Suriye İçin Geri Sayım Başladı

Düşürülen Türk uçağının ardından sınıra sürekli yığınak yapan Türkiye’nin iki ay içinde harekete geçmesi bekleniyor.

22 Haziran Cuma günü düşürülen uçağın ardından on günden fazla zaman geçmesine rağmen olay hala netlik kazanmış değil. Hem Türkiye tarafından yapılan açıklamalar hem de dış basın farklı haberler vermeye devam ediyor.

Uludere olayı sonrası yaptığı haberle gündeme gelen Wall Street Journal, bazı istihbaratçılara dayandırdığı bir haberinde ”Suriye tarafından vurulan Türk keşif uçağının, muhtemelen Suriye hava sahası içinde, kıyıya konuşlandırılmış bir uçak savar tarafından vurulmuş olduğunu” iddia etti.

Yetkilinin yapmış olduğu açıklamada dikkatlerden kaçan ilginç bir nokta daha var. İstihbaratçı ”uçağın karadan havaya atılan bir füzeyle vurulduğuna dair bir bulgumuz yok” diyerek farklı bir noktaya dikkat çekiyor.

İNGİLTERE SESSİZLİĞİNİ BOZDU

İngiltere’nin Suriye için özel bir anlam taşıdığı Ortadoğu uzmanlar tarafından birçok kez gündeme getirilmişti. Bir süredir konuya sessiz kalan İngiltere ise uçağın düşürülmesine farklı bir bakış açısıyla yaklaştı.

Bilindiği üzere Esed ailesinin mal varlığı ile banka hesaplarının büyük bir kısmı İngiliz bankalarında. Ortadoğu’ da her daim kazanan tarafa oynamayı seven İngilizler, Suriye meselesini de dikkatle izliyor.

Uçağın düşürülmesi ile ilgili İngiliz diplomatların yaptığı açıklamada da bir yönlendirme gözüküyor. Diplomatların ifadesine göre “Eğer Rus uzmanlar düğmeye basmadılarsa bile, basan Suriyeli uzmanların arkasında olmalarına şaşırmayız” diyerek Rus parmağına işaret ediyorlar.

ELİMİZDE BELGE VAR

ABD ve İngiltere’nin bu açıklamalarına Rusya’nın cevabı ise belgeli oldu.
Rusya ‘elimizde belgeler var, gerekirse yayınlarız’ cevabı ile karşılık verirken, İran kanadı ise Suriye’nin arkasında durarak, uçağının düşürülmesini ”Erdoğan ve Obama’nın kirli oyunu” olarak değerlendirdi.

RUSYA VE İran’IN SURİYE’DEKİ ÇIKAR SAVAŞI

ABD, İngiltere ve Rusya tarafından farklı iddialar sızmaya devam ederken, Suriye’nin geleceği ise kirli bir savaşın yaşandığı ülke halini almaya başladı.
Bir tarafta Lübnan Hizbullah’ı -Irak-İran-Çin-Rusya ve Suriye, diğer tarafta ise ABD-NATO ve Türkiye.

Katar ve Arabistan ise Türkiye’nin yanında gözükmesine rağmen para yardımı dışında herhangi bir askeri girişimde bulunmuş değil. NATO ülkeleri ise savaş riskini göze alma düşüncesinde değiller.

Özellikle İran’ın, Suriye’nin düşmesi halinde sıranın kendisine geleceği düşüncesinde olması, Esed rejimine amansız bir destek vermesine sebep oluyor.

Ayrıca İran, Lübnan Hizbullah’ı ve Irak’ta artan Şii etkisi ile birlikte Suriye’deki Şii ağırlığını da kullanmak istiyor. Esed’in düşmesi ile Şii etkisinin kırılacak olması İran için büyük bir sorun oluşturuyor.

Rusya ise bugüne kadar Suriye’de elde ettiği kazanımları kaybetmek istemiyor. Suriye ile olan ilişkileri Soğuk savaş dönemine kadar uzanan Rusların o dönemde bir süre Suriye pasaportu ile dünyayı gezdiği biliniyor.
Uçak krizinin yaşandığı günlerde İsrail ile bir görüşme gerçekleştiren Rusya’nın en büyük korkusu Tartus kentindeki askeri üssünü kaybetmek. ABD ve NATO ülkelerinin Suriye’de etkin olmalarını istemeyen Rusya’nın bir diğer önemsediği konu ise Akdeniz’deki yatırımları.

ESED’SİZ GEÇİŞ DÖNEMİ

Suriye’deki iki önemli limandan biri olan Tartus, Rus ordusunun Akdeniz’deki merkez üssü olarak biliniyor. Uzmanlara göre Rusya’nın Suriye’deki hassasiyetlerinin ana sebebi Akdeniz’deki bu üssün elinden gitme tehlikesi.
Bu temel strateji üzerinden hareket eden Rusya, NATO etkisinde kurulacak bir Suriye hükümetine bu üssü feda etmek istemiyor. Bu düşünce ile BM toplantısına katılan Rusya, Cenevre’deki Esed’li geçiş hükümetine razı oldu.
Rusya’nın da onayının olduğu NATO kararlarına göre yol haritası şu şekilde olacak;

1-Kurulacak geçiş dönemi hükümetinde Esad yine görevinin başında kalacak. Ancak kurulacak hükümette şimdiki yönetim ile muhalefet temsilcileri birlikte görev alacak.

2- Suriye üzerinde karar alıcı olan devletlerde bir denetim komitesi ile Suriye’nin yeni yapılanmasında denetleyici rol üstlenecek.

3- Yeni kurulacak hükümet, bir yıl içerisinde yeni bir anayasa ile seçime gidecek.

ABD’NİN İTİRAZI VE TOPLANTI SONRASI KATLİAM

Cenevre’deki toplantının hemen ardından söz alan ABD dışişleri Bakanı Clinton ise “Elleri kanlı olduğu için Esed gitmelidir” diyerek, alınan kararın kalıcı olmayacağı yönünde bazı işaretler verdi.

Bir gün sonra da Suriye’li muhaliflerin karara itiraz ettiği öğrenildi. Geçici hükümetin Esed’i dışlamadığı için karara uymayacaklarını söyleyen muhaliflerin tavrına, Clinton’dan bir açıklama daha geldi. Clinton ” yeni bir uluslararası anlaşmanın Suriye’deki krizi çözebileceğinin garantisi olmadığını” belirtti.

Nitekim toplantıdan saatler sonra Suriye’deki muhaliflerin cenazesinde patlatılan bomba ile 30 sivil hayatını kaybetti. Barış istemeyen Esed rejiminin yapmış olduğu bu katliamla birlikte Suriye’nin yeni bir çıkmaza daha sürükleneceği bekleniyor.

Aslında Şam yakınlarında patlatılan bu bombanın ayrı bir stratejik anlamı daha var.

Suriye’de devam eden iç savaş, henüz Suriye elitleri ile orta kesimin etkin olduğu Şam ve Halep’e tam olarak ulaşmış değil.

Esed’in en güçlü olduğu yerlerin başında gelen bu iki önemli şehirde çıkacak bir çatışma, savaşın şiddetini artıracağı gibi Esed’in de koltukta fazla kalmayacağının işareti olarak değerlendiriliyor.

Şİİ, NUSAYRİ –SÜNNİ SAVAŞINA DOĞRU

Şii ve Nusayri’lerin birlikte yaşadığı bu iki şehirde çıkacak kaos ‘un Suriye’deki savaşı bölünmeye kadar götürebileceği düşünülüyor.

Şiilerle ilişki içinde olan Nusayriler ile Sünni Araplar arasındaki bu çözümsüzlüğünün en büyük sebeplerinden biri de, nüfusun yüzde 10’unu oluşturan Nusayrilerin iktidarı elinde tutmaları.

Nusayri Esed rejimi, şu ana kadar geçen sürede yaşanan savaşı ‘Nusayri-Şii ittifakı ile Sünni kavgası’ olarak yansıttı. Bu algıdan dolayı da Nusayri – Şii tabanı, Sünni yönetimindeki bir Suriye’den ciddi anlamda korkuyor.

Nitekim katliamları yapan ordu içindeki kesime baktığımızda da, Suriyeli pilotlar ile ordudaki üst düzey askerlerin çoğunluğunu Nusayriler oluşturuyor.
NATO ve Suriye yanlısı ülkelerin içerideki bu mezhepsel savaşın önüne geçmemesi halinde, Sünni-Şii savaşı ile birlikte Suriye’nin üçe bölünme gibi bir durumla karşı karşıya kalacağı iddia ediliyor.

TÜRKİYE TAMPON BÖLGE OLUŞTURACAK

Suriye’deki küresel ve iç dengeler bu şekilde cereyan ederken, Türkiye’nin takınacağı tavır ise henüz netleşmedi.

Uçağın düşürülmesinin ardından PKK kartını oynayan Suriye, ilk önce Türkiye sınırına yakın bölgeye PKK bayrağı astırdı. Birkaç gün sonra da sınıra tanklarını yerleştirdi.

Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre son olarak da, dün iki Suriye helikopterinin Türkiye sınırına dört mil kadar yaklaştığı ifade edildi.
Suriye’nin bu hamleleri ve giderek artan tehlike karşısında Türkiye’nin bazı adımlar atacağı iddia ediliyor.

Bize ulaşan bilgilere göre, son güvenlik zirvesinden sonra bazı yaptırımların uygulanacağı ifade edildi. Türkiye ilk olarak sınıra askeri sevkiyat yapmaya devam etmeyi planlıyor. Bir süre sonra da Suriye’de bir tampon bölge oluşturulacak.

Bu yaptırımların ardından Rusya ve Çin’in takınacağı tavrı dikkate almayı düşünen Türkiye, Temmuz ayının ortalarına doğru yeni bir strateji belirleyecek.

Etiketler: , , , , , , , , ,

Yorum Yapın

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Benzer yazılar

Patalojik kıskançlık Patalojik kıskançlık

Sevdigimiz biri yada bir seyi kaybetmeye dair olan korku kıskançlığın en temel unsurudur.Bunlar sosyal hayatta,sevdiğimiz bir eşya veya sevdigimiz...

DEVAMI
Aşkla ilgili büyüleyici ve komik gerçekler Aşkla ilgili büyüleyici ve komik gerçekler

Âsk gösterişli ve bir o kadar da şaşırtıcı bir duygudur..Bakın bunlar nelerdir.. Sabahları karılarını öpen erkekler,öpmeyen erkeklerden 5 yil daha...

DEVAMI
Tuvalet kağıdını asma şeklimiz Tuvalet kağıdını asma şeklimiz

Bazen arkadaşımıza yada akrabalarımıza gittiğimizde , tuvalet ihtiyacını karşılamak için girdiğimiz tuvalette bı gariplik hissederiz.Tuvalet kağıdının evde ki gibi...

DEVAMI