmasını sağlar. Ödül gibi gelen bu değişikliklerin devam etmesi için vücudunuz daha çok nikotin istemeye başlar. İçtiğiniz sigaranın sayısı giderek artar. Çünkü nikotinin meydana getirdiği etkilere karşı vücutta tolerans gelişir.”
Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Evren Toprak, sigara kullanımının, hekim yardımı ile üstesinden daha rahat gelinebilecek tıbbi bir bozukluk olduğunu söyledi. Nikotinin psikolojik bağımlılığın yanı sıra fiziksel bağımlılık da yaptığını anlatan Dr.Toprak, şöyle konuştu:
“Sigara içilmediğinde vücuttaki nikotin miktarı azalır ve vücut bunun yoksunluğunu duymaya başlar. Yaklaşık üç hafta süren huzursuzluk, uykusuzluk, bazen uykuya eğilim, sinirlenme, aşırı tepki verme, bazen kabızlık, konsantrasyon güçlüğü gibi sorunlar yaşanabilir. Bu yoksunluk belirtileri her üç kişiden ikisinde görülebilir, şiddeti kişiden kişiye değişir. Bu dönem aynı zamanda sigara içme isteğinin en yoğun olduğu dönemdir ve genellikle kişi en çok bu dönemde zorlandığı için sigaraya yeniden başlar.” Sigara içenlerde ödül gibi hissedilen değişikliklerin devamını sağlamak için tekrarlanan sigara içme eyleminin zamanla alışkanlık halini aldığını kaydeden Dr.Toprak, sigarayı bırakmaya çalışırken günlük hayatındaki pek çok şeyin kişiye sigarayı hatırlatacak ve istek uyandıracağını söyledi. Sigara bırakıldığında 2-3 hafta süren fiziksel yoksunluk belirtilerinin yanı sıra günlük hayattaki sigarayı çağrıştıran unsurların da zorlayacağını belirten Dr. Toprak, sözlerini şöyle tamamladı: “Hatta fiziksel yoksunluk belirtileri ortadan kalktıktan sonra da kendini hissettirecektir. Unutulmaması gereken püf nokta şudur, sigarayı bırakmaya çalışan kişinin zorlanması, nikotin bağımlılığının beklenen bir sonucudur. Kişilik yapısıyla ilişkisi yoktur. Dolayısıyla zorlanmak ya da bırakmayı deneyip tekrar başlamak iradesizlik anlamına gelmemelidir. Sigara bırakma çabası içindeyken kendinizi yargılamadan ve suçlamadan mücadele etmelisiniz. Bu süreci kronik tekrarlama eğilimi olan bir hastalıktan iyileşmeye çalışmak olarak benimsemeniz çabanızı kolaylaştıracaktır. Sigara içen kişi, sigarayı kendi kendine bırakabilir.”

Topuk dikeni tedavisinde yeni yöntem

Sabahları yataktan ayağınızdaki ağrılar nedeniyle kalkamıyor, ilk birkaç adımda topuğunuzda zorlanma hissediyor ve yürüme güçlüğü yaşıyorsanız…
Sabahları yataktan ayağınızdaki ağrılar nedeniyle kalkamıyor, ilk birkaç adımda topuğunuzda zorlanma hissediyor ve yürüme güçlüğü yaşıyorsanız sorununuz topuk dikeni olabilir. Sorunun giderilmesinde yeni uygulanmaya başlanan PRP adlı yöntemin yüz güldüren sonuçları var.

Topuk dikeni, ayak tabanında bulunan, “Plantar fasia” adlı zarın kronik olarak zedelenmesisonucu oluşan bir sorun. Ayağın iç kısmında bulunan çukurluk sayesinde ayağa gelen yükler dengeli bir şekilde dağıtılarak yumuşak dokular ve kemiklere aşırı yük gelmesi önleniyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Cengiz Bahadır, “Ayak arkasının çökmesi, aşırı ayakta kalma, uzun yürüyüşler, kötü ayakkabı alışkanlıkları gibi nedenler taban zarınınaşırı gerilmesine yol açıyor” diyor. Kronik zedelenmeden kaynaklanan zarda kalınlaşma ile zarın topuk kemiğine yapışması sonucu yumuşak doku ödemi oluşuyor. Ayak taban zarınındaki bu romatizmal sorun, “Plantar fasiit” olarak adlandırılıyor. Hastalık ilerledikçe bu zar kalınlaşmaya başlıyor ve topuk kemiğine yapıştığı noktada kronik zedelenmeler ortaya çıkıyor. Vücut bu bölgede yeni kemik oluşturarak stresi azaltmaya çalışırken, oluşan kemik yapının sivriliği topuk dikeni olarak adlandırılıyor.

SABAH AĞRISINA DİKKAT!
Topuk dikeninin en önemli bulgusunun ağrı olduğu belirtiliyor. Bu ağrı kişiyi özellikle sabahları rahatsız ediyor ve hasta yataktan kalktığında bir süre topuğuna basamıyor. Hastalık ilerledikçe ağrılar gün içine yayılmaya başlıyor. Sert tabanlı ve topuklu ayakkabılar bu sorunda rahatsız edici olabiliyor. Ağır vakalarda ayakta durulan her an azap veriyor ve bu ağrılar dinlenme durumunda bile devam edebiliyor.

İLTİHAPLI OMURGA ROMATİZMASI OLABİLİR
Topuk dikeninin tanısı (henüz oluşmadığı plantar fasiit döneminde) iyi bir muayene sonucunda konuyor. Bu aşamada, MR ve ultrason görüntüleme ile taban zarında meydana gelen ödem ve kalınlaşma tespit ediliyor. Dikenin topuk kemiğinde zarın yapıştığı yerde oluşması halinde basit bir röntgen tanı koymada yeterli olabiliyor. Ayak altı ağrısı ve topuk dikeninin, iltihaplı omurga romatizmasının ilk bulgusu olabileceğine dikkat çekiliyor. Topuk arkasında meydana gelen ağrı ve tedaviye direnç bu sorunun mutlaka araştırılması gerektiğini gösteriyor.

CERRAHİNİN YERİ YOK
Topuk dikeni tedavisinde çok özel durumlar hariç cerrahinin yeri bulunmuyor. Hafif vakalarda antiromatizmal ilaçlar, aktivite kısıtlaması ve ayakkabı modifikasyonu yeterli olabiliyor. Özel tabanlıklar ile topuk kısmı delinmiş topuk desteklerinin de sorunun çözümünde işe yaradığı belirtiliyor. İnatçı vakalarda topuktan kortizon enjeksiyonu yapılıyor. Tedavinin kısa dönem sonuçları iyi olsa da yüzde 40-50′ lere yaklaşan oranda tekrarlama eğilimi bulunuyor. Bunda enjeksiyonun yanlış yere yapılmasının da rolü olduğu belirtiliyor. Doç. Dr. Cengiz Bahadır, “Bu nedenle bu tip iğnelerin ultrason görüntüleme ile yapılması gerekiyor” diyor. ESWT olarak adlandırılan şok dalgası son yıllarda sık kullanılsa da sonuçlarının kortizon iğnesine oranla daha kötü olduğu ve işlem sırasında hasta ağrı duyduğu için tercih edilmediği belirtiliyor.

TOPUK DİKENİ TEDAVİSİNDE YENİ YÖNTEM: PRP
Son yıllarda farklı tedavi alanlarıyla karşımıza çıkan, topuk dikeni tedavisinde ise yeni uygulanmaya başlanan PRP (Platelet Rich Plasma) trombositten zengin plazma anlamına geliyor. Bu yöntemde ilaç, hastanın kendi kanından hazırlanıyor ve hazırlanan solüsyon hastaya enjeksiyon olarak uygulanıyor. PRP sıvısının içerdiği yüksek oranlı büyüme faktörleri zedelenmenin olduğu plantar fasia ve topuk dikeni bölgesindeki yapıların hücrelerini uyararak o bölgedeki iyileşmeyi hızlandırıyor. Yakın geçmişte yapılan araştırmalar, farklı tedavilerle sonuç alınamayan topuk dikeni vakalarında yüz güldürücü sonuçlara işaret ediyor. Uygulama birer ay arayla iki kez yapılıyor. PRP tedavisinin etkilerinin; diz ve kalça gibi eklemromatizmaları ile tenisçi dirseği gibi tendon romatizmalarında ispatlandığını söyleyen Doç. Dr. Bahadır, “Artık topuk dikeni ve plantarfasiitin de PRP tedavisinin kullanım alanına girdiğini söyleyebiliriz” diyor. Tedavi bir çok inatçı kas ve iskelet sistemi hastalığında, ” Yeniumut” olarak değerlendiriliyor. Buna karşın tüm diğer tedavilerde olduğu gibi PRP tedavisinin de aktivite modifikasyonu ve uygun egzersiz programı ile desteklenmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

Böbrek taşını önlemenin 10 yolu

En sık görülen böbrek taşı türü ‘kalsiyum oksalat taşları’Böbrek taşlarından basit tedbirlerle korunmanın mümkün olduğunu ifade eden üroloji uzmanı Dr. Murat Tuğrul Eren, “Su için, protein alımını kısıtlayın, tuz ve gazlı içeceklerden uzak durun” dedi. Böbrekler, hayatın devam edebilmesi için atık maddelerin vücuttan atılmasını sağlıyor. Öte yandan vücut için gerekli olan bazı maddelerin seviyesini ayarlamak gibi filtre görevi de bulunan böbreklerde bu görevle ilgili mekanizmadaki sorunlara bağlı olarak taş oluşabiliyor. Bu mekanizmaların neden bozulduğu halen net olarak bilinmese de taş hastalığının beslenmeden genetiğe, yaşanılan coğrafyadan cinsiyete kadar çeşitli faktörlere bağlı olarak ortaya çıktığı düşünülüyor. Bazen sessizce bekleyen bu taşlar bazen de idrar yoluna düşerek hastaların dayanılmaz ağrılarla sağlık kuruluşlarına başvurmasına neden olabiliyor. Üroloji uzmanı Dr. Eren, en sık görülen böbrek taşı türünün ‘kalsiyum oksalat taşları’ olduğunu belirterek, “Böbrek taşlarının en tipik belirtisi ağrı oluyor ancak bazen de böbrek fonksiyonunu bozuncaya veya kalıcı hasarlar oluşturuncaya dek şikayet oluşturmadan sessizce büyüyebiliyor. Bu nedenle taş oluşumunu önlemek ve böbrekleri düzenli olarak takip etmek önem taşıyor”diye konuştu.

“BÖBREKLERİ SU İLE BESLEYİN”

Büyük bir çözelti olarak bilinen idrarın yaklaşık 50 maddenin çözülerek vücuttan atılmasını sağladığını ifade eden Eren, “Yeterince su içildiğinde idrarın yani çözeltinin miktarı artıyor ve daha fazla oranda madde çözülüyor. Böylece böbreklerde kristalleşme azalıyor, var olan küçük kristaller de atılıyor. Az su tüketildiğinde ise çözelti miktarı azalıyor ve taş oluşumuna neden olan kalsiyum, oksalat ve benzeri maddeler kristalleşmeye başlıyor. Bunlar zaman içinde taşa dönüşüyor. Günlük su tüketiminin yaklaşık 2 litre olması gerekiyor ancak herkes kendi tüketimini çıkan idrarı takip ederek ayarlayabiliyor. İdrarın mümkün olduğunca renksiz ve kokusuz olması, yeterince su tüketildiğini gösteriyor” dedi.

“PROTEİN ALIMINI KISITLAYIN VE TUZLA ARANIZI AÇIN”

Özellikle hayvani proteinlerin, kalsiyum ve oksalatın böbreklerden daha fazla ifrazına sebep sebep olduğunu anlatan Eren, “Böbrek taşı hastası olanların taşın şiddetine göre protein alımlarına dikkat etmeleri gerekiyor. Örneğin bir öğün hayvanil protein tüketen kişinin diğer öğünde lifli besinlere yönelmesi ya da sabah fazla peynir tüketen kişinin öğlen et yememesi lazım. Tuz, en sık görülen böbrek taşı bileşiminin elemanları olan kalsiyum ve oksalatın böbrekten daha fazla atılmasına sebep oluyor. Herkesin metabolizması, böbrek dinamiği, böbreğin içindeki idrar akımı farklılık gösterdiği için tuz tüketimi ile ilgili bir miktar önermek doğru olmuyor. Hastaların tuz kullanımını mümkün olduğunca azaltması gerekiyor” diye konuştu.

“LİMONU ÇOK SEVİN”

Böbrekte taş oluşumunu önlediği bilinen ‘sitrat’ maddesinin limonda bol miktarda bulunduğuna dikkat çeken Dr Eren, Her gün taze sıkılmış yarım veya bir limonun suyunun içilmesini tavsiye etti. Güçlü kemiklere sahip olmak için ihtiyacımız olan kalsiyumun böbrek taşına sebep olabileceği endişesine kapılmamak gerektiğinin altını çizen Murat Tuğrul Eren, yapılan son çalışmaların kalsiyum tüketiminin bu konuda önemli bir rol oynamadığını ortaya koyduğunu ifade etti. Hareket etmenin vücuttaki tüm mekanizmaları dengeli hale getirirken, hareketsizliğin ise tam tersi bir etki yaptığına dikkat çeken Eren, “Gün içinde her fırsatta yürüyen, haftada en az beş gün yarım saat düzenli yürüyüş yapan, markete yürüyerek gitmeyi tercih edenler hem kilolarını dengede tutuyor hem de böbreklerinin daha iyi çalışmasını sağlamış oluyor” dedi.

“Ne istifası…”

Aziz Yıldırım’dan istifaya ilk yanıtTaraftarlarla girdiği bilet kavgası nedeniyle kendisine sanal ortamdan tepki gösterip istifaya davet
eden kongre üyelerinin bazılarını telefonla arayan başkan Aziz Yıldırım’ın, “Beni ne diye istifaya
davet ediyorsunuz? İstifa falan etmeyeceğim, sonuna kadar savaşacağım” dediği öğrenildi.

Başkan Aziz Yıldırım, Gaziantepspor maçıyla başlayan ve bugüne kadar süren taraftar kapışmasında bir boyut daha yaşanmaya başladı. Önceki gün internet sitesinden tribün olayları yüzünden alınan cezaların liste şeklinde açıklanması ve Mersin’e gidecek olan taraftarların kulüp tarafından belirlenecek olması tepkileri arttırmıştı. Hatta taraftar grupları bilet için yönetime istekte bulunmuş ancak bu yönetim tarafından reddedilmişti. Sonrasında sosyal medya üzerinde patlayan büyük öfke üzerine sanal medyayı takip eden kulüp çalışanları başkan Aziz Yıldırım’ı bu durumdan haberdar etti.

Hazırlanan raporlarda camianın tanınmış kongre üyelerinin twitter hesaplarından kendisini istifaya davet etmelerini gören Yıldırım bu twitter hesaplarındaki tanıdıkları isimleri telefonla arayıp, “Beni ne diye istifaya davet ediyorsunuz? Kulüp için neler yaptığım ortada. İstifa falan etmeyeceğim sonuna kadar da savaşacağım. Beni kimse yıldıramaz. Sizin bu yazdıklarınızla da istifa etmem. Kimse de beni istifa ettiremez” diye tepki gösterdiği öğrenildi. Başkanın bu tepkisine kongre üyelerinin ise “İstifa etmemek senin görüşün. ‘İstifa et’ demek de bizim görüşümüz” diyerek hareketli kavgaların yaşanmasını önledikleri ortaya çıktı. Başkan Aziz Yıldırım’ın en az 40 kişiyi arayarak hep aynı tartışmaları yaşadığı öğrenildi.

fenerbahce zengin olur

Sayın Ünal Aysal’ı CNBC-E’de Burcu Toros’un sorularını yanıtlarken izledim. Başkan; “Biz 2. bedelli sermaye artırımı için 5 aydır bekliyoruz. Ama kamuoyu baskısı oldu, onaylanmadı. Şimdi yeniden başvuracağız ve herkesin istediği gibi başvurumuzu yapacağız” dedi. Olayı özetleyip başlıkta ne demek istediğimi açıklayayım:

*Galatasaray, mali sorunlarını çözmek için hissedarlarına çağrı yapıp “Sermayemi artırıyorum, hisse oranlarınızı korumak için hisse başı 25 TL daha para verin” dedi. En büyük hissedar olarak kendisi ise para koymadı. “VIP koltuk ve loca gelirlerimi Denizbank’a 16 yıllığına verdim. Onlardan peyder pey gelecek parayı buraya koyacağım” dedi. Yani Ahmet’ten; Mehmet’ten ‘canlı’yı istedi, kendisi “Buraya tel öreceğim, koyunlar gelip geçerken yünlerini bırakacak, ben o yünlerle kazak örüp satıp paranı ödeyeceğim” misali kulağının üstüne yattı. Dönemin Galatasaray Liseli SPK Başkanı Vedat Akgiray, bu başvuruyu onadı. Birçok küçük yatırımcı mağdur oldu. Kulüp cebine 280 milyon TL koydu.

*Sonra Galatasaray bu kez daha yüksek oranda bir artırım istedi. O sırada medya “Yok artık” deyince Akgiray korktu. Başvuruyu reddetmedi, onamadı, suya yatırdı. Sonra da görevden alındı. Hali hazırda hakkında soruşturma var. Soruşturma konularından biri de bu.

*Yeni SPK Başkanı Vahdettin Ertaş ise göreve geldiğinde, yenilenen başvuruyu OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ anında reddetti. “Herkes gibi sen de para vereceksin. Üstelik gözüm üzerinde, arkadan dolaşmaya kalkarsan anında iptal ederim” dedi.

*Şimdi Galatasaray, 450 milyon TL kazanacak bir sermaye artırımı yapacak. Bunun için kendisi de 130 milyon dolar para koyacak. İşte bu para Galatasaray’da yok. Kulüp para toplayabilmek için para bulmak zorunda. İmdada son zamanlarda olduğu gibi Denizbank yetişecek ve Galatasaray’a bu 130 milyon dolarlık bedel için kredi açacak. Böylece Galatasaray usullere uygun bir işlem yapacak ve nakit akışını iyice düzeltecek.

*“Bunlar başvuru öncesi kredi alıp, bedelli artırım yapacaklar sonra varlık devri ile bankaya borçlarını ödeyecekler” diyenler de var. Ancak SPK, “arkadan dolanma” dediği için böyle bir olasılığın ihtimali düşük.

*SPK, bu başvuruyu onarsa, bu sefer halen soruşturma altındaki ilk kabul edilen başvuru iyice soru işaretli hale gelecek. Birinci başvurunun iptal edilmesi daha kuvvetli bir ihtimal haline gelebilir.

*Beşiktaş da SPK’ya bedelli sermaye artırımı için başvurdu. Orada başvuru temiz. Çünkü Beşiktaş da artırım için kendi üstüne düşen parayı ödeyeceğini taahhüt etti.

*Fenerbahçe ise bu olaylar yaşanırken ilginç bir biçimde hep sessiz kaldı. Şimdi SPK, Beşiktaş ve Galatasaray’ın 2. başvurusunu onarsa Fenerbahçe için de yol açılır.

*Galatasaray’ın toplamda 450 milyon TL kazandığı bir ortamda hisse değeri ve özkaynağı daha yüksek olan F.Bahçe; önce Galatasaray kadar hisse satar ve sonra bedelli sermaye artırımına giderse en az 1 milyar TL kazanır. Böylece maddi olarak yine rakibinin çok önüne geçer.

*Ancak böyle bir durum da bu 4 kulübün hisselerini elinde tutan yatırımcıların ciddi gelir kaybı demek olur ki yüzbinlerce hisse sahibi mağdur olabilir. SPK elbette yatırımcının durumunu da gözetecektir.

BEŞİKTAŞ YÖNETİMİ AYBABA’YI SORGULAMALI
Tam 7 futbolcu darbeye bağlı olmayan sakatlık yaşadıysa; sürekli 2 haftada bir, bir oyuncu adele sorunundan muzdarip oluyorsa, sakatlanan bir türlü geri gelemiyorsa Samet Aybaba acilen soruşturulmalıdır. Yönetim bin bir güçlükle aldığı futbolcuların sağlıklarından da sorumludur. Hocaya da fizyoterapist ekibine de sağlık ekibine de sorgu yapılmıyorsa bu yönetim problemidir.

Türkiye’deki futbolculardan çok daha fazla sayıda maç yapan, gece hayatını da bizimkilerden 5 beter yaşayan İngiliz futbolcular, ayağı kırıldıktan 3 ay sonra sahalara dönüyor; bizim oyuncularımızın sürekli dizi atıyor. Sonra ben “Bizim Türk hocaları ve ekipleri dünyayı bilmiyor” deyince kötü adam oluyorum.

ARTIK KABUL EDELİM, MİLLİ TAKIMIN KADROSU ÇOK KÖTÜ
Abdullah Avcı kötü. Hiddink de kötüydü. Fatih Terim son döneminde berbattı. Denizli dönemi de artık kapanmalıydı. Şenol Güneş yenilenmeyi başaramamıştı ya zaten… Ersun Yanal da G.Saray düşmanı!!! İdi… Avcı gittiğinde yerine ya Ertuğrul Sağlam ya Şenol Güneş gelir. Hep beraber göreceğiz ki “Bu hocayla olmuyor” eleştirileri onlara da yapılacak.

Artık kendimizi kandırmayalım; bizim kadromuz çok kötü. Evet Abdullah Avcı da büyük hayal kırıklığı. O kadar dağıldı ki ne dediği de anlaşılmaz oldu. Bugün onu kovsak ve yerine Terim’i getirsek kısa süreli etki olur tabi ama uzun vadede yine turnuva kaçırırız. Çünkü futbolcumuz yok. Kimsenin beğenmediği Servet’in yarı etkisinde oynayamayan Semih Kaya mı; Bekir mi; Fener’de herkes gibi düşüşe geçen Egemen mi? Stoper kim olmalı mesela? Ömer Toprak gerçekten ‘tamam’ mı?

Sağ bekimiz var mı? İyi düşünelim. Gökhan’ın 3 milli maçını sayabilecek kimse var mı? Sol bek ülke sorunu zaten. Sol açığımız kim? Sercan kaç gol atabilir? Caner? Ya da Ahmet İlhan tam bir sol açık mı? Bir dönemin Tuncay’ı gibi sol önde oynayıp gol sayısı olarak çift haneye ulaşacak bir tane oyuncumuz yok. Sağ açık? Okan Buruk var mı; Ümit Davala ya da Arif Erdem; bir dönemin Metin Tekin’i? Tunay Torun, 4 büyüklerde oynayamayacak bir oyuncuyken milli takımda oynuyor. Santrafor arkası oynayan Arda kaç gol atabilir? Falcao-Adrian gibi forvetlere sahip bir takımda çok süre almasına rağmen Arda’nın da skoru düşük. Peki diğerleri. Mehmet Ekici-Nuri Şahin gibi sinameki adamlardan bana gına geldi. Al-ver; şut yok, dikine pas yok, orta yok, savunmaya yardım yok. Emre dışında topla gidebilecek tek bir orta alan oyuncumuz yok. Peki Topal da dahil rakibin ayağından top kapabilen defansif orta alan oyuncumuz var mı? Bir dönemin Aurelio’su gibi… O da yok. Burak dışında “Tamam budur” diyeceğimiz hücumcu da yok. 2.forvet zaten yok. Eh atanı bu kadar az; savunucusu bu kadar soru işaretli; kalecileri her an bomba yapabilecek bir takım da ancak bu kadar oluyor işte. Bu kötü kadro Avcı’nın elinde 40.’lığa düşüyor; Mourinho gelse en fazla 30.’luğa çıkar. Malzeme bu. Genç milli takımların hali daha da berbat. Bu sistem yıkılmalı ve yenisi yapılmalı. Yeni sistem işleyene kadar birbirimizi üzmeyelim, bu kadarız işte kabul edelim.

İnsanlık ölmemiş!

Vatandaş bu kez kaş yaparken göz çıkarmadı…
İnsanlık ölmemiş!

818354 detay - İnsanlık ölmemiş!

Kadıköy’de meydana gelen trafik kazasında insanlık ölmemiş dedirten görüntüler yaşandı. Yerde yatan yaralı genç kızı gören Nuran Öztaş (45) önce elindeki şemsiye ile yağmurdan korudu ardından elini tuttu, öperek moral verdi.
Kaza, sabah 10.30 sıralarında Kozyatağı yan yol üzerinde meydana geldi.

İddialara göre acele bir şekilde yolun karşısına geçmeye çalışan Ekin Dünya Demirci’ye (21) otomobil çarptı. Yere düşen Demirci’nin yardımına çevredeki vatandaşlar koştu.

İlk müdahaleyi yapan vatandaşlar, daha sonra sağlık ekiplerine haber verdi. Bu sırada yağmurun etkisini arttırdığını gören Nuran Öztaş isimli kadın ise, şemsiye ve atkısını genç kız için kullandı.

Şemsiyesiyle Ekin Dünya Demirci’yi yağmurdan koruyan Nuran Öztaş, bir eliyle de elini tutarak moral vermeye çalıştı. Öztaş, sağlık ekiplerinin gelmesinin ardından yaralının yanından ayrıldı.

Yaralı Ekinci, sağlık ekipleri tarafından Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Yaşadıklarını anlatan Nuran Öztaş, “Buradan geçerken yaralandığını gördüm. Hemen yardımına koştum. Tanımıyorum kendisini.” diye konuştu

Üç yanlış bu hale getirdi

Üç yanlış bu hale getirdi

Gece saat 03:00’te meydana gelen olaydaki ihmaller zinciri…
818298 detay - Üç yanlış bu hale getirdiKONYA’da Üsteğmen 26 yaşındaki Konuralp Küçüködük yönetimindeki motosiklet, iddiaya göre aşırı hız nedeniyle kavşakta virajı alamayınca kontrolden çıkıp kaldırımdaki demir korkuluklara çarptı.

KASK TAKMADI

Kazada motosikletin arkasında oturan ve başında kask bulunmayan kız arkadaşı aynı yaştaki Nurdan Utku, yerinden fırlayarak Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörlük binasının bahçe duvarına başını çarptı. Ağır yaralanan genç kız ambulansla hastaneye kaldırıldı.

AŞIRI HIZ İDDİASI

Kaza, bugün saat 03.00 sıralarında merkez Karatay ilçesi Ankara Caddesi Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörlük binası yanındaki kavşakta meydana geldi. Konuralp Küçüködük yönetimindeki 06 BY 1362 plakalı motosiklet, iddiaya göre aşırı hız nedeniyle virajı alamayınca kontrolden çıkıp kaldırımdaki demir korkuluklara çarptı. Sürücü Küçüködük kazadan yara almadan kurtulurken, arkada oturan ve yerinden fırlayan başında kask bulunmayan Nurdan Utku, Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörlük binasının bahçe duvarına başını çarptı. Ağır yaralanan genç kız çağrılan ambulansla Meram Tıp Fakültesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

SÜRÜCÜ ALKOLLÜ

Nurdan Utku’nun sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Görev yaptığı birlik konusunda bilgi alınamayan Üsteğmen Konuralp Küçüködük’ün yapılan kontrolünde 1.2 promil alkollü olduğu belirlendi.

Kazayla ilgili soruşturma sürüyor.

Fenerbahçe’de skandal

Fenerbahçe’de skandal!
Yanlış teşhis şüphesi tüyleri diken diken etti..
Uzun süredir sakat olan Sezer’in tedavi için 2 gündür özel izinle Almanya’da olmasına rağmen resmi sitede idmanda olduğunun belirtilmesi kafaları karıştırdı. Yanlış teşhis şüphesi ise tüyleri diken diken etti.

Karabük maçında sakatlanan ve o gün bu gündür takımdan uzak kalan Sezer Öztürk’ün sakatlığının ardında yatan olaylar silsilesi su yüzüne çıktı. Hazırlık kampı boyunca takımla idmanlara katılamayan oyuncunun ayak bileğindeki ağrıların artması ve ayağının sürekli şişmesi üzerine MR’ı çekildi. MR sonuçlarında bir türlü net karar veremeyen Fenerbahçe sağlık ekibi, oyuncuya düz koşu yaptırmaya devam etti. Fakat Sezer’in ayağının dinlenmeye ihtiyacı olduğu için, bu koşularla sağlık durumu sürekli kötüye gitti.

KULÜP İDMANDA DEDİ AMA…
Daha sonra 2. kez MR çektiren Sezer’e bu kez kulüp yönetimi, “Takımdan ayrılmak için sakatım diyor” düşüncesiyle inanmadı. Fakat sakatlığı bir hayli ciddi olan ve yanlış teşhis konulup düz koşu programı verilen başarılı orta saha, Aykut Kocaman’dan özel izin alarak Çarşamba günü tedavi için Almanya’ya gitti. Almanya’dan bugün dönecek olan Sezer’in resmi site tarafından dün akşam idmanda olduğunun belirtilmesi ise şok etkisi yarattı. Fenerbahçe kulübünün niye böyle bir tavır takındığı ise merak konusu oldu.

Dünyanın ‘gözü kulağı’ bu adada

Haberi okuyunca aynı duruma siz de düşebilirsiniz…
İskoçya’nın, üzerinde kimsenin yaşamadığı Inchcolm Adası’na “göz kulak olacak” bir müdür aranıyor.

“Tarihi İskoçya” adlı kurumun başvuranlar arasından seçeceği kişi, adadaki Ortaçağ’dan kalma katedralin yanındaki iki odalı kır evinde yaşayacak.

Mart-ekim ayları arasında sekiz ay çalışacak olan yönetici toplam 20 bin 373 sterlin (57 bin 44 TL) kazanacak, yemeğini ve suyunu anakaradan getirmek zorunda kalacak. Seçilecek “müdür” adada bir başka çalışanla birlikte yaşayacak. Adaya yılda 20 bin ziyaretçi geliyor ve düğünler de düzenleniyor.

İstanbullulara müjde!

Haliç metro köprüsü yılbaşına hazır Süleymaniye Camii siluetini kapattığı eleştirileri arasında yapımına başlanan Haliç metro geçiş köprüsünde ciddi aşama kaydedildi. Sulara batırılan metronun ayakları üzerinde köprü parçaları birleşmeye başladı. Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Habertürk TV’de yaptığı açıklamada, bu yılın sonuna kadar köprünün bitirilerek metro vagonlarının yerleştirilmesinin planlandığını söyledi… Topbaş, Haliç geçişinin İstanbul trafiğinde ciddi bir rahatlama sağlayacağını da belirtti. Marmaray konusunda da bilgi veren Topbaş, 29 Ekim’e yetiştirilmesine çalıştıklarını ifade etti. Yaklaşık 150 milyon Euro’ya ihale edilen Haliç metro köprüsü, 936 metre uzunluğunda…