BALYOZ SAHTE DİYENLERE SARIKIZ SOHBETLERİ

“Silâhımız caydırıcılığımız… Bu hükümetle olmaz… Kaldıraç basın yayındır. Bunu kullanmalıyız… Seçimden önce muhtıra vermeliyiz…”
“Dijitalde sahtekârlık var” diyenler, sürecin aynı aktörlerle devam etmesini acaba nasıl değerlendirecek? diye soran Sabah’tan Nazlı Ilıcak, Özden Örnek günlüklerinde yer alan diyalogları köşesine taşıyarak dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök hariç, diğer kuvvet komutanlarının en azından bir muhtıra verilmesi için birlikte hareket ettiklerine dikkat çekti.

İşte Nazlı Ilıcak’ın yazısı:

Balyoz’dan sonra Sarıkız

Balyoz, Birinci Ordu’da hazırlanan bir darbe planıydı. Ama Birinci Ordu Komutanı Çetin Doğan, Ağustos 2003’te emekli oldu. Onunla birlikte hareket eden komutanlardan bazıları, aynı istikametteki faaliyetini sürdürdü. Amaç, AK Parti iktidarının devrilmesiydi.

Bir hususu hemen kaydedeyim: Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Balyoz’a iştirak etmemişti. Hatta iç tehdide yönelik bir plan semineri yapılmaması için kendisine bağlı olan Birinci Ordu’ya talimat verdi. Lâkin bu talimatı dinlenmedi ve çok tartışılan meşhur Plan Semineri gerçekleşti (5-7 Mart 2003).

Çetin Doğan emekli olduktan sonra, bu defa Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök hariç, diğer kuvvet komutanlarının en azından bir muhtıra verilmesi için birlikte hareket ettikleri, Hilmi Özkök’e bu görüşü açtıkları Özden Örnek günlüklerinden anlaşılıyor. Sözü 3 Aralık 2003 tarihli toplantıya getirmek isterim. Özetleyerek veriyorum:

Hurşit Tolon: “Seçimden önce ikaz etmezsek, önümüze aşamayacağımız bir engel çıkacaktır.”

Şener Eruygur: “Söylenecekler söylendi; artık her şey elden gidiyor.”

Özden Örnek: “Silâhımız caydırıcılığımız; ben bunların bölüneceğine inanmıyorum. Bundan sonraki seçimi de kazanacaklardır. O zaman geç olacaktır. Madem hepimiz hükümetin anayasaya aykırı hareket ettiğine eminiz, 35. madde gereği, anayasayı korumak da bizim görevimiz.”

İbrahim Fırtına: “Eylem Planı’nın amacı anayasayı korumaktır. Parlamento cumhurbaşkanı tarafından feshedilmelidir. Bu hükümetle olmaz. Cumhurbaşkanının yetkileri vardır.”

Şükrü Sarıışık: “Çok zamanımız kalmadı. Hükümetin icraatlarının demokrasiyle engellenmesi mümkün değil.”

Fevzi Türkeri: “Basın, TÜSİAD, sermaye sahiplerini toplayıp, bu iktidarın yaptıklarını anlatalım. Onları tarafımıza çekmeye çalışalım.”

Yaşar Büyükanıt: “Deadline seçimlerdir. (29 Mart 2004 Mahalli seçimleri kastediyor. NI) Kamuoyu desteği için en önemli kaldıraç basın yayındır. Bunu kullanmalıyız.”

Aytaç Yalman: “Benim önerim hemen ve gecikmeden eylem planına başlamak; seçimden önce muhtıra vermeliyiz.”

***

Genelkurmay Başkanı’na arzlar sırasında, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı İlker Başbuğ, eylem planını ertelemekten yana görüş ifade etmişti ve “Tablo kötü ama umutsuz olmaya gerek yok. Eylem planımızın tek zorluğu, acaba toplum bu konuyu ne kadar biliyor? 28 Şubat konjonktürü farklıydı; halk daha hazır değil” demişti.

Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ise, yatıştırıcı bir konuşma yapmıştı: “Herkesin aynı fikirde olması güzel. Ben % 80’i ile aynı fikirdeyim. Ama katılmadığım noktalar var… Muhtıra vermeye niyetim yok. Bu hükümet gitmelidir. Demokratik yollardan bu işi halledeceğiz.”

Özden Örnek, günlüğüne o günkü konuşmalardan çıkardığı sonucu ve şahsi düşüncesini de kaydediyor: “Tarihi bir toplantıydı. Genelkurmay Başkanı’na onunla aynı fikirde olmadığımız mesajı verildi. O da yalnız kaldığını anladı. Direnmekte devam ediyor. Ama artık çok geç…”

3 Aralık 2003 toplantısından sonra, 3 kuvvet komutanı (Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek, Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına) Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur’un davetini kabul ederek, Jandarma Sosyal Tesislerinde bir toplantı yaparlar. Özden Örnek’in günlüğüne göre, Yalman, Genelkurmay Başkanı’ndan yakınır ve “Bir gelişme olmazsa istifa edeceğini” söyler. Diğerleri “Daha yapacak çok işimiz ver” diye karşı çıkar. Özden Örnek günlüğüne şu notu düşer: “Bir eylem planı yapmaya karar verdik. Önce basını ele geçirmeye çalışacağız. Sonra üniversite rektörleriyle temas edip öğrencileri sokağa dökeceğiz. Sendikalarla aynı şekilde hareket edeceğiz. Sokaklara afişler astırılacak; dernekler hükümet aleyhine teşvik edilecek. Bu eylem planının adı SARIKIZ olarak konuldu.”

O tarihten sonra Aytaç Yalman tekrar Hilmi Özkök’le konuşur ve ona “Ordu komutanlarının tepkisini gördünüz, herkes daha fazla etkin olmamızı istiyor. Gerekirse bunlara seçimlerden önce bir muhtıra verelim” der.

***

Balyoz, Çetin Doğan’ın emekliye sevk edilmesiyle uygulama imkânı bulamadı. Ama ardından Sarıkız geldi. Bu eylem planına da, Balyoz’da yer alan birçok asker önayak oldu. “Dijitalde sahtekârlık var” diyenler, sürecin aynı aktörlerle devam etmesini acaba nasıl değerlendirecek?

0 cevaplar

Cevapla

Tartismaya Katilmak Istermisiniz?
Lutfen Katkida Bulunun!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir