“Hesabını soracağız”

627785 detay - "Hesabını soracağız"Başbakan: O hainleri, o hainlerle birlikte, onlara tetik çektiren efendilerini, sahiplerini bulacağız…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Açık açık söylüyorum: O hainleri, o hainlerle birlikte, onlara tetik çektiren efendilerini, sahiplerini bulacak, akan şehit kanlarının hesabını onlardan tek tek soracağız” dedi.

Erdoğan, partisince Devlet Bahçeli Bulvarı’nda düzenlenen mitingde vatandaşlara hitap etti.
Başbakan Erdoğan, konuşmasının başında dün Kastamonu mitinginin ardından Ankara’ya dönen konvoya yapılan saldırı sonucu şehit olan Polis Memuru Recep Şahin’e Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına, tüm millete başsağlığı diledi.

Erdoğan, saldırıda yaralanan polis memuru ile dün Diyarbakır’da yaralanan polise de acil şifalar temenni ederek şunları kaydetti:

”Osmaniyeli Karacaoğlan’ın şu dizelerini buradan tüm Türkiye’nin, tüm dünyanın bir kez daha duymasını istiyorum. Diyor ki Karacaoğlan; ‘Yürü bire yalan dünya, sana konan göçer bir gün, insan bir ekin misali seni eken, biçer bir gün’ Evet, bu canı veren Allah, bu canın sahibi Allah’tır. Bu canı, bu emaneti bizlerden de alacak olan da sadece ve sadece Allah’tır.”

BİZ BU YOLA BEYAZ GÖMLEĞİMİZİ GİYEREK ÇIKTIK
Necip Fazıl’ın ‘Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber, hiç güzel olmasaydı, ölür müydü peygamber” dizelerini okuyan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:,

”Biz bu yola beyaz gömleğimizi giyerek çıktık. Biz bu yola elimizi değil, bedenimizi değil, canımızı koyarak çıktık. Hainlerin, alçakların, korkakların kalleşçe saldırılarına bugüne kadar boyun eğmedik, bundan sonra da Allah’ın izniyle boyun eğmeyeceğiz.

Açık açık söylüyorum: O hainleri, o hainlerle birlikte, onlara tetik çektiren efendilerini, sahiplerini er veya geç bulacak, akan şehit kanlarının hesabını onlardan tek tek soracağız. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın. Çünkü bu kanlar yerde kalmayacak”

BU ALÇAKÇA SALDIRILAR ASLA VE ASLA TESADÜF DEĞİL
”Bugün buradan, hem sizlerin, hem tüm Türkiye’nin, hem de tüm dünyanın dikkatini bir hususa çekmek istiyorum” diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

”Güvenlik güçlerimize yapılan bu alçakça saldırılar asla ve asla tesadüf değil. Partimizin Türkiye genelinde birçok teşkilatlarına yapılan saldırılar, atılan molotof kokteylleri, hiçbirisi tesadüf değil. Samsun’da olduğu gibi, Kastamonu’da da polisimize yapılan bu saldırılar asla ve asla tesadüf değil. Bu saldırılarla birlikte, Doğu’da, Güneydoğu’da, büyük şehirlerde yapılan gösteriler, şiddet eylemleri asla tesadüf değil. 12 Haziran seçimleri öncesinde, birileri, millete korku salarak, sokakları ateşe vererek, güvenlik güçlerine kurşun sıkarak, bu ülkedeki demokratik ortamı, özgürlük ortamını, güvenlik ve huzur ortamını hedef alıyorlar.

Açık açık söylüyorum. Bunlar taşeron. Bunlar, ihale aldılar, aldıkları ihalenin gereğini yerine getiriyorlar. Lafa geldiği zaman demokratlar. Lafa geldiği zaman biz hak ve özgürlüğümüzü istiyoruz… Hak ve özgürlüğü isteminin yolu bu değil. 12 Haziran’da sandık gelecek, sandıkta hakkını al, hak ve özgürlüğü aramanın yolu demokrasilerde bu. Adam öldürerek temel hak ve özgürlükler istenmez, adam öldürerek bu ülkede demokrasiden bahsedilmez, adam öldürerek iş başına gelmek eşkıyanın işidir, çetenin işidir, teröristlerin işidir. Bunlara ihale verenler de ortaya çıkacak. Onların da maskeleri düşecek. Hangi çeteyse, hangi terör örgütüyse, hangi kirli odaksa, onlardan da bu ihanetin, bu alçaklığın hesabını soracağız.”

HERKESİN SAĞDUYULU OLMASINI İSTİYORUM
Millete seslendiğini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
” Bu açık bir senaryodur, bu aleni bir senaryodur, bu bayat bir tezgahtır. Bu saldırılar, kardeşi kardeşe düşürmeye yönelik kirli bir tezgahtır. Herkesin sağduyulu olmasını istiyorum. Osmaniyeli kardeşimin, Kastamonulu kardeşimin sağduyulu olmasını istiyorum. Diyarbakarlı, Muşlu, Hakkarili, Vanlı, Trabzonlu, Samsunlu kardeşiminin sağduyulu olmasını istiyorum. Milletim bu tezgaha gelmesin, bu oyuna gelmesin istiyorum. Kim ki, bu olaylara kanıp, kardeşine karşı husumet beslerse, bilin ki bu alçakların kirli tezgahına gelmiştir. Kim ki, bu olaylardan etkilenip, öfkesine hakim olamazsa, bilin ki, terör hedefine ulaşmıştır.”

SAĞDUYU VE SABIR ÇAĞRISI
Erdoğan, sağduyuyla, sabırla hareket edilmesi gerektiğine işaret ederek şunları söyledi:
”Ülkemiz güçlüdür, demokrasimiz güçlüdür, devletimiz güçlüdür, gereği neyse bu muhakkak yapılacaktır. Sabırla hareket edeceğiz. Onların oyununa, tezgahına, kirli tuzaklarına gelmeyeceğiz. Bu oyunu hep birlikte bozacağız. Buradan, çetelerin, terör örgütlerinin, kirli odakların taşeronlarına da sesleniyorum; Siyaset adı altında gençlerin kanından beslenen vampirlere, istismarcılara da sesleniyorum; Gençlerin eline molotof kokteyli verenlere, parti binalarında, parti otobüslerinde molotof kokteyli saklayanlara, belediyelerde molotof kokteyli saklayanlara, belediye binalarından vatandaşa molotof kokteyli atanlara sesleniyorum; 5 yaşındaki çocukların eline taş verip arkasına saklanacak kadar alçalmışlara, canilere, fırsatçılara da sesleniyorum; Gençlerin kanından beslendiğiniz artık yeter. Döktüğünüz şehit kanı artık yeter. Kendi ikbaliniz için söndürdüğünüz ocaklara artık yeter. Ve diyorum ki, insanlığınızı varsa, vicdanınızı varsa, sorumluluğunuzu hatırlayın diyorum, bu çirkin yoldan geri dönün diyorum.”

TARİHTE TERÖRLE YAŞAYANLAR HİÇBİR YERE VARAMADILAR
Bu mücadelenin kararlı bir şekilde sürdürüleceğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
”Bilesiniz ki, tarihte terörle yaşayanlar hiç bir yere varamadılar, bundan sonra da varamayacaklar. Burada benim bir çağrım var, yazılı ve görsel medyaya bir çağrım var; bunları şu veya bu şekilde televizyon programlarınızda beslediğinizin farkında mısınız? Bunları ortaya çıkaralım, deşifre edelim derken terörün propagandasını yaptığınızın farkında mısınız? Bunların siyasette ilintili olan örgütlerini ortaya çıkaracağız derken bir çok şeyin propagandasını yaptığınızın farkın da mısınız? Yüzleri maskeli, elinde molotof kokteyli olan teröristlerin yanında bunların milletvekilleriyle fotoğraf karelerini görmüyor musunuz? Bakıyorsunuz ki ilçe başkanı torbada molotof kokteyli bunları geliyor gençlere dağıtıyor. Yakalanıyor. Şu anda tutuklu, içeride. Bunları anlatmaya gerek var mı? İlçe başkanı böyle, il başkanı böyle, milletvekilleri böyle daha neyi anlatalım? Her şey açık ve net ortada. Ondan sonra da söylenen ‘biz hak ve özgürlüklerimizi arıyoruz’ kusura bakma, hak ve özgürlükleri aramanın yolu bu değil. AK Parti de ortaya çıktı, AK Parti de kuruldu. Kurulduğumuz zaman bizim herhangi bir varlığımız yoktu, 16 ayda benim milletim bizi iktidara taşıdı. Bu ülkede yıllar yılı partisi olanlar, niçin milletim onları tek başına iktidara getirmiyor. Cumhuriyetten eskiyiz diyenleri niçin iktidara getirmiyor. Neden? çünkü benim milletim, hani güzel bir söz var ya, müslüman bir sokulduğu delikten bir daha sokulmaz. 2 kere sokulmak bize yakışmaz. Onun için uyanık olacağız ve bu oyunu hep beraber, milletçe bozacağız. Ben Osmaniyeli kardeşlerimin gözünde bunu görüyorum.”

AYSEL TUĞLUK’A YANIT
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Demokratik Toplum Kongresi Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un sözlerine ilişkin, ”Şu anda BDP’nin mantığı budur. BDP, demokratik yollarla değil, ne yazık ki yaklaşım tarzı şu anda terör örgütünün destekleriyle bir yere varmanın gayreti içerisinde ve desteği orada bulmaktadır” dedi.

Erdoğan, Osmaniye’de Korkut Ata Üniversitesinde düzenlenen toplu açılış töreninin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Erdoğan, bir gazetecinin, ” Demokratik Toplum Kongresi Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un, ‘Devletle eğer anlaşamazsak Kürtler kendi demokrasisini yaratır ve onun içinde yaşar. Suriye ve Mısır’daki gibi bir statü elde ederiz, bedeli ne olursa olsun’ gibi sözler sarf etti, siz bu konuda neler düşünüyorsunuz” sorusunu şöyle yanıtladı:

”Bu tür duyumlarla benim bir açıklama yapmam doğru olmaz fakat bu açıklama kendi içinde eğer sizin şu anda ifade ettiğiniz şekliyle ise bir defa ne Kuzey Afrika’da ne Ortadoğu’da olanla bunların yaptıklarının yakından uzaktan alakası yok. Bir defa oralarda bir demokratik ortam söz konusu değil. Parti kurmaktan tutunuz da seçimlere girmeye varıncaya kadar bunların hiçbirisi mümkün değildi. Otokratik bir yapı mevcuttu. Türkiye’de ise bir otokratik yapı söz konusu değil. Türkiye’de demokratik bir yapı var. 40’ı aşkın siyasi parti… Bakıyorsunuz 20’yi aşkın siyasi parti seçime rahatlıkla girebiliyor. Kimseye ‘sen niye seçime giriyorsun’ diyen var mı? İsteyen parti, istediği gibi seçime katılabiliyor mu? Katılabiliyor.

Bunlar demokratik yollarla iktidara gelemeyeceklerini gördükleri için maalesef antidemokratik yollarla ve tam aksine oralarda yıllar yılı halkların ezildiği, şikayetçi olduğu yöntemi bunlar kendileri için çıkış yolu olarak görüyorlar. Şu anda BDP’nin mantığı budur. BDP, demokratik yollarla değil, ne yazık ki yaklaşım tarzı şu anda terör örgütünün destekleriyle bir yere varmanın gayreti içerisinde ve desteği orada bulmaktadır. Eğer üç tane teröristin yanında kalkıp da BDP’li bir milletvekili, maskeyle yüzleri kapalı olan, ellerinde molotofkokteyl… Onların yanında durabiliyorsa ve parti teşkilatlarından molotofkokteyller bir yerlere taşınıyorsa belediyelerden molotofkoteyl halkın üzerine atılıyorsa burada düşünüp, şöyle bir geleceği iyi değerlendirmemiz lazım ve ben inanıyorum ki aklıselim sahibi olan tüm vatandaşlarımız bunu iyi değerlendirecektir. Hele hele benim Kürt kökenli kardeşlerim bu konular üzerindeki hassasiyetlerini çok daha net olarak bu seçimlerde ortaya koyacaktır.

Ve hiçbir zaman bunlar benim Kürt kökenli vatandaşlarımın temsilcisi olmadılar, onlara hizmet götürmek gibi bir anlayışları olmadı. Eğer son sekiz seneyi iyi değerlendirecek olursak olağanüstü halin kaldırılmasından tutunuz, bunun yanında Çekiç Güç’ün gönderilmesine varıncaya kadar ve TRT Şeş’ine varıncaya kadar, kendi dillerinde kurslar açmalarına varıncaya kadar, üniversitelerde Kürtçe bölümler kurulmasına varıncaya kadar, bunları kuran bir iktidar var. Böyle bir süreç yaşanıyor. Ve sosyoekonomik noktada çok ciddi yatırımların yapıldığı bir dönem var. Yaklaşık 20-25 katrilyonu bulan bir yatırım bugün Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine yapılmıştır. Bunların olduğu bir süreci, bu şekilde değerlendirmenin çok çok yanlış olduğunu, bunun farklı bir şekilde meydan okuma yöntemidir ki bu yöntem demokratik bir yöntem değildir. Bunu benim halkım en güzel şekilde değerlendirir.”

AA

Etiketler: , ,

Yorum Yapın

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Benzer yazılar

Patalojik kıskançlık Patalojik kıskançlık

Sevdigimiz biri yada bir seyi kaybetmeye dair olan korku kıskançlığın en temel unsurudur.Bunlar sosyal hayatta,sevdiğimiz bir eşya veya sevdigimiz...

DEVAMI
Aşkla ilgili büyüleyici ve komik gerçekler Aşkla ilgili büyüleyici ve komik gerçekler

Âsk gösterişli ve bir o kadar da şaşırtıcı bir duygudur..Bakın bunlar nelerdir.. Sabahları karılarını öpen erkekler,öpmeyen erkeklerden 5 yil daha...

DEVAMI
Tuvalet kağıdını asma şeklimiz Tuvalet kağıdını asma şeklimiz

Bazen arkadaşımıza yada akrabalarımıza gittiğimizde , tuvalet ihtiyacını karşılamak için girdiğimiz tuvalette bı gariplik hissederiz.Tuvalet kağıdının evde ki gibi...

DEVAMI