‘ANADİLDE EĞİTİMİN TOPLUMU BÖLECEĞİ KANISINDAYIZ’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kişinin anadilini öğrenme özgürlüğüne sahip olduğunu belirtti ancak anadilde eğitime karşı olduklarını söyledi.
“Anadilde eğitimin toplumu böleceği kanısındayız.” diyen Kılıçdardoğlu, “Kişi anadilini öğrenme özgürlüğüne sahiptir, sahip olmalıdır. Anadilini öğrenmelidir. Devlet bu konuda gerekirse katkı da yapmalıdır. Ama anadilde eğitimin, toplumu böleceği kanısındayız.” ifadesini kullandı.

Terör sorununun toplumsal uzlaşmayla çözüleceğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, Parlamento’da grubu bulunan bulunmayan tüm siyasi partilerin temsil edildiği bir komisyona paralel bir akil adamlar heyeti oluşturulması gerektiğini söyledi. Türkiye’de darbe döneminin bittiğine inanan bir siyasal parti olduklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, halkın değerlerine her siyasal partinin saygı duyması gerektiği gibi kendilerinin de saygı duyması gerektiğini vurguladı. “Dünya, evrim, paradigmalar değişiyorsa CHP, ‘ben değişmiyorum’ diyemez, değişeceğiz.” diyen Kılıçdaroğlu, dershanelerin bugünkü koşullarda kaldırılmasını ise riskli bulduğunu kaydetti.

Cihan Haber Ajansı’na (Cihan) konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Anadilde eğitim konusunda duruşlarının net ve belli olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, “Kişi anadilini öğrenme özgürlüğüne sahip olmalıdır. Anadilini öğrenmelidir. Devlet bu konuda gerekirse katkı da yapmalıdır. Ama biz anadilde eğitimin, toplumu böleceği kanısındayız. O nedenle anadilde eğitimi uygun görmüyoruz. Ama anadilini öğrenme konusunda hiçbir sorunumuz yok. Öğrenme ayrı, eğitim ayrı. Seçmeli ders olarak şuan Kürtçe var zaten. İsteyen çocuklarımız Kürtçeyi öğrenebiliyorlar. Biz buna ‘niçin Kürtçe öğreniyorlar’ diye itiraz etmedik. Kişinin anadilini öğrenme konusunda devlet katkı vermeli, yardım etmeli, bunda bir tereddüdümüz yok. Ama resmi dil Türkçedir. İkinci bir resmi dilin olmasının doğru olmadığı kanısındayız.” ifadelerini kullandı.

“SORUN ANAYASADAN DEĞİL 12 EYLÜL REJİMİNİN GETİRDİĞİ YASALARDAN KAYNAKLANIYOR”

Anayasa değişikliği konusunda sivil, demokratik, özgürlükçü bir anayasaya evet dediklerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Sorun, büyük ölçüde anayasadan değil; 12 Eylül rejiminin getirdiği yasalardan kaynaklanıyor.” dedi. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Biz onlara darbe hukuku diyoruz. Darbe hukukun değişmediği yerde özgürlükten söz edemezsiniz. AKP’ye ‘gelin anayasayı değiştirelim hiçbir itirazımız yok ama darbe hukukunu da değiştirelim’ dedik. Böylece Türkiye gerçekten demokratik, özgürlükçü ülke olsun. Ama AKP bizim bu teklifimizi kabul etmedi. Anayasayı değiştirme konusunda en samimi davranan parti biziz. İyi niyetli her türlü katkıyı vermeye çalışıyoruz. Anayasanın değişmesi konusunda ben, AKP samimi olmadığı için şahsi inancım odur biraz endişelerim var.”

Partisinin ‘vatandaşlık tanımı’ tanımı konusunda birden fazla seçenek üzerinde durduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Arkadaşlarımız uluslararası evrensel hukuka bakıyorlar, iç hukuka bakıyorlar; geçmişteki anayasa değişikliklerine bakıyorlar. Hatta 1924 Anasayası’na kadar gittiler. ‘Oradaki tanımlar nedir’ diye. Bugün yarın görüşlerini beyan edeceklerdir.” dedi. Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliği konusundaki kırmızı çizgilerinin ise anayasanın başlangıcındaki ilk dört madde olduğunu vurguladı.

“TERÖRÜN ÇÖZÜMÜ İÇİN MECLİS’TE KOMİSYON VE AKİL ADAMLAR OLUŞTURULSUN”

Terörün çözümü konusunda Başbakan’ın ‘Sizden üç kişi bizden üç kişi bir araya gelsinler biz bu işi çözelim’ dediğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Sayın Başbakan bu olayın toplumsal uzlaşmayla çözüleceğini bilmediğini ortaya koyuyor. Bizim talebimiz ve önerimiz de şudur: Bir parti veya iki partinin bir araya gelerek çözeceği bir mesele değildir. Bu sorun toplumsal uzlaşmayla, bütün siyasal partilerin hatta Parlamento dışındaki partilerinde bir araya gelip, oturup çözebilecekleri bir sorundur. Kronik bir sorundur. Eğer tek başına yasalarla çözülseydi AKP otururdu; zaten Meclis’te gücü de var. İstediği yasayı çıkarabilir. Bize ihtiyacı bile yok. Niye bize ihtiyaç duyuyor? Gel beraber çözelim. Biz de şunu söylüyoruz: Bizim önerimiz akılcı bir öneri. Parlamento’da oturacağız, her siyasal partiden eşit şekilde milletvekili katılacak. Onun dışında paralel bir akil adamlar heyeti olacak. Dolayısıyla ikisinin işbirliğiyle biz bu soruna çözüm üreteceğiz. Bu sorunun çözümünde MHP’yi veya BDP’yi nasıl göz ardı edersiniz? Sayın Meclis Başkanı’nın çağrısı da bizim çağrımızı doğruladı.” diye konuştu.

“TERÖR ÖRGÜTLERİYLE HAKLAR GÖRÜŞÜLMEZ, ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ GÖRÜŞÜLMEZ”

Oslo görüşmelerine ilişkin açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, meşru, yasaların izin verdiklerinin dışında devletin hiçbir meşru organının bir terör örgütüyle masaya oturmayacağını, oturmadığını söyledi. “Devletin istihbarat örgütü görüşür elbet. Yeni mi görüştü? Hayır, çok eskiden beri görüşüyorlar.

Ayrıca yasaları izin veriyor zaten.” diyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Ama görüşme istihbarat örgütüyle değildi. Sayın Başbakan’ın özel temsilcisi müsteşar yardımcısını görevlendirdi. Orada ‘Sayın Erdoğan’ın temsilcisi olarak ben buradayım’ diyor. İtiraz ettiğimiz nokta bu, bir. İkinci nokta şu: Terör örgütüyle haklar görüşülmez. Anayasa değişikliği, yasa değişikliği görüşülmez. Onların görüşme yeri meşru zemindir; o da Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Siz terör örgütüyle oturuyorsunuz anayasal değişiklikleri, yasal değişiklikleri görüşüyorsunuz. Biz niye akil adamları önerdik? Görüşme yapılacaksa, bu ülkenin kanaat önderleri, devletle ilgisi olmayanlar gidip görüşme yapacak ama gelip Türkiye Büyük Millet Meclisi Uzlaşma Komisyonu’na o görüşmenin ayrıntılarını anlatacaktır.”

“İSTİKLAL MAHKEMELERİ KAMUOYUNDA TARTIŞILABİLİR”

Kemal Kılıçdaroğlu, “Darbelere karşı olduğunuzu söylediğiniz halde darbeye teşebbüs iddiasıyla yargılanan bazı isimleri vekil adayı göstermeniz bir çelişki olmuyor mu?” yönündeki bir soru üzerine, darbelerden en büyük zararı gören parti olduklarını belirtti. Parti mallarına el konulduğunu, genel başkanlarının hapse atıldığını anlatan Kılıçdaroğlu, “Dolayısıyla darbenin bu ülkeyi hep geriye götürdüğünü bilen bir siyasal partiyiz. Türkiye’de darbe döneminin bittiğine inanan bir siyasal partiyiz. Darbe yapanlarında yargılanması gerekir. ‘Onları niye darbecilikten yargıladınız’ diye hiçbir zaman öyle bir ifade kullanmadık. Birisi darbe yapmaya kalkmışsa, onu projelendirmişse gidip yargılanabilir.” dedi. Tutuklu bulunan milletvekilleri için dokunulmazlık istemediklerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, Sinan Aygün’ün halen yargılandığını, bunda bir engel olmadığını ifade etti. “İsteğimiz adalettir, başka bir şey istemiyoruz.” diyen Kılıçdaroğlu, “Özel yetkili mahkemeler hukuk devletinde olmaz. Menderes’in idamı özel mahkemelerde olmuştur. Bu ülkede kamu vicdanı kabul ediyor mu? Hayır. Deniz Gezmiş ve arkadaşları idam edildiler, özel sıkı yönetim mahkemelerinde olmaz. 17 yaşındaki çocuğun yaşını büyüttüler, 18 yaptılar, idam ettiler özel mahkemelerde.” diye konuştu.

Özel yetkili mahkemeler ile 1920’li yıllarda faaliyet gösteren İstiklal Mahkemeleri’nin aynı kategoride değerlendirip değerlendirmediğinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, “İstiklal Mahkemeleri ayrı. Onlar bir devletin yeniden yapılaşması süreci içinde oluşan mahkemelerdir. İstiklal Mahkemeleri kamuoyunda tartışılabilir, görüşülebilir. Bu konuda kitaplar da yazıldı. Hukuk her yerde her zaman bizim istediğimiz temel hukuktur. Yargılama sürecinde bir aksaklık olursa kamu vicdanı bunu kabul etmemiştir. Bizim isteğimiz odur. Buradaki mahkemelerde de özel yetkili mahkemeler doğru değildir. Normal mahkemelerde yargılansınlar.” karşılığını verdi.

“28 ŞUBAT DÖNEMİNDE HAKKIMDA ‘SAKINCALI’ DİYE RAPOR HAZIRLANMIŞ”

Bürokrat olduğu 28 Şubat sürecinde herhangi bir mağduriyet yaşayıp yaşamadığı sorulan Kılıçdaroğlu, “Emekli olduktan sonra öğrendim benim hakkımda da rapor mu yazı mı galiba rapor düzenlenmiş. ‘Sakıncalı’ şeklinde. Bir köşe yazarının yazısı üzerine tazminat davası açtım. O raporu Başbakanlık mahkemeye gönderdi ve ben ilk kez orada gördüm. Onun üzerine Başbakanlık aleyhine dava açtım. Bizim muhatabımız Başbakanlık. (Başbakanlık mı BÇG mi sorusu üzerine) Batı Çalışma Grubu onun dışında değil ki. Başbakanlık bu raporu savundu. Şimdi darbeye karşıyım diyen hükümet, o raporu savundu. ” ifadelerini kullandı.

“STATÜKOCU YAPIYI ASLA KABUL ETMİYORUM”

CHP’ye yöneltilen ‘elitist’ eleştirilerini değerlendiren Kemal Kılıçdaroğlu, statükocu bir yapıyı asla kabul etmediğini aktardı. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Şöyle bakmak lazım: Eğer bir ülkenin entelektüel birikimi varsa, bu birikimi bir siyasal parti taşıyorsa, onu eleştirmememiz lazım. Entelektüel birikim bir ülke için olağanüstü bir zenginliktir. Kültürü zaten o entelektüel birikimi sürekli yoğurur ve daha ileriye götürür. CHP’nin tarihte böyle bir misyonu vardır. Şimdi de böyle bir misyonunun olmasını ben yürekten isterim. Sosyal demokrasi sadece 19. yüzyılın başlarında geliştiği şekliyle değil, 21. yüzyılda, 20. yüzyılın sonlarında dünya değişti, dengeler değişti, düşünceler değişti. Biz de değişiyoruz. Statükocu bir yapıyı asla kabul etmiyorum. Dünyadaki bütün değişimlere ayak uyduran, halktan yana mazlumdan yana, politikalar üreten bir siyasi parti olmak istiyoruz. Dünya, evrim, paradigmalar değişiyorsa; CHP, ‘ben değişmiyorum’ diyemez, değişeceğiz.”

“Halkın değerlerine her siyasal partinin saygı duyması gerektiği gibi bizim de saygı duymamız lazım.” diyen Kılıçdaroğlu, “İki temel noktada bazen çok acımasızca eleştirildik. Bunlardan birisi inanç, diğeri etnik kimlik. Oysa bu iki temel nokta insan hakkıdır, en temel insan hakkıdır. Bir insan istediğine inanır, onun inancına müdahale edilemez, hakkın ve yetkin de yok. Herkesin etnik kimliğine saygı duyacaksınız. Bu iki alanla siyaset barışık olmalı, saygı duymalı ama girmemeli.” diye konuştu.

“HZ. MUHAMMED DÜNYANIN GELMİŞ GEÇMİŞ EN BÜYÜK DEVRİMCİSİDİR”

Bir AK Parti il başkanının Hz. Muhammed’e kimlik kartı çıkardığını öne süren Kılıçdaroğlu, bunun müthiş bir saygısızlık olduğunu vurguladı. Böyle bir şey olamayacağının altını çizen Kılıçdaroğlu, “Siyasette eğer siz dini kullanırsanız bu noktaya geliyorsunuz. O kadar acımasız bir tablo ki Hz. Muhammed’in çocuklarından birisinin adının Tayyip olduğunu yazıyorsunuz. Hz. Muhammed’in nesebiyle oynuyorsunuz. Böyle bir çocuğu yok halbuki. Siz Hz. Muhammed’in çocuklarının adını bile değiştiriyorsanız, istismar ediyorsanız; kimse kusura bakmasın ama onun Müslümanlığı bile tartışılır. Ve dönüyorsunuz Hz. Muhammed’in kimlik kartının arkasına AKP’nin amblemini koyuyorsunuz. O milyarların peygamberidir. Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük devrimcisidir. Milyarlarca insanı etkilemiştir, milyarlarca insan şu anda Müslümanlığı kabul ediyor, içselleştirmiştir, huzur içinde o inanca sahip çıkmıştır. Siz nasıl kalkarsınız ve bunu bir siyasal partinin kimliği haline dönüştürürsünüz?” şeklinde konuştu.

AHIRA DÖNÜŞTÜRÜLEN CAMİLERİ SORDUK CEVAP ALAMADIM

Tek Parti döneminde camilerin ahıra dönüştürüldüğü yönündeki tartışmalara değinen Kılıçdaroğlu, konuyu Vakıflar Genel Müdürlüğü, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Başbakanlık’a sorduklarını ancak ahıra dönüştürülen cami cevabı verilmediğini söyledi. “Tek Parti dönemi sadece bizim partinin dönemi değil cumhuriyetin dönemidir.” diyen Kılıçdaroğlu, “Bir Cumhuriyet yaratmaya çalışıyoruz. Ortak tarihimizi elbette sorgulamalıyız bir itirazım yok ona. Kim yapar bunu? Tarihçiler yapar. Siyasetçi önyargıyla yaparsa halkı yanlışa götürür. Tarihle yüzleşmeyi tarihçiler yapacak, siyasetçiler değil.” dedi.

“DERSHANELER KAPATILIRSA YER ALTINA İNER”

Dershanelerin kapatılacağına yönelik açıklamaları değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Dershaneleri bugünkü koşullarda kaldırıyoruz derseniz dershaneler yer altına iner. Yani kayıtlı olmaktan çıkar, kayıtsız, aynı işlevi gören pek çok dershane çıkar ortaya. Rahmetli Özal dershaneler kalksın diye ‘dershaneler okula dönüşürse onlara 5 yıllık vergi muafiyeti getireceğiz’ demişti 1980’li yıllarda. Pek çok dershane özel okula dönüştü fakat dershaneler yine kalkmadı. Neden? Eğer yüz binlerce gencimiz üniversite kapısından dönüyorsa veya 500 kişilik yere bin 500 kişi talip oluyorsa ve onlar arasında sınav yapılacaksa dershaneler olur.” diye konuştu. Kılıçdaroğlu, dershanelerin şu aşamada kaldırılmasını riskli gördüğünü vurguladı.

Özel hayatıyla ilgili açıklamalarda bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, dizilerle hiç arasının olmadığını, çünkü televizyonları izleme şansı bulunmadığını ifade etti. “Yoğun bir çalışma var gündemimde. Anadolu’yu geziyorum.” diyen Kılıçdaroğlu, eşiyle beraber belki bir tiyatroya gidebileceklerini kaydetti. Vakit buldukça siyasal kitaplara baktığını anlatan Kılıçdaroğlu, eleştirilerini ‘haklılık zemini’ne oturtmaya özen gösterdiğini, hakarete varan bir kelimesi olmadığını söyledi.

MAKAM ODASINDA KUR’AN, NUTUK VE İMZALI ‘ORHAN BABA’ ALBÜMÜ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cihan Haber Ajansı (Cihan) Genel Müdür Yardımcısı Hakan İnce, Ankara Temsilcisi Mustafa Kılıç ve CHP muhabiri Emrullah Bayrak’ı makamında kabul etti. Cihan ekibini samimi bir şekilde karşılayan Kılıçdaroğlu, en sevdiği yağlı boya İsmet İnönü tablosunu gösterdi. 1994’te Yalçın Kayışçı tarafından çizilen İnönü tablosunun yanında bir de İnönü heykeli bulunuyor.

Röportajın ardından engelli bir çocuğa ait tablonun hikayesini de anlatan Kılıçdaroğlu, genç ressamı engelliler gününde davet ettiklerini ve ailesine destek verdiklerini kaydetti. “Çocukta olağanüstü bir renk uyumu var. Allah vergisi var.” diyen Kılıçdaroğlu, evini ziyaret ettiklerini ifade etti. Tablolarını sergilediklerini ve satıldığını dile getiren Kılıçdaroğlu, Muhammed Yalçın’ın yakında ziyaretine geleceğini belirtti.

Kılıçdaroğlu’nun makam odasında, 60. sanat yılında Orhan Gencebay’ın Kılıçdaroğlu için imzaladığı albüm dikkat çekti. Albüm, 33 sanatçının seslendirdiği Orhan Gencebay’a ait 33 şarkıdan oluşuyor. Dinleyip dinlemediğinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, “Orhan Bey’i dinlemeyen var mı?” karşılığını verdi. Masasının üzerinde Nutuk ile Kur’an-ı Kerim ve Suat Yıldırım’ın hazırladığı Kur’an-ı Kerim meali bulunan Kılıçdaroğlu, 4 maymunu sembolize eden biblonun anlamını şöyle açıkladı: “Yazan maymun, gören maymun, işiten maymun ve konuşan maymun.”

Cihan Haber Ajansı Genel Müdür Yardımcısı Hakan İnce, röportajın sonunda Kılıçdaroğlu’na ‘Cihan’ yazılı bir porselen takdim etti.

Etiketler: , , , , , , , , ,

Yorum Yapın

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Benzer yazılar

Titus Tüneli (Hatay) Titus Tüneli (Hatay)

Hatay'ın Samandağ ilçesinde , Romalılar döneminde sel sularini önlemek için bin esire yaptırılan titus Tüneli , ilginç hikayesi ve...

DEVAMI
Karpuz çekirdeğinin faydaları Karpuz çekirdeğinin faydaları

Yaz mevsiminin vazgecilmez meyvelirinden olan karpuzun tadı zaten tartışılmaz.Peki karpuz çekirdeğinin faydalarini biliyor musunuz ? Karpuz cekirdeginde bulunan bir amino...

DEVAMI
GÜVEN GÜVEN

İnsanlar arasindaki ilişkilerde en temel duydu güvendir.Yemek yemek ,su içmek ,uyumak gibi temel ihtiyaçlar gibi guven de bı nevi...

DEVAMI