PKK ‘AKİL ADAMLAR’A RAM OLUR MU?

“Bu milletin yaralı vicdanı evvelce iki kez terör örgütünce kanlı bir şekilde sabote edilen yeni bir Oslo sürecini kaldırmaz.”
Kürt sorunu ve terörde çözüm için ortaya atılan “Akil adamlar projesi”ni değerlendiren Bugün’den Gültekin Avcı, “Siyasetin toplumu temsil eden akıl ve iradesini, neye göre akil oldukları belirsiz kişi ve inisiyatiflere devredemezsiniz.” uyarısında bulundu; Çok tartışılan ‘Akil adamlar’ fikri için ‘Ölü doğmuş bir proje’ dedi.

“Murat Karayılan, “silahların ortadan kaldırılmasında BDP’nin söz hakkı yok” diyerek BDP’ye bile rol biçmezken, terör örgütü “akil adamlar”ın telkinlerine hangi mantıkla ram olacak?” diye soran Avcı, yazısında önemli bir tespite yer verdi:

“Bu milletin yaralı vicdanı evvelce iki kez terör örgütünce kanlı bir şekilde sabote edilen yeni bir Oslo sürecini kaldırmaz.”

İşte Gültekin Avcı’nın analizi:

Bana âkilini söyle…

Kürt sorunu ve terörde Günsiad ile Diyarbakır Barosu öncülüğünde başlatılan “akil adamlar projesi”nin, “tıkanan siyasetin önünü açmak” gibi iddialı bir gayesi var.

Hükümet tarafından da desteklenen projenin, hedefine matuf 3-5 adım atabilmesi bile büyük bir başarıdır.

Maşeri vicdanda makes bulacak bir sonuca ulaşabilmelerini tüm yüreğimle temenni ederim.

Fakat “akil adamlık” gibi oldukça izafi bir zemin üzerinde mesafe katedebilmek, buz üzerinde yürümek kadar zor.

“Akil adamlar” ölü doğmuş bir proje.

Kürt sorunu, bizzat siyasetin kendi sorunudur.

Mevcut terör sorunu ise mantık ve ahlak kurallarının değer ifade etmediği bir alandır.

“Akil adamlar”, “projede siyasi aktör yok” sloganıyla yola çıktılar.

Siyasetin toplumu temsil eden akıl ve iradesini, neye göre akil oldukları belirsiz kişi ve inisiyatiflere devredemezsiniz.

Sanırım “akil adamlar projesi”nde Sezen Aksu, Şivan Perver, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Murathan Mungan gibi sanat/edebiyat simalarından vazgeçmişler.
İnşallah doğrudur.

Zira bunun düşünülmesi bile çılgınlıktı.

Sanatçının toplumda siyasal değil estetik bir karşılığı vardır.

Sanatçının sanatıdır takdire şayan olan, siyasal/ideolojik duruşu değil.

Sanatıyla akil bilinene siyasal akil tavrı gösterirseniz, sakil duruma düşersiniz.
İspanyollar’ın meşhur şairleri Juan Ramon Jimenez veya Federico Garcia Lorca ömürleri yetseydi Bask sorununda akil adamlık yapar mıydı?

Ya kadife sesli Julio Iglesias, “corazon de papel” ve “el amor”un ahenkli nameleriyle ETA sorununa katkıda bulunabildi mi?

İrlanda, “Godot”suyla meşhur Samuel Beckett’ın kapısını çalmadı IRA sorununda.
Sanatçı, eserinin üstünde bir siyasallık gösterdiğinde, karşı siyasal reddiyelere açık bir hassasiyet arz eder.

İtirazı olamaz “ben sanatçıyım” diye.

Yaşar Kemal başarılı bir romancıdır ama toplumda kaç kişi “akil adam” olarak kabul ediyor?

Benim akil adam kabul ettiğim Cemil Meriç, Yaşar Kemal için “nazarımda okuryazar bile değildir” diyor ne yapacağız?

Tüm bu tuhaflıklar bize özgüdür.

“Şöhret öyle bir büyüteçtir ki, her şeyi olduğundan büyük gösterir” diyerek bu yüzyılı tarif ediyor Gazali.

Öyle veya böyle şöhretin varsa bilge ve akil kişisin!

“Bana âkilini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” tadında bir encamdır bu.
Demokratik seçimlerle kitleler, zaten kendilerince akil saydıkları, kendi iradelerini temsile yetkili kıldıkları kişileri seçerler.

Peki, bu projede “akil” olarak belirlenen kişilerin siyasetteki ve toplumdaki karşılığı nedir?

Şerafettin Elçi, Kemal Burkay, Orhan Miroğlu, Leyla Zana, Ahmet Türk gibi soruna bakış açıları baştan beri bilinen kişiler, bu zamana kadar bilinmeyen hangi görüşleri serdedip de kabul bekleyecekler?

İhsan Dağı, Dengir Fırat, Fehmi Koru gibi önemli isimlerin de yer alacağı söylenen projede asgari müşterekler yakalansa bile, siyasetten onay görmediği sürece bir kıymeti harbiyesi var mı?

Sonuçta yine “tıkalı” addettiğiniz siyasetin kapısına çıkar bu kaldırımlar…

Murat Karayılan, “silahların ortadan kaldırılmasında BDP’nin söz hakkı yok” diyerek BDP’ye bile rol biçmezken, terör örgütü “akil adamlar”ın telkinlerine hangi mantıkla ram olacak?

Kaldı ki Kürt sorunuyla terör sorununu tefrik etmeden mutabakata varmak akil işi değildir.

Keza bu milletin yaralı vicdanı evvelce iki kez terör örgütünce kanlı bir şekilde sabote edilen yeni bir Oslo sürecini kaldırmaz.

Dünyada hiçbir terör örgütü siyasal bürosuyla (BDP) bu kadar sınırsız ve özgür bir faaliyet gösterememiştir.

Geçmişte yaşanan KCK operasyonları, PKK’nın sarılacağı bir karşı argüman olamaz.

Çünkü “KCK silahlıdır, illegaldir, bunu bilerek hareket eder” diyen bizzat Öcalan’dır.

Şair-i Azam Abdülhak Hamid’in Eşber’inde Batlamyus, Büyük İskender’e “tarihi yazan benim, yapan da siz” diyor.

Yarın birileri bugünleri yazacak.

Biz bugünün tarihini yaparken gerçekten akil davranmalıyız ki, tarih bize sakil muamelesi yapmasın.

0 cevaplar

Cevapla

Tartismaya Katilmak Istermisiniz?
Lutfen Katkida Bulunun!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir